10 Kasım 2007 Cumartesi

[17242] KURANİ FİKİR-3 BÖLÜM

KURANİ FİKİR

 

 

VE ASLA ZULÜMDE ISRAR EDENLERDEN YANA EĞİLİM GÖSTERMEYİN. YOKSA, ATEŞ SİZEDE DOKUNUR; VE ALLAH'TAN BAŞKA KORUYUCUNUZ OLMADIĞINA GÖRE, O ZAMAN ONUN TARAFINDAN DA YARDIM EDİLMEZ SİZE? (HUD 113.)

 

Kurani Kerim okuyucuları Allah'ın zulümden neyi kastetdiğini bilirler..Burda   zulüm kelimesi DÜNYA HAYATINI KENDİ FİKİRLERİ İLE DONATIP YAŞAYAN VE BU HAYAT İÇERİSİNDE İLAHİ KELAMA YER VERMEYENLERİN DAVRANIŞLARI, BU HAYATTA VE FİKİRDE İSRAR ETMELERİ KASDEDİLMİŞTİR. O halde kim olursa olsun veya ne olursa olsun ister birey, ister kurum, ister yönetim bu tarz zulumde ısrar edici olanların davranışlarına destek olmak BİR MÜSLÜMANIN YAPAMAYACAĞI, HALLERİNE BÜRÜNEMEYECEĞİ DAVRANIŞLARDAN BİR DAVRANIŞTIR..Ne olursa olsun kim olursa olsun bu tarz davranış içine giripte HAK VE ADALETTEN ayrılarak ZALİM topluma DESTEK ÇIKMASI kişiyi varsa amelleri ile birlikte cehenneme götürür..Evet ALEMLERİN RABBİ KURANİ KERİM OKUYUCULARIDA ÇOK İYİ BİLİRLER Kİ ADALET NOKTASINDA ÇOK ŞEDİTTİR..Ve kim olursa olsun ki bu ister PEYGAMBER olsun KURANI KERİMDE ZÜLME ASLA RIZA GÖSTERMEDİĞİNİ çok açık ve net ayetlerle bildirir..O halde eğer kişi adalet noktasında İLAHİ DAVRANIŞ VE FİKRE KAVUŞMUŞ İSE belki Alemlerinin Rabbinin Affından ümit edebilir. Alemlerinin Rabbininde belirtiği gibi Ondan Başka koruycuya sahip değiliz, böylesi bir adaletsizlik fikrine gark olduğumuz zaman ve hak ve hakikati söylemekten çekinerek, zülme sessiz kalmak ve zülme taraftar olmak ile Kendimize kendi ellerimizle hiçbir yardımcı bırakmıyacak, Allah tarafındanda yardım edilmezler olacağız..

 

Velevki bu iki kafir arasındaki dava olsun, zalim olan taraftan yana olmamamız gerekteğini, iki müslümanda olsa zülmedenden yana eğilim göstermememiz gerektiğini bilmeliyiz. Bir ayeti kerimede Allah şöyle buyurur 'Allah İmanına Zülmü Karıştırmış Olanların İmanını Asla Kabul Etmeyecektir.' Şimdi herkes birkaç gün öncesine dönsün, acaba kalbimizde İman olduğu halde biz hiç zülmettik mi? Kardeşlerimize, Annemize, Babamıza, Komşularımıza,Toplumumuza adil olduk mu? Yoksa Sahip olduğumuz şeyleri bunlardan köşe bucak sakladık mı?..Veya birinin sözünden dolayı Annemizi, Babamızı incittik mi? Yani Adil olduk mu? Zülmedenin kışkırtması ile Zülme meylettik mi? Öyleyse Tekrardan Alemlerin Rabbinin Ayeti Kerimesini Okuyup Kendinize çeki düzen verin..! Çünkü öyle bir İman Kabul Görecek Bir İman değildir..Bu isterse İki Toplum Arasında olsun..Eğer Sizin Toplumunuz Olduğu için Diğer Topluma Yapılan Zülme Ses çıkartmıyorsanız Allah'ında dediği gibi Ateş Size Dokunacaktır..Sırf Kendi Toplumunuz olduğu için Allah'ın Kullarına Zülmetmelerini haklı buluyor, destekliyor ve onaylıyorsanız Hem 1.Ayeti kerimeyi Hem 2. ayeti kerimeyi tekrardan okuyup KURANİ ADALET FİKRİNİN derslerini hemen almanız gerektiğini vurgulamak isterim..

 

Gördüğünüz gibi, kişilere ve toplumlara indirgenmiş ve sosyal boyutta anlatılmış olan ZULÜM VE ONAYI meselesi bugün ÜMMETİ MUHAMMEDİN en büyük meselelerinden biridir..Toplumların Allah'ı Birlemesi, Resulu Onaylaması, Aynı Kıbleye Yönelmeleri, Aynı Kitabı Okumaları dahi birbirlerine karşı ADALETLİ OLMALARINI VE ZÜLMETMEMELERİNİ sağlayamamaktadır..Birbirlerinin katlini birbirlerine helal kılacak türlü bahanelerle birbirlerini boğazlayabilmektedirler..Ya da kendi DİN KARDEŞLERİNE karşı ZULMEDEN tarafta bulunarak İLAHİ ADALETİ HERCÜ MERÇ EDİP onlar gibi zalim olabilmektedirler. Oysa Allah kesin bir dille 'Ve Asla Zulümde ısrar edenlerden yana eğilim göstermeyin' demişken ve böylelikle 'Ateşin kendilerine dokunacağı' bildirmişken biz velevki amel sahibi olsun velevki alim kisvesinde olsun bu insanlara onay vermemekle ve taraf olmamakla mükellefiz..O yüzden şunu söylerim kafirin kafirle savaşından EY MÜSLÜMAN sana ne? Sen neden Taraf oluyorsun Allah sana Adaletten yana olmanı söylemişken, ve savaş senin savaşın değilken..! ADALET İLE YAKLAŞMAN gerekirken bir tarafı Küllen Müslüman Kılıp diğer Tarafı Küllen Gayri Müslim Kılıp Kendi Zulmüne Fetva çıkarıyorsun..İşte görüldüğü gibi ne Kuranla nede İslami Fikir ile bağdaşmayan bu tutum ve davranışlar AMELLERİN KENDİLERİNİ KANDIRARAK ama En Önemli ADALET VE ZULÜM FİKRİNDEN bihaber yaşayan MÜSLÜMANLARIN kendi düşmanlarına VERDİKLERİ en büyük kozdur..Demek ki Müslümanlar Kurani Kerim okuyup bu İLAHİ ADALET BİLİNCİNE VAKIF OLACAKLARINDAN VE BİRBİRLERİNE ZULÜMDE BULUNMAYACAKLARINDAN DOLAYI KURANI OKUMAMALIDIRLAR..Müstekbir Güçlerin Eline böylelikle birçok koz verileceğinden ve kendi heva ve heveslerinden konuşan Alim kisvesindeki birçok kişininde işleri görüleceğinden KURANI KERİM TÜM İSLAM DÜŞMANLARI İÇİN EN BÜYÜK TEHLİKEDİR..

 

Kuranı Kerimde ZULÜM VE ADALET boyutu birçok ayette işlenerek kulun bilincine İLAHİ ADALET VE ZALİM profili çizilmektedir. Ve aynı zamanda şu da görülmektedir ki salih amel ADALET noktasında sahihtir. Adaletten yana kendisinden eser görülmeyen ve Zulümün destekçisi her fert ATEŞ DEĞECEKTİR kelimetullahı ile muhataptır..Demek ki dediğim gibi İSLAM Namaz, Oruç, Hac, Zekat ile sınırlı değil aynı zamanda İLAHİ olarak makbuliyet derecesine alt ve üst sınırları belirlenmiş AMELLERDİR ki, kişi gece namazına kalksa, ama ADALETTEN SAPIP ZULME ONAY verse bunun ALLAH katında hiçbir anlamı yoktur..Bu bilinç ve bilgiden yoksun yaşayanların kendilerini kandırdıklarını bildirmekte isapetli olur. Demekki KURANI KERİM bir kişinin hem İNANCI hemde SOSYAL HAYATI içeren düzenlerini apacık ortaya koyarak SİYASİ kazançlar elde etmesini ARZULAMIŞ, hem dünyada hemde ahrette ESENLİK müjdesini vermiştir..Yapacağı tek şey KURANI KERİMDEKİ emirlere İTAAT etmesidir..SOSYAL VE SİYASİ kazançlar bu emirlerle zincirlerin halkaları gibi iç içe geçmiş olduğundan beraberinde getireceği hazinelerdir..Kişi Bunlara Ancak KURANİ FİKİRLE ulaşabilir..Kulların ADALETİ tasviri kendi NEFİSLERİNE göre yapılan tasvir olacağından İLAHİ ADALET hiçbir zaman KURANİ KERİM okunmadan bilinmeyecektir..HEM ALLAH'IN ELBETTE ANLATMA VE KAVRATMA GÜCÜ ŞÜPHESİZ Kİ VARDIR..KURANİ KERİM OKUYANLAR DA GÖRÜLEN ÖZELLİKLERDEN BİRİDE MESELELERDE FARKLI FİKİRLERE SAHİP OLMAMALARIDIR..BİR VUCUDUN AZALARI GİBİ ARALARINDA AYRILIK YOKTUR..BU DA ÜMMET BİLİNCİNİN NEYLE MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR..AYRILIKLARIN KAVGALARIN OLMADIĞI TÜM DÜNYAVİ ÇIKARLARDAN ARINMIŞ VE KURANI KERİMİN OKUNDUĞU BİR TOPLULUĞUN VARLIĞININ TARAFIMIZ İÇİN OLUŞTURULMASINI ALEMLERİN RABBİNDEN DİLER, TÜM MÜMİN KULLARA OKUMA YAZMA BİLEN ÇOCUKLARINA İLK YILINDAN İTİBAREN KURANI KERİM OKUTMALARI GEREKTİĞİNİ, GELECEKTEKİ SAVAŞ İÇİN EVLATLARINIZI HAZIRLAMANIZI ŞİDDETLİ VE ŞEDİT GÜNLERDE KAZANANLAR OLARAK ONLARI KUCAKLAMAK İSTEDİĞİMİZİ BİLDİRİRİM..

 

3.bölüm sonu

 

MÜJDE BAYRAM


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17264] Tahran Radyosunun Yeni İnternet Adresi

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17263] Tahran Radyosunun Yeni İnternet Sitesi

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17261] Tahran Radyosunun Yeni İnternet Adresi

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17262] Tahran Radyosunun YEni İnternet Sitesi

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17259] Tahran radyosunun İnternet Sitesi

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17258] Tahran Radyosu İnternet Sitesi

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17260] Tahran Radyosu'nun İnternet Sitesi değişti

Tahran Radyosunun İnternet sitesine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

=?x-unknown?B?WzE3MjQxXSBbc29MIGf8bkz8a11GYWNlYm9vazogU2FuYWwgc29z?= =?x-unknown?B?eWFsbGlrdGUgc2FuYWwgefx6bGUgbWU=?=

soL 11 Kasım 2007, sayı 542
www.sol.org.tr

Gündem

Ağa düşen avlanır
Sosyalleşme sitesi diye pazarlanan Facebook'un bugün dünyada yaklaşık 45 milyon kullanıcısı var. Türkiye ağında bulunan yaklaşık 1 milyon kişi gününün çoğunu 3 binden fazla sanal uygulama başında boşa harcıyor. Microsoft ve Google gibi dev firmalar ise sandalyesine çakılmış kullanıcıları reklam bombardımanına tutmak için kolları sıvamış durumda.
 
Sanal varolmanın dayanılmaz hafifliği
Facebook'un "seksbook" olarak kullanılıyor olması, sorunun yalnızca bir yönünü oluşturuyor. Sosyalliğin sanallaşmasının özünde, basit ahlâksızlıktan çok daha derin sorunlar bulunuyor.
 
Hedef sizsiniz!
İnternet reklamcılığı alanına hakim olmak isteyen emperyalist şirketler gözlerini çok tıklanan yeni sitelere dikti. Hızla büyüyen ve milyarlarca dolara satın alınmaya çalışılan bu sitelerin, televizyonun yerini sallayacağı iddia ediliyor.
Yazarlarımız

 

Devlet ve Siyaset - İMKB: 3- BJK (A.Ş.): 0
Dünyadan - ABD'den direnişe ateşkes önerisi
Kentte Gündem - 'Anlaşın, yoksa grev yaparız'
Sonuncu Kavga - Kral'ın gölgesi Telekom grevinin üzerinde
Prensa Latina - Alarcon: Küba yolsuzlukla savaşı kazanacak

Bu iletiyi dostlarınıza göndermeyi unutmayın. Bu iletiyi istemiyorsanız da bizi lütfen haberdar edin.

www.sol.org.tr sol@sol.org.tr


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

30 DILDE OZEL VE YEMINLI TERCUME

ARENA TERCUME


[30 DILDE OZEL VE NOTER YEMINLI TERCUME]


Sayin Yetkili,

Ceviri talepleriniz icin FIYAT TEKLIFIMIZI alabilirsiniz.

Bizimle her an iletisim kurabilirsiniz, projelerinizi uzman ekibimizle degerlendirebiliriz.


Tercume yaptigimiz diller :


Ingilizce, Almanca, Fransizca, Italyanca, Ispanyolca, Hollandaca, Rusca, Arapca, Farsca, Japonca, Ukraynaca, Romence, Bulgarca, Yunanca, Cince, Portekizce, Cekce, Slovakca, Isvecce, Norvecce, Danca, Fince, Osmanlica, Hirvatca, Makedonca, Sirpca, Bosnakca, Kirgizca, Azerice, Arnavutca.

Tercume dosyalari ve iletisim icin :

tercume.arena@gmail.com


ARENA TERCUME

Umut Aksoy
genel koordinator

[17240] EDITORIAL BY MAHMUT ESAT OZAN – AMERIKANIN ORTADOGU PLANLARI VE TURKIYE – 8 ESIR ASKER? – BEYAZ SARAYA TAVIZLER – KIRIMOGLU HAREKETE GECTI -

         


 Ceb Veya Ev Telefonunuzdan Tum Aramalarinizda

Sevdilerinizle Ozel Sunucular Uzerinden En Ucuz Telefon Fiatlari

Ve En Temiz Hatlarla Konusun

Kalite ve fiyat garantilidir eger begenmezseniz iptal edin ve sorgusuz sualsiz paranizi geri alin.

Hediyeniz 100 Dolarlik Kontur Yuklemeye 10 Dolar Bedava kontur

8888 promosyon kodu ile yazilin 2 Dolar bedava kontur Daha kazanin

http://turkishforum.itgcards.com/turkce/

 

Turkce Karakterler Kullanilmisdir Okumak Icin Turkish ISO Veya UTF-8 Tarayici Dil Kodlamasini Seciniz.

 

Please Set Your Browzers To UTF-8 Or Turkish ISO

 

 

TURKISH FORUM GRUBUNUZUN DAHA NİCE BAŞARILARI İÇİN SİZDE DESTEK OLABİLİRSİNİZ !

http://www.turkishforum.com/tr/bagis.html

 

 

 

Turkish Forum is a Network, PR and a Lobbying Foundation

     

Turk Forum Dayanisma, Halkla Iliskiler & Lobi kurulusudur

 

 

 

TURKISH FORUM * WORLD TURKISH ALLIANCE
United We Stand - United We Are Stronger
BIRLIKTEN KUVVET DOGAR
Informing and Activating Turks and Friends World Wide

TurkishForum.com

 

 

 

 

MiLLi DEGERLERiNi YiTiRMiS ULUSLAR, BASKA MiLLETLERiN AVIDIR"

 iCiNDEKiLER/Index: 

 

1-      ATATURK'S GREATEST LEGACY An Editorial)Mahmut Esat Ozan Chairman -Editorial Board he Turkish Forum

2-      USA AIMS TO START WAR IN MIDDLE EAST, RUSSIAN PUNDIT TELLS AZERI WEBSITE

3-      Kurdish envoy says Russia could mediate with Turkey

4-      8 Askerimiz KactI mI KacIrIldI mI?/ BüyükanIt: "DaglIca'da soru$turma acIldI, köstebek yok" 

5-      ABD'Yi SEVDiRME OPERASYONU BA$LADI

6-      PKKLILAR VARMISINIZ, hodri meydan

7-      Erdogan Beyaz Saray'da Iran tavizi Verdi

8-      KIRIM'IN SESINI DUYUN!.. - KIRIMOGLU HAREKETE GECTI

9-      8 ESIR? ASKER PKK KAMPINDA NASIL AGIRLANDILAR

10-  DaglIca'daki hain saldIrIyI planlayan ve uygulayanlar istihbarat birimleri tarafIndan tespit edildi.

 

AIDATLARINIZ VE BAGISLARINIZI LUTFEN YARINA BIRAKMAYINIZ,

TURKISH FORUM'UN 

SIZE, TURKIYEYE VE DUNYA TURK TOPLUMUNA  HIZMETINI   DESTEKLEYINIZ

http://www.turkishforum.com/tr/bagis.html

Turkish Forum is an 501-C(3) Tax Exempt, Non Profit & Charitable Organization

 

 

 

 

 

 

ATATURK'S GREATEST LEGACY

 

 

(An Editorial)

 

Mahmut Esat Ozan
Chairman -Editorial Board

The Turkish Forum-USA


 

 

During the perpetual written annals of the world, from its pre-historic days to our contemporary times, the names of many great people have left their mark on this planet. Their identities have been permanently recorded for posterity. The names of each and every one of these people can be found in the archives of libraries from Argentina to Zimbabwe.  Whether they belong to Socrates, or Caesar, or Cromwell or Shakespeare or Copernicus, or Henry the Eigth or maybe to Sultan Mehmet, the Conqueror, or Pasteur or Beethoven or for that matter thousands of others, they are all remembered and commemorated today for one or two distinct accomplishments they carried out in the span of their lives. 

 

Some of them reached an old age beyond the limit expected of them. Some were rulers whose reign lasted long decades. Some  perpetuated arrogantly the fantasy that they were descendent from God. Many Central American cultures manifested this theory. Until a relatively short time ago, Japanese Emperor Hirohito was a  good example for this kind of  belief. Earlier in the past, in 1643,  King Louis XIV of France proclaimed  that he was the 'Sun King.' His subjects were forced to worship him as a result.  Another Frenchman, though a native of a previously Italian-owned island  of Corsica, was Napoleon Bonaparte.  He, one fine day, declared himself an emperor. Even his own mother was dubious about  his future. When someone congratulated her about her son's  newly attained glory, she smirked a bit and answered in her broken Corsican French:
"Por vo queh sah durreh." In a better French accent she could have sounded :
"Pourvu que ca dure, which would have meant : "I hope it lasts!" There were also various other 'greats' who had acquired their grandiose titles by spending large amounts of fortunes to obtain them, or they were bestowed upon those by  the largesse of the rulers they served. The latter simply inherited the same by dint of 'legal' successions to the throne.

 

On the other hand, our globe has witnessed the arrival and the departure of a large number of genuinely superior leaders in its long history.  They all came  to this earth in the same old way- through the courtesy of their parents.  They lived productive lives and one day they left all that behind and joined their ancestors.  Our world,  having benefited from these people, had become a better place to live in. Among these vast  multitudes, the world witnessed their existence in  varied forms. Some were concerned humanitarians, others were vigilant social reformists, adulated military victors, astute legislators, prominent law givers, famous linguists, true patriots of all persuasions. Among them , one may also notice memorable educators,  matchless orators, and respectable political leaders.  However, the pages of history never had the chance to register the name of any single individual who had shown  hitherto an unparalleled aptitude and talent which encompassed  within himself each and every qualification mentioned above
Finally, at long last  this norm was broken. Just around the turn of the  20th century, on a   sunny day in the month of May,  a bouncing baby boy made his entry to this world and  unceremoniously, joined the fold of the human race. Even in his early adolescence he began to display a great promise for the future. As he matured, the young man , the hero of  this essay,  showed  every sign that he would possess soon  the cumulative sum of  all the above qualifications once attributed to a long list of great men who preceded him.
In school, where he excelled all others, he was dubbed  by one of his teachers with a new name. This name meant 'perfection.' It was easy to figure out  that this young man  was bound to go beyond the limits of things his destiny had reserved for him and prove that he was not cut from the same cloth as others.

 

This unique personality, this peerless exemplar of our true revelations, was none other than the greatest Turk  ever lived. His name was Mustafa. With his newly-given additional  name of 'perfection' he became Mustafa Kemal. Without a doubt, among the great leaders who had  ever graced the pages of history, few had achieved as much acclaim in as short a period of time, transforming the life of his nation as decisively, and gave  such  a profound inspiration to the world at large. Mustafa Kemal was bestowed another title. This time by a grateful nation . He became  'ATATURK', the father of the Turks. What separated Ataturk from others was the fact that he was not only a 'visionary,' he was also a pragmatic leader who put into action his visions to work time and time again , while a flabbergasted world at large followed his unbelievable accomplishment  with an utter disbelief. He was just 57 years old when he died on November 10, 1938.  Today, 62 long years after his demise, he still stands as tall, as monumental a figure towering over all the other 'greats' of the 20th Century. Among the accomplishments of this great man, the following are the most salient:

 

1- Defeating the Greeks,
2- Saving 'Turkiye' from Allied invasion,
3- Establishing the new Republic,
4- Ending the Ottoman Monarchy,
5- Abolishing the Caliphate,
6- Ending the Capitulations,
7- Signing the Lausane  Treaty
8- Adoption of modern headgear and attire,
9- Acceptance of the Gregorian Calendar,
10- Changing the Arabic script to Turkish one,
11- Decision to use Turkish for the chanting of 'ezan',
12- Emancipation of women,
13- Selection of a female judge for Turkish Supreme Court,
14- Annexing the province of 'Hatay',
15- Abolition of polygamy,
16- Adoption of scientific Civil Codes.

 

RESHAPING THE TURKISH
LANGUAGE WAS ATATURK'S
MOST IMPORTANT REFORM

 

Ataturk once said: "The fez sat upon our heads as the sign of ignorance, of fanaticism, of hatred against progress and civilization. It is necessary to abolish it and adopt in its place
...the hat." While Mustafa Kemal conducted the programs of separation  of religion from the state, of abolishing the oriental headgear and attire, he also thought  of using the Latin alphabet  in place of the Arabic one for the Turkish language. Study Slater, the author of a  rarely perceptible book, "The Golden Link," mentions this correctly and alludes to the
subject of another "dire necessity of cleansing the Turkish language of foreign elements."
The Arabic script as I call it,  was introduced into the Ottoman Empire like another element of regression, namely, the  eradication of women's rights. Because the Koran was written in Arabic, it had been honored more than Turkish.

 

The Arabic alphabet because it is devoid of  vowels, could never be in harmony with the Turkish language. My school teacher mother, who, by the way had to start going to  school all over again,  first to learn a  new alphabet and afterwards teach it  to her students,  as well as, to  her educator friends, was very eager to follow the new reforms of Ataturk. While she explained her glee for the new alphabet she showed me how ridiculous it was  to write in the old script. For instance, in order to write the word 'asfalt' in the Arabic script, she said, one had to write 'ah sefalet' which could only be translated to mean 'ah! misery.' It was like putting a size 10 foot into a size 5 shoe. It was very difficult to learn the Arabic alphabet..

 

In his speech at Sarayburnu, during the Republican meeting of August 9, 1928, Ataturk  personally introduced the new alphabet , and stressed its importance to the public.
"This alphabet," he said,' "will form understanding and the cooperation  of the people, and will help diminish the number of illiterates, while the number of literates  will decidedly go up." He did not say it then but the introduction of the new Turkish alphabet also improved the relations between the East and West. That was the year I started in grammar school. It was a breeze to learn how to read and write, and mother helped.
While I was in the first grade that year on November 3, 1928, Turks said 'goodbye' to their dreaded old Arabic script and adopted officially the new Turkish alphabet.

 

The fringe benefits accrued from this new reform were astounding.  The newly established 'Halkevleri,' the 'People's Houses' became 'cultural centers, and by the newly inaugurated   'Academy of Dramatic Arts'  the country shook hands with the rest of the world. Translations of international literature counted among them a rich array of authors: Loti; Gide; Maurois; Zola; Anatole France; de Maupassant; Flaubert; Balzac; Merimee; Stendhal; Musset; Lamartine; Baudelaire; Verlaine; Victor Hugo; Voltaire; Rousseau; Montesquieu; Racine; Corneille; Moliere; La Fontaine ; Schiller; Goethe;
Dickens; Poe; Wilde; Byron; Shakespeare; Gorki; Tchekhov; Dostoyevsky; Turgeniev; Lermantov; Pushkin; Gogol; d'Annuncio; Ibsen;

 

In the list above, one can easily detect that Mustafa Kemal was partial to selecting French authors. He was more fond of the French language and culture than of others. His dislike of the British reflected his lukewarm attitude towards the English language. His great  admiration of  French culture had molded his intellectual development. Nevertheless, he wanted to fill the gap between his country and the West by adopting drastic measures of education. He was the one who suggested the sign to be placed over the door of the new Ankara University. It read in big bright letters: "The Most Effective Leader In Life is  Enlightenment."

 

WHAT ARE THE ORIGINS
OF THE TURKISH LANGUAGE?

 

The Turkish language , which is spoken from Macedonia to Siberia, is divided into four main dialects:
a) the  Oriental dialects of Altay;
b) the western dialects of Kirgiz and Tatar;
c) the dialects of Central Asia,and
d) the southern dialects; Turkmen, Azerbaijan, Old Anatolian, Crimean ( Kirim) and the Ottoman Turkish.

 


The above dialects are spoken by more than 200 million people. 69million alone in Turkey and another 1 million in  Bulgaria, Macedonia, Greece and  Cyprus. Unlike the dialects of Hindu, Turkish dialects spoken around the world vary only slightly from one another. The Turkish language, like 'Turkish Delight' is sweet and melodious. This is mainly due to the unique and important laws of vowel harmony, whereby words beginning with harsh vowels or others beginning with soft ones  preserve the same quality of sound and spelling throughout.  Thus, it is easy to guess a word whether it is or it is not of Turkish origin. Turkish language acts as a refinery. Guttural and hard to pronounce  words of, say, Farsi, Arabic, Greek and Russian are softened to  more euphonious sounds. The name of one of my daughters is, 'Julide.' In its original 'Farsi' it is spelled 'jolida' and is pronounced in an equally harsh way. 

 

Modern Turkish is descended  from the language brought to Asia Minor by the Seljuk Turks in the 11th century. Sometimes called Old Anatolian, this language developed into that of the Ottoman Empire, founded about 1300 by Osman, hence Ottoman , an impressive regional chieftain. A more precise definition of Turkish would be that it is an offshoot of the Altaic section of the  Finno-Ugric group of languages of which Hungarian and Finnish are a part. Some linguists include into the Altaic group of languages the Korean and the language of a  special people called the 'Ainu' inhabiting the northernmost island of Hokkaido in Japan.

 

Turks are the descendents of people who built numerous empires in the past. The strongest is the new 'Republic of  Turkiye, 'and the greatest gift ever bestowed upon the Turkish people was its founder and the first President Mustafa Kemal ATATURK.

 

Legend has it that this great leader, Ataturk, learned from his mother a few days before she passed away  that a fortune teller once had predicted  to her that her son would  be a great human being. Unlike Napoleon's mother, she had great confidence in him. The ( Falci) or the fortune teller told her that her son, one day,  would go on a great mission and land in a sea port, and that he would build a  great city where there was only dust, and that he would re-clothe his country and that the star and crescent had arisen twice before, but that a great cloud came over it . It will arise a third time," she added, "and it will shed its light forever, over all Anatolia."

 

The fortune teller's prophetic words have come true. Ataturk did all those things and he
re-clothed 'Turkiye.'  Above all he freed Turks from the alphabet and the foreign and alien  culture of  the Arabs. He knew that Turks were not a Semitic people. He also was aware that the origin of the Turks, their culture and their advanced civilization were  inscribed in the 4 thousand-year old Orkon-Yenisei archeological digs discovered by Russian scientists in Central Asia and  corroborated by the famous German  archeologist-
anthropologist, Willi Bang-Kaup, (1869-1934). These facts are manifested in the published forms of the legendary "Kutatgu Bilig" recitations.  It is this author's personal view that , Islam's heaven and hell concepts which Turks were forced to adopt by the Persians  in the 11th century, were in stark contrast with this legendary ancient work. Kutatgu Bilig. It  instructed the mortals on the exhortation and the encouragement of good deeds to be accomplished  in  this world, and  relied on  fame, reputation, and  renown, so that after death one continued to live, and receive the biggest of all the promised rewards. These ancient beliefs of theirs affirm that Ataturk still lives today and that Turks are as distant from the Arabs as they could

ever be.

meozan@turkish forum .com

 

 

From: Haluk Demirbag, BSc [mailto:technocrator@yahoo.com]
Subject: USA AIMS TO START WAR IN MIDDLE EAST, RUSSIAN PUNDIT TELLS AZERI WEBSITE

 

USA AIMS TO START WAR IN MIDDLE EAST, RUSSIAN PUNDIT TELLS AZERI WEBSITE

10/23/07

A Moscow-based Islamic leader has described a recent US draft bill as attempt to start war in the Middle East. In an exclusive interview with Azerbaijani website Day.az, the head of the Islamic Committee of Russia, Geydar Dzhemal said that "the resolution on "the genocide" of the Armenians in the Ottoman empire in 1915 together with the plans to divide Iraq means that the USA now intends to head for confrontation not only with Iran, but also with Turkey and Syria, by distancing itself from Israel. In a word, the USA wants a big war." The following is the excerpts from Emin Alakbarov's report on Day.az headlined "Geydar Dzhemal: "Washington has adopted a policy to destabilize the situation in the region. The resolution on "the genocide" of the Armenians together with the plans to divide Iraq means that the USA now intends to head for confrontation not only with Iran, but also with Turkey and Syria"; subheadings have been inserted editorially:

 

An exclusive interview with the chairman of the Islamic Committee of Russia, Geydar Dzhemal.

 

USA does not need Turkey any longer?

[Correspondent] Which interests does Washington have by actually recognizing "the genocide of the Armenians"?

[Dzhemal] The adoption of the resolution indicates two moments. First, Washington has ceased to view Ankara as its ally in the Middle East. This fact can be confirmed by the plans of the USA to divide Iraq into three parts, in one of which an independent country - Iraqi Kurdistan will be set up. As is known, Turkey is strongly against the US plans in Iraq.

The US Congress has clearly shown that it "does not care" about the opinion of Ankara, indicating that the Turks are of no interest for them [the Americans]. In addition, the Congress passed the resolution on "the genocide of the Armenians". The acts of the Americans are making Turkey an enemy for the USA. Today the Turkish army is carrying out sporadic military operations in northern Iraq in coordination with the Iranian army.

Second, Israel and its lobby are much unhappy with the adoption of the resolution since Tel-Aviv has an exclusive right to claim the holocaust. Israel's reaction was tough when France passed a resolution on "the genocide of the Armenians" and a law to prosecute anyone who does not recognize this "genocide" on its territory, comparing it with the holocaust.

It means that the Americans have decided to distance themselves from the position of the Jewish lobby to a great extent. What is it leading to? It is leading to the fact that Washington has adopted a policy to destabilize the situation in the region. The resolution on "the genocide" of the Armenians together with the plans to divide Iraq means that the USA now intends to head for confrontation not only with Iran, but also with Turkey and Syria, by distancing itself from Israel. In a word, the USA wants a big war.

War to make gains

[Correspondent] Why do the Americans want this war?

[Dzhemal] The US hopes to benefit from this war since the First and Second World Wars have elevated the USA from a marginal nation to what it is now. In 1945 the Americans occupied Europe. But today Washington is losing its positions and therefore intends to start war in the Middle East in order to regain its status of a one-polar referee that makes judgments on the fate of the world.

[Correspondent] Is the USA capable of defeating such countries as Iran, Turkey and Syria which have strong military forces in view of the deplorable consequences of the US war in Iraq?

[Dzhemal] It has been decided to make air strikes on Iran. The Americans rule out the possibility of carrying out land operations. The USA hopes that such operations will be possible through the domestic resources of Iran - ethnic Azerbaijanis and Kurds.

As for Turkey, Washington relies on the united Kurdistan of northern Iraq and western Iran. The Turkish army will be bogged down in the war with the Kurds, which may lead to the collapse of the Turkish state and provoke a crisis in Syria. Israel will also be involved in this conflict. The Americans will help both sides of the conflict, acting as a referee until the last moment, at which they will be able to enter the game as they did in 1944 to shape the region in the way they wish.

The USA in no way intends to get involved in this full-scale war like in Iraq. The USA hopes for an armed conflict between the states of the Middle East as in the First and Second World Wars.

[Correspondent] Do you think that the plan of the Americans will end in their victory?

[Dzhemal] The war will be pursued not just in the Middle East. Russia and most probably Europe will also be involved in it. If this is the case, I do not think that the Americans will emerge unscathed from this situation because the USA is parasitically dependent on the external world today.

[Passage omitted: The USA may be affected by the ramifications]

I think that the plans developed by the George Bush administration will eventually erase the USA from the political board as a player. But this will take place, of course, through the great sufferings of the peoples of the Middle East.

Baku must refuse "US provocations"

[Correspondent] How does Baku need to act in this situation since it also affects the interests of Azerbaijan?

[Dzhemal] First of all, it is important to strengthen regional relations with the neighbouring countries and not to give in to American provocations. [Baku] should not accept any proposal from the Americans on any military partnership against its neighbours.

Baku must develop military and diplomatic cooperation with Tehran and Ankara. Only this can save Azerbaijan from becoming a frontline cellar for the American army.

Armenia made "outlaw"

[Correspondent] Will Armenia benefit from this situation?

[Dzhemal] The resolution makes Armenia an outlaw. "The genocide" does not give it a chance to negotiate with anybody. Now Israel will also be negative about Armenia. The Americans made this resolution to take Yerevan out of the influence of Moscow and Tehran.

The USA has Georgia and is negotiating with Azerbaijan. If Armenia becomes an enemy for Iran and Russia, remaining in full dependence of US aid, Yerevan will not have a chance to remain on the map as a country. Tehran and Moscow are Yerevan's tickets to life.

Thus, the adoption of the resolution is a silent move leading to a wide-scale and long-term destabilization of the situation in the Middle East.

Turkey to step up anti-terror operation in Iraq

[Correspondent] What steps will Turkey take with its strong position to maintain its national interests?

[Dzhemal] I think that the Turkish army will expand its anti-terror operations in northern Iraq in response to the resolution. Moreover, the military operations against the Kurds will be carried out in coordination between the general staff of the Turkish and Iranian armies, which will bring Ankara and Tehran closer in military terms. The degree of toughness and independence of the Turkish army in Iraq will grow.

[Correspondent] Can we say that the Turkish, Azerbaijani and Jewish Diasporas have suffered a setback from the Armenian diaspora?

[Dzhemal] It is a pyrrhic victory. I would like to assure you that "the genocide" will make Armenia an outlaw. The recognition of "the genocide" by the Congress may strip Yerevan of the support from Moscow and Tehran. The Armenian Diaspora may be left without a geopolitical subject on the map unless Yerevan refuses "the genocide".

Editor's Note: Source: Day.az website, Baku, in Russian 0000 gmt 12 Oct 07

Posted October 23, 2007 © Eurasianet
http://www.eurasianet.org

Source: http://www.eurasianet.org/posts/102307me.shtml

 

From: Nihat Canikli [mailto:ncanikli@gmail.com]

 

 


Kurdish envoy says Russia could mediate with Turkey

17:17

|

06/ 11/ 2007

MOSCOW, November 6 (RIA Novosti) - Russia could mediate in the ongoing conflict between Kurdish separatists and Turkish troops on the Iraqi border, a Kurdish envoy said on Tuesday.

Turkey has amassed up to 150,000 troops in anticipation of a major military operation, which has been backed by parliament, against around 3,500 Kurdistan Workers' Party (PKK) insurgents based in Iraq.

"Russia has a historically good relationship with the Kurds, and I believe it is quite possible for Russia to play a mediating role," Babakr Khoshavi, the representative of Iraqi Kurdistan to the Commonwealth of Independent States told a RIA Novosti news conference.

He said Masoud Barzani, the head of the Kurdish administration in north Iraq, recently wrote a letter to the Russian leadership asking it to broker a peace settlement.

Khoshavi warned that if Ankara decides to go ahead with its cross-border operation, the attack will be doomed, due to the extreme difficulty of accessing the PKK's bases in north Iraq.

"Turkey has repeatedly attempted to enter the area, but those operations invariably failed," he said.

The envoy stressed that the Kurdish administration wants the conflict to be settled through peaceful means, as a military operation would "continue for a very long time, destabilizing the entire region, not just Kurdistan but also neighboring countries."

On Monday, Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan and George W. Bush held talks in Washington, at which the U.S. leader pledged to share military intelligence with Ankara on Kurdish militants.

The PKK, which has killed around 40 Turkish troops and civilians since late September, is considered a terrorist organization by both Turkey and the U.S.

Prime Minister Erdogan's talks with President Bush produced a framework of cooperation measures to counter the rebels.

The U.S. had earlier advised Turkey against a large-scale cross-border operation against Kurdish separatists.

Speaking on Tuesday, Turkish President Abdullah Gul stressed that Ankara has no plans to occupy Iraq.

"Our goal is to wipe out the terrorist PKK. We respect Iraq's territorial integrity and stability. The PKK threatens not only Turkey, but also stability in Iraq," he said.



http://en.rian.ru/world/20071106/86841741.html

 

 

 

 

10.11.2007 tarihinde Ömer Faruk Hüsmüllü <ofh1952@gmail.com> yazmI$:

 

8 Askerimiz KactI mI KacIrIldI mI?

 

 

BazI gruplardaki arkada$lar kacIrIlan 8 asker ile ilgili ce$itli suclamalar iceren mesajlar atIyorlar.

Henüz inceleme a$amasInda olan bu olay icin önceden karar vermek Türk askerini,Türk ordusunu yIpratabilir.O nedenle lütfen incelemenin sonucunu bekleyelim ve Genel Kurmay Ba$kanI'nIn a$agIdaki acIklamasInI okuyalIm....

 

 

 

 

BüyükanIt: "DaglIca'da soru$turma acIldI, köstebek yok" 
Genelkurmay Ba$kanI Org. Ya$ar BüyükanIt, gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptIgI toplantIda sInIr ötesi harekât, ABD temaslarI ve DaglIca olayI ile ilgili görü$lerini acIkladI. Org. BüyükanIt'In gündemdeki konulara ili$kin görü$leri ve gazetecilerin sorularIna verdigi yanItlar $öyle:
Org. BüyükanIt, hükümete sInIr ötesi harekât yetkisi veren tezkerenin 19 Ekim 2007 günü Resmi Gazete'de yayImlandIgInI belirttikten sonra $u bilgiyi verdi:

BüyükanIt: "DaglIca'da soru$turma acIldI, köstebek yok"

 

BüyükanIt: "DaglIca'da soru$turma acIldI, köstebek yok"
Genelkurmay Ba$kanI Org. Ya$ar BüyükanIt, gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptIgI toplantIda sInIr ötesi harekât, ABD temaslarI ve DaglIca olayI ile ilgili görü$lerini acIkladI. Org. BüyükanIt'In gündemdeki konulara ili$kin görü$leri ve gazetecilerin sorularIna verdigi yanItlar $öyle:
Org. BüyükanIt, hükümete sInIr ötesi harekât yetkisi veren tezkerenin 19 Ekim 2007 günü Resmi Gazete'de yayImlandIgInI belirttikten sonra $u bilgiyi verdi:

'Operasyona hazIrIz'
"24 Ekim 2007 günü Ba$bakanlIk bize bir yazI yazarak tezkere kapsamIndaki operasyonla ilgili görü$lerimizi sordu. Biz de görü$lerimizi 1 KasIm 2007 günü Ba$bakanlIga bildirdik. Tekliflerimizi Ba$bakanlIga iletmi$ olduk. Ba$bakanlIk ve DI$i$leri bu teklifler üzerinde calI$Iyor. Bu bir hükümet direktifine dönü$ecek ve bize gelecek. Zaten normal planlama usulü de budur. $u anda yetki hükümette. Degerlendirilecek. Eger harekâtIn gerekli olduguna inanIrlarsa '$u operasyonlar yapIlIr' denilecek.
Zaten biz asker olarak her türlü olasIlIga kar$I önceden planlama yaparIz. Bir catI$ma cIktIktan sonra planlama olmaz. Askeri birliklerimiz bir görev verildikten sonra kIsa süreli bir ikazI müteakip son hazIrlIklarI yaparak operasyonu gercekle$tirebilecek durumdadIr. Geldigimiz nokta bu. $imdi hükümetten gelecek direktifi bekliyoruz. O direktife göre, geregini yapacagIz. Bu sürecte bir gecikme yok."

'BirazcIk operasyon olmaz'
Org. BüyükanIt, gazetecilerin "KapsamlI bir operasyon mu olacak, yoksa nokta operasyonlarI mI" sorusuna, $u yanItI verdi:
"SIrf operasyon yapmak icin operasyon yapIlmaz. Askeri gerekceleri ve hedefi olur. BirazcIk operasyon yapalIm diye operasyon yapIlmaz. Nokta veya nokta degil diye bir $ey söylenemez. Bizim kafamIzdaki $ey, bunun ciddi bir hedefi oldugudur." Org. BüyükanIt, muhtemel operasyonun capI ve sInIrI konusundaki bir soruya da $u kar$IlIgI verdi:
"Önce hükümet direktifini görmemiz lazIm. O direktifte bazI sInIrlamalar olur. O sInIrlamalara bakacagIz."

'icazet alInmaz'
Org. BüyükanIt, bu konuda "niye ABD'ye sormuyorsunuz" $eklindeki yakla$Imlara kar$I da $unu söyledi:
"icazet alInmasI gibi bir yakla$Im cok yakI$IzsIzdIr. Böyle bir durum söz konusu olamaz. ABD'ye soruldu mu, diye soruyorlar. Biz kimseden icazet almayIz. Bizim icazet alacagImIz yer bellidir. O da kanunlarImIz ve Atatürk'ün yol göstericiligidir."

'ABD dü$üncemi acIklamam'
Org. BüyükanIt, "ABD'nin tutumunu güvenilir, inandIrIcI ve samimi buluyor musunuz" sorusuna $u yanItI verdi:
"Bulundugum konumda dü$üncelerim var ama acIkca ifade etmeyi uygun görmem. Biz dü$man kazanmaya degil, dost kazanmaya calI$acagIz. Toplumda negatif duygu ve dü$ünceler var." "Bu negatif dü$ünceler var mI" sorusu üzerine de Org. BüyükanIt "Bilemiyorum" kar$IlIgInI verdi.

'Tur$u kurmayacagIz'
Genelkurmay Ba$kanI Org. BüyükanIt, Ba$bakan Erdogan'In ABD Ba$kanI Bush'la yaptIgI görü$melere ili$kin olarak $u degerlendirmeyi yaptI:
"Bu tür üst düzey görü$melerin politik, diplomatik ve askeri yönü vardIr. Ben askeri yönüne, Erdogan-Bush'un basIn toplantIsIna bakIyorum. Ba$kan Bush'un konu$masI tamamen istihbarat üzerine kurulmu$tu. Tabii istihbarat önemli. istihbarat olursa gider orayI, o noktayI tahrip edersin.
Operasyon yapIlmayacaksa istihbaratI ne yapalIm? Tur$u kurmuyoruz. Operasyon yapIlmayacaksa onun gecerliligi kaybolur."

'ABD ile catI$mamak icin'
Org. BüyükanIt, Genelkurmay ikinci ba$kanlarI ve ABD'nin Irak'taki komutanI Petraus arasIndaki mekanizmaya ili$kin olarak da $u bilgiyi verdi:
"Üclü mekanizma kavramI bize oyalamayI hatIrlatIyor. O nedenle ben o kavramI kullanmIyorum. Cünkü aynI $ey degil. Buna 'üclü sistem' diyorum. i$te komutanlar arasInda kIrmIzI telefon hattI olacagI da söylendi. Bu, operasyonel bir sistemdir. SInIr ötesi harekât oldugunda biz orada ucaklarImIzI ucuracagIz diyelim. ABD ucaklarI da var. Ba$ka devriye gezenler var. Bu bakImdan birbirimizle catI$mamamIz icin, istemeden bir catI$ma olmamasI icin koordine edilmesi gerekiyor. Kurulan üclü sistem bu." (Org. BüyükanIt, bu konuda Genelkurmay ikinci Ba$kanI Org. Ergin Saygun'a da söz verdi. Org. Saygun, söz konusu sistemin Edip Ba$er-Ralston arasIndaki sistem gibi olmadIgInI söyledi.).

'DaglIca'da Köstebek yok'
Org. BüyükanIt, PKK tarafIndan kacIrIlan 8 asker arasInda köstebek oldugu ve PKK'ya bilgi verildigine ili$kin iddialara $u kar$IlIgI verdi:
"Bana ula$an böyle bir bilgi yok. Mehmetciklerin ya$adIklarI veya bulunduklarI yer itibarIyla onlara $üphe ile bakmak, son derece tehlikeli ve yanlI$ olur. Biz, etnik kökene bakmayIz. O güvene sahibiz. Böyle bir yakla$Im bizi rahatsIz eder. Öyle bir $ey olsa, tekrar Türkiye'ye teslim ederler miydi? Etnik kökenleri ne olursa olsun Türkiye'ye vatanda$lIk bagI ile baglI herkes bizim karde$imizdir."

'Taburda soru$turma sürüyor'
Org. BüyükanIt, 12 $ehit verilen DaglIca'daki terörist saldIrI konusunda $unlarI anlattI:
"DaglIca olayInda $u anda neredeyiz, ne yapIlacak? $u anda kacIrIlan erlerle ilgili olarak idari soru$turma yapIlIyor. Bu 8 erle sInIrlI degil. DaglIca Taburu'ndaki herkesle görü$ülüyor.
Askerlikte 'faaliyet sonu incelemesi' yapIlIr. $u anda o kapsamda inceleme yapIyoruz. idari soru$turma sonrasInda ortaya bir resim cIkacak. Bu 8 erin hemen suclu ilan edilmesi yanlI$ olur. Bir kusurlarI varsa, tabii ki o kusura göre sorumlu ki$i veya ki$iler hakkInda i$lem yapIlIr.
BazI yayIn organlarInda bu cocuklar icin esir kavramI kullanIlIyor. Bundan büyük hata olamaz. Cenevre Sözle$mesi'ne göre ancak 'sava$ esiri' olur ve sava$an iki devlet varsa kullanIlabilir. Terör örgütü kendini bu anlamda taraf yapmaya calI$Iyor."

'Astegmen yaralIyken catI$tI'
"DaglIca olayI 21.10.2007 günü gece yarIsI oldu. Üc koldan saldIrIlIyor. CatI$ma aralIklarla 36 saat sürdü. 12 personeli kaybettik. 8 personelle de irtibatImIz kesildi. Sonra bunlarIn terör örgütünün elinde oldugu ortaya cIktI. Birlik DaglIca'daki normal piyade taburudur. Taburun ilerisinde hududa yakIn yerde taburun emniyetini saglayan unsur ile yine o unsurdan daha ileride emniyet saglayan ufak bir gruba saldIrI yapIldI. Zayiat emniyet grubundadIr.
Kücük grubun ba$Inda bir astegmen vardI. YaralanmasIna ragmen catI$mayI sürdürdü. Ve zayiat vermedi. O astegmene üstün cesaret ve feragat madalyasI verilmesini önerdim. NasIl bir cografyada mücadele ettigimizi sizler biliyorsunuz. Oraya gitmeyenlere DaglIca'yI tarif etmek olanaksIzdIr. Örnek, Gabar DagI 40 km. geni$likte, 30 km. derinlikte, 1200 kilometrekare yüzölcümü olan bir cografyadIr.
Bunun icinde 100 tane terörist arIyorsunuz. Kumlugun icinde toplu igne aramak gibi bir $eydir. O zor araziye ragmen tabii ki bunu yapacagIz. Bizim görevimiz budur. Bir ingiliz sözü vardIr. Ba$arIsIzlIgIn 40 bin tane nedeni olabilir, ama mazereti olamaz."

'BasIn $ahin'i dogru yorumladI'
Org. BüyükanIt, Ba$bakan YardImcIsI Mehmet Ali $ahin'in "KurtulduklarIna pek sevinemedim" $eklindeki acIklamasInIn sorulmasI üzerine, "Benim yorumlamam dogru olmaz. BasIn sanIyorum dogru yorumladI" dedi.

'HalkIn tepkisi mükemmel'
Org. BüyükanIt, $ehit aileleri ba$ta olmak üzere, halkIn tepkisinin mükemmel oldugunu belirtti ve $öyle dedi:
"Son olaylara bakInca halkImIzIn duygularI, dü$ünceleri mükemmel. HalkImIz metin ve milletine baglI. $ehit ailelerini metanetli görmek beni derinden etkiliyor. Ben, $ehit annelerinin ellerini öperim, ya$larI benden kücük olsa da. BabalarIn da gözlerinden öperim.
Haymana'da bir $ehit annesinin elini öpmü$tüm. Sonra o köye gazeteciler gitmi$ ve $ehit annesinin benim onun elini öptügümde ne hissetigini sormu$lar. $ehit annesi ise 'Ben o zaman kendimde degildim. Eger kendimde olsam ben O'nun elini öperdim' demi$. i$te bizim milletimiz böyle büyük bir millettir.
Türkiye güclü bir ülkedir. Tehdit olmak ba$kadIr, o tehditi ya$ama gecirmek ba$kadIr. Kimsenin gücü Türkiye'yi bölmeye yetmez. PKK'nIn gücü Türkiye'nin gücüne yetmez. $imdi kendimizi Atatürk'ün yerine koyun. 15 MayIs 1919′da daha Samsun'a cIkmadan, o ko$ullarda Samsun'a cIkma kararI alIr mIydInIz? Para yok, pul yok, ordu yok.
Ülke i$gal altInda. 17 yIldIr sava$an bir ülke, okuma oranI erkeklerde yüzde 10, kadInlarda yüzde 1. Bu durumda gider miydiniz? Ama Atatürk'ün sezisi bu kararI aldIrmI$. $imdi ko$ullarImIz daha mI kötü? Kimse Türkiye'ye hayalindekileri dayatamaz."

'DTP'nin adInI anmak istemiyorum'
Org. BüyükanIt, gazetecilerin DTP kongresiyle ilgili soru sormalarI üzerine de $u yanItI verdi:
"O siyasi partinin adInI agzIma almak istemiyorum. BunlarIn yaptIgI gercekten kabul edilemez. BazIlarI terör örgütü olayInI cok uluslu hale getirmeye calI$Iyor. Perde acIldIgInda ba$ka bir $eyle kar$Ila$abilirsiniz. YaptIklarI kabul edilemez.
Böyle devam ederse toplumda bir kutupla$ma ve catI$ma ortamI ortaya cIkabilir. Herkesin bu konuda sorumlulugu var. Buna uygun davranmaklazIm. Biz hep halkI ve teröristleri birbirinden ayIrdIk. DiyarbakIr, Türkiye'de en cok sevildigim yerlerden biridir."

Milliyet
09-11-2007

 

 

 

 

 

From: Nilüfer Arat

 

ABD'Yi SEVDiRME OPERASYONU BA$LADI

 

Bülent Esinoglu

08 KasIm 2007

Dogan Medya, dinci medya, Tasarruf MevduatI Sigorta Fonuna baglI medya yani RTE'nin medyasI hep bir agIzdan Amerika ile yapIlan istihbarat anla$masInI parlatIyorlar.

Olay PKK'ya ortak operasyondan Amerika'yI sevdirme operasyonuna döndü. PKK dü$manlIgInI Kürt dü$manlIgI ile özde$le$tirilerek verilen haberlerde Amerika "iyi oglanI" oynuyor. Senaryo böyle hazIrlanmI$.

Göstermelik bir PKK operasyonundan sonra Amerika Türk HalkInIn "kurtarIcIsI"   olarak takdim edilecek.

Amerika'da iran'a kar$I yapIlan gizli anla$manIn kokusu cIkmaya ba$ladI. DI$arIdan gelen yabancI misyon ve devlet ba$kanlarInIn kim olduguna bakmak anla$manIn icerigini anlamaya yeter.

Suudi Arabistan kralI Abdullah'In kimin adamI oldugu ve iran dü$manI oldugunu herkes biliyor.

BunlarI sizlerde biliyorsunuz ama ben bir kez daha vurgulayayIm istedim.

Bilgilerinize arz ederim.

bulentesinoglu@gmail.com


 

 

 

 

10 KasIm 2007 Cumartesi 22:36

istanbul 16ºC

 

10 KasIm 2007

Ertugrul ÖZKÖK

 

Var mIsInIz, hodri meydan


Ertugrul OZKOK


Var misiniz, hodri meydan


"BULGARISTAN'da Turklerin haklari verildi, sorun cozuldu."

Bu soz DTP'nin yeni genel baskaninin agzindan cikti.

Bir saniye dusunmeden, hemen uzerine atliyorum.

Atliyorum ve soruyorum:

"Var misiniz?"

Bir daha soruyorum.

"Gercekten var misiniz?"

Bir daha soruyorum.

"Iyi dusundunuz mu?"

Soz agizdan ciktigina gore, "varsiniz" demektir.

Haydi oyleyse, hemen baslayalim.

Madem boyle diyorsunuz, madem bu sorunu cozer inancindasiniz, buyurun samimiyetinizi gostermek icin ilk adimi atin.

* * *

Yapmaniz gereken ilk sey basit.

Yakaniza Turk bayragi rozeti takacaksiniz.

Yani Bulgaristan Turkleri'nin yaptigini. Onlar, yakalarinda Bulgar bayragi ile geziyorlar.

Ikincisi.

Ulkenizin Milli Marsi ile barisacaksiniz.

Ucuncusu.

Dagdaki kardesinize, esinize, baciniza soyleyeceksiniz.

Hemen ellerindeki silahi birakacaklar.

Hem de bir daha ellerine hic almamacasina.

Dort.

"Ozerklik" lafini hemen defterinizden sileceksiniz.

Goruyor musunuz, ne kadar basit.

"Evet variz" diyorsaniz buyrun.

Hemen yarindan itibaren sizi desteklemeye basliyorum.

* * *

Ama biliyorum.

Yapamazsiniz. Cok iyi biliyorum.

"Bulgaristan modeli" lafini bir daha agziniza alamayacaksiniz.

Neden mi?

Cunku Bulgaristan Turkleri, sorumlu insanlar.

Neden mi?

Cunku onlar en buyuk zulme ugradiklari zaman bile ellerine silah almadilar.

Cunku, Edirne'de, Istranca daglarinda eli silahli Turk teroristleri dolasmiyor.

Cunku gece yarilari siniri gecip, Bulgar askerlerini kallesce pusuya dusurmuyor, katletmiyor.

Cunku Bulgaristan Turkleri, Bulgaristan vatandasi olarak davraniyor.

Yabancilara verdikleri demeclerde, "Bulgaristan parlamentosunun milletvekili olduklarini" acikca soyluyorlar.

* * *

Iste bu nedenle, DTP'nin yeni genel baskaninin bu sozlerinin uzerine atladim.

"Bulgaristan formulu" diye bir seyi istiyorlarsa, iste yapacaklari cok basit seyler bunlar.

Once o teroristleri dagdan indirecekler.

Silahlarini biraktiracaklar.

Ondan sonra bakin biz neler yapiyoruz.

Bakin bu medya, bu gazeteler bu cozumun hizlanmasi icin nasil kollari siviyor.

Ama suraya yaziyorum.

Yapamayacaklar.

Cunku dagdaki profesyonel katiller, artik ekmegini oradan kazaniyor.

Rizkini kandan, candan cikariyor.

Onun icin hem kendine inanan genci harciyor, hem de kurdugu kalles pusularla bu ulkenin gencecik cocuklarini katlediyor.

Hic umudum yok ama, tekrarliyorum.

Takin yakaniza ay yildizli rozetleri, dagdakini ya indirin, ya terk edin.

O zaman bizler size destek vermezsek, alin bu yazilari, yapisin yakamiza.

Ama Ahmet Turk gibi bir genel baskana tahammul edemeyen kafa, bunu yapabilir mi?

Goreceksiniz, Bulgaristan lafini bir daha agzina alamayacak.

Dagdaki, "Sen ne diyorsun lan" deyip susturacak...

.

 

 

 

 

 

 

From: Nihat Canikli [mailto:ncanikli@gmail.com]

 

Erdogan Beyaz Saray'da Iran tavizi Verdi

 

 

SAVAS SUZAL

 

 

  Washington'da Basbakan Erdogan ve ekibinin yaptigi aciklanmayan temaslarin sirlari dokulmeye basladi. Oylesine onemli ki bu saklanan bilgiler Turkiye'yi onumuzdeki 10 yil icinde her seyi ile etkileyecek kendine zarar verecek taahhutler altina sokacak.

 

Ben sizlere bugun yalakalik yarisina giren Turk basinindan farkli seyler aktaracagim. Ornegin, Erdogan Beyaz Saray'a gitmeden onceki gece, Turk heyetinden bazi yetkililer, (Bunlar arasinda bazi bakanlarda varmis) ABD Baskani Cheney'in konutuna yemege gitmis. Bu yemekte ertesi gunu konusulacak ve aciklanacak konular uzerinde tartisilarak karar verilmis.

 

Cheney biliyorsunuz, aslinda Bush yonetiminin perde arkasindaki gercek baskanidir. Bir teror tehdidinde, Baskani korumakla gorevli gizli servis elemanlari, Bush'u degil onu kacirir onu gizlerler. Dis politikadaki sinirlari ve kararlari o verir. Ne hikmetse, ne Erdogan hukumeti yetkilileri, nede Amerikan tarafi Cheney gorusmesinden tek satir soz etmedi.

 

Gelelim ikinci konuya. Onceki yazimda da vurgulamistim. Erdogan ve Babacan, ABD Baskani Bush ve Ulusal Guvenlik danismaniyla minute diye tanimlanan gorusmede yapilan konusmalarin tutanaklari tutulmayan bir gorusme yapti. Simdi diyeceksiniz ki onlar PKK'yi konustu, bunu da kamuoyuna aciklayamazlardi. Hayir, sevgili okurum, bu bir saatlik gorusmede PKK konusulmadi.

 

Bu ozel gorusmede ele alinan konu Iran idi. Bir suredir ABD Israil'in de etkisiyle biliyorsunuz Iran konusunda bir suredir Turkiye'ye baski yapiyordu. Peki, hic dikkatinizi cekmedi mi, ne Amerikan tarafi nede bizimkiler tek kelime Iran konusuna deginmedi.

 

ABD Baskani Bush, Erdogan'in yaninda alakasiz bir sekilde Pakistan'daki Muserref konusunu ve Pakistan olaylarini dile getirirken Iran konusuna deginmedi bile. Hos o konuda amacli olarak Erdogan'in yaninda konusuldu ya, neyse. Iste ben diyorum ki icerde bas basa yapilan gorusmenin konusu Iran'di.

 

Simdi Erdogan hukumetinin askere verdigi bir mesaj var. Buda Bush ile ortaklasa oynanan bir oyuna benziyor. Hatirlarsaniz Genel Kurmay Ikinci Baskani Orgeneral Saygun, daha onceki ABD ziyaretleri sirasinda Beyaz Saray'a girerken davetli olmasina ragmen aranmak istedigi icin girmeyip geri donmustu. Bu kez Erdogan'in yaninda dekor olarak birlikte Beyaz Saray'a girdigi icin aranmadigi yayinlandi, kulagina uflenen basin tarafindan. Askere, bak benim sayemde Beyaz Saray'a bile aranmadan girebiliyorsun der gibi bir mesaji.

                      Simdi gelelim Erdogan ve ekibinin anlattigi disinda gercekten Beyaz Saray'da neler olduguna, Turk tarafinin neler verdigine.

 

* Turk tarafi, operasyon konusunda geri adim atti. Operasyonu kamuoyu ile askerlerin istedigini kendilerinin boyle bir talepleri olmadigini Bush'a belirtti.

 

* ABD'ye Iran konusunda taviz verdi ve Iran'a karsi yapilacak bir askeri harekâtta Turkiye'den cikis olabileceginin guvencesini verdi

 

* Irak'ta kurulan Kurt devletine Erdogan hukumeti muhalefet etmeyecegi konusunda soz verdi.

 

* PKK konusunda Irakli Kurt asiret liderleri ile birlikte hareket edeceklerine guvence verdi.

 

Amerikan tarafi ise sunlari verdi;

 

* Daha once ABD Disisleri Bakani Rice'in sozunu ettigi istihbarat paylasimini kabul etti. ( Eski bir CIA gorevlisi, o bolgede ABD'nin istihbarati olmadigini Turkiye'nin istihbaratinin daha iyi oldugunu ve bu konunun ABD argosu ile "Bull Shit" okuz diskisi  oldugunu soyledi)

 

* ABD Turkiye'ye bazi modasi ve etkisi gecen, Osman Ocalan gibi PKK liderlerini vermeyi kabul etti.

 

* Erdogan'a askerlere karsi destek olma sozu verildi (Oval Ofis'te Pakistan ve Muserref sozlerinin altinda yatan gercek buydu ve Erdogan bunun icin cok mutluydu)

 

Evet, sevgili okurum, Washington ziyareti sirasinda belki Erdogan bir seyler kopardi ama bence bu Turk halki ve Turkiye pahasina oldu.

 

08.Kasim.2007

 

From: Nihat Canikli [mailto:ncanikli@gmail.com]

Subject:

KIRIM'IN SESINI DUYUN!.. - KIRIMOGLU HAREKETE GECTI

 

 

KIRIM'IN SESINI DUYUN!...


10 Kasim 2007

Image

KalkanIna KIrIm Türk'ünün kanI bula$mI$ bir BERKUT

 

 

Turkiye ve tum dunya medyasinin su anda PKK ve diger olaylarla ilgilendiginin bilinci icinde bu satirlari yaziyorum.  Son saldirilarda sehit olan evlatlari icin apliyor Turkiye, bir Kirimli olarak benim de yuregim yaniyor sehitlerimze.   Boyle bir durumda  5 milyona yakin Kirim kokenli vatandasimizin yasadigi Turkiyemizin kuzeyinde, Turk Dunyasi'nin ayrilmaz bir parcasu olan Kirim'da olanlari yazip yazmama tereddutu icindeyim.

Son olaylarin asamasinda Kirim'da soydaslarimiz Kirim Tatarlarina karsi yapilan saldiri ile kim ilgilenir diye dusunuyorum.  63 yil once vatanlari Kirim'dan sucsuz yere topyekun surulen Kirim Tatarlari'nin %46.3 bu surgunde helak olmuslardi.

Iste bu gayri insani katliamdan sag kalanlar su satirlarin yazildigi su anda bile anavatanlarina donebilme mucadelesi vermektedirler.  Evet 63 yillik bir mucadele bugun Kirim'in baskenti Akmescit'de ve Yalta'nin Ay-Petri bolgesinde devam etmektedir. Tum dunyanin diger olaylarla mesgul oldugu su siralarda Kirim Tatar cocuklari, kadinlari "Berkut" adli polisler, Rus holiganlari ve diger Kirim Tatar dusmanlarinin saldirisi altinda sikintili gunler yasamaktadir.

Yalta'nin Ai-Petri bolgesinde kucuk is sahipleri Kirim Tatarlari'nin isyerleri polislerin gozleri onunde buldozerlerle yerle yeksan edilmektedir.  Tabiri caizse Kirim'da 63 yil evvel basliyan surgun sureci butun ciplakligi ile devam etmektedir.

Isin aci tarafi bu saldirinin failleri degil, bu saldiriyi protesto eden Kirim Tatarlari hapsedilmekte ve cezalandirilmaktadir.   Evet, Kirim Tatar Milli Meclisi durumu protesto ediyor, Kirim Tatarlari'ni Akmescit'in hukumet meydaninda cadirlar kurarak protestoya davet ediyor. Fakat bu cok kifayetsiz kaliyor.  Cok acidir ki "goclerle ve 1944 surgunu ile, oz vatanlarinda bir azinlik haline getirilen   Kirim'in yerli halki Kirim Tatarlari ile Turkiye dahil hic bir devletin ilgilenmedigini cok iyi bilen mahalli Kirim ve Ukrayna yetkilileri saldirilarina devam etmektedir.

Kirim Tatarlarina yapilan yukarida kisaca bahsettigim haince saldirilari, "Devlet Teroru"nu kiniyor, bunun durdurulmasi icin Turkiye ve dunya kamu oyuna muracaat ediyor, ve 11 Kasim Pazar Gunu Kirim'in bassehri Akmescit de yapilacak buyuk protestoyu okuyucu ve dinleyicilerine bildirmek icin Turk ve Dunya medyasi temsilcilerini Kirim'a davet ediyorum.

Mubeyyin Batu Altan

Kirim Tatarlari Amerikan Birligi Siyasi ve Disisleri Sorumlusu

Crimean Tatar Research and Information Service

Not: Bu yazi Milliyet ve Hurriyet gazeteleri kose yazarlarina ve Turkish NY internet haber sitesine ayrica olaylarin fotograflari eklenerek gonderilmistir.


http://www.turkgundem.net/icerik/index.php?option=com_content&task=view&id=3225&Itemid=1

*******************************************************************

KIRIMOGLU HAREKETE GECTI

10 Kasim 2007

mustafa_kirimogluAy-petri olaylarinin fotograflari... Kirim Tatar Turklerinin lideri ve Kirim Tatar Milli Meclisi Baskani Mustafa Abdulcemil Kirimoglu en son Yalta, Ay-Petri'de  Tatar Turklerine yapilan saldirilar sonrasinda Ukrayna Cumhurbaskani Viktor Yuscenko'ya Kirim'daki sosyo-politik durumun duzeltilmesi icin muracaatta bulundu. Kirimoglu'nun ikinci muracaati ise Ay-Petri'de meydana gelen olaylarla ilgili olarak Avrupa Guvenlik ve Isbirligi Teskilati'ndan sorusturma komisyonu kurulmasini istemesi oldu.

Kirim Turklerinin lideri Kirimoglu muracaatinda, toprak meselesini bahane ederek Kirim Tatar Turklerine yeni tur baskilar uygulamaya baslayan Kirim yonetiminin durumu gerginlestirdigini ve istikrarsizlastirdigini belirtti.

Kirim Tatar Turklerinin toprak meselelerinin acil olarak cozulmesi gerektigini soyleyen Kirimoglu, cozum icin Ukrayna Cumhurbaskani Yuscenko'ya ozel bir komisyon kurulmasi ve komisyonun derhal Kirim'a gonderilmesi teklifinde de bulundu. Teklifi hemen degerlendiren Yuscenko bugun (10 Kasim) Guvenlik kuruluna Kirim'daki toprak sorunlarini cozme gorevi verdi.

6 Kasim'da verilen bir mahkeme karari ile Kirim yonetimi Yalta, Ay-Petri'de bulunan Kirim Tatar Turklerine ait ruhsatsiz binalarin ve isyerlerinin yikimina baslamisti. Icisleri bakanligina bagli 1000 kisilik ozel Berkut birlikleri tanklarin da destegini alarak Kirim Tatar Turklerine saldirmis bir cogunu hastanelik ederken, binalari da yikmisti.

Kirim Tatar Turkleri de kendilerine karsi Rus milliyetcileri ve devlet eli uygulanan teroru protesto etmek icin Lenin Meydani'nda cadir kurmaya basladilar. Protestonun Kirim Icisleri Bakanligi'na bagli Berkut kuvvetlerinin yoneticisi polis sefi Anatoly Mogilev'in gorevden alinincaya kadar devam ettirilecegi belirtiliyor.


ImageImage
ImageImage

 

8 ESIR? ASKER PKK KAMPINDA NASIL AGIRLANDILAR

Sacma mI?
Bir daha dü$ünün olmazsa. i$te resimler:



Hain saldIrIyI eski astsubay planladI, bakan yegeni uyguladI!

http://www.ensonhaber.com/Gundem/90046/Hain-saldiriyi-eski-astsubay-planladi-bakan-yegeni-uyguladi!.html

DaglIca'daki hain saldIrIyI planlayan ve uygulayanlar istihbarat birimleri tarafIndan tespit edildi.

30 Ekim 2007 / 22:01

Hain-saldiriyi-eski-astsubay-planladi-bakan-yegeni-uyguladi!

Hakkari'nin Yüksekova ilcesi DaglIca Komando Taburu'nun güvenligini saglayan birlige 21 Ekim günü düzenlenen ve 12 askerin $ehit edilmesi, 16 askerin yaralanmasI, 8 askerin de kacIrIlmasIyla sonuclanan saldIrInIn talimatInI 'Ape Hüseyin' kod adlI PKK'lI eski astsubay Kadri Celik'in verdigi ortaya cIktI. 'Gizli' ibareli istihbarat raporlarInda, saldIrI talimatInI veren Kadri Celik'in, Türk SilahlI Kuvvetleri'nden ayrIlarak örgüte katIlan eski bir astsubay oldugu dipnot olarak yer aldI.

DaglIca'da güvenlik güclerine yapIlan saldIrInIn, terör örgütü PKK'nIn $Irnak ve Hakkari bölgesinde verdigi kayIplardan sonra mensuplarIna moral vermek icin yapIldIgI görü$ü agIrlIk kazandI. $Irnak'In Uludere ilcesi Kelmehmet DaglarI'nda PKK'nIn silahlI kanadI HPG yöneticisi 'Dr. Mahir AydIn' kod adlI Mehmet TanrIbuyurdu'nun da aralarInda bulundugu 8, Uludere'nin Uzungecit Mevkii'nde örgüt yöneicisi Zarife AdIbelli'nin de aralarInda bulundugu 11, Siirt'in Pervari ilcesi'ndeki Herekol DagI'nda 7, Kato dagInda 9 olmak üzere toplam 35 PKK'lI teröristin bir ay icerisinde öldürülmü$tü. Örgütün bu kayIplarInIn teröristlerdeki moral bozuklugunu ortadan kaldIrmak icin Kandil DagI'nda örgütün silahlI kanadInIn geni$letilmi$ olaganüstü dördüncü konferansInI gercekle$tirdi ve Türkiye- Irak sInIr hattInda 1990'lI yIllarda oldugu gibi büyük baskIn tarzInda eylemlere agIrlIk verilmesi kararI alIndIgI ortaya cIktI.

SALDIRININ PLANLAYICILARI

DaglIca'daki saldIrIyla ilgili eylem talimatInI 'Ape Hüseyin' kod adlI Kadri Celik'in verdigi, eylemin planlayIcIsI ve uygulayIcIlarInIn ise örgütün Hakkari sorumlusu 'FazIl' kod adlI Ahmet $eker, yardImcIlarI 'Gül Ciya' ve 'Ha$im Jirki' kod adlI teröristler ile 'Ali$er Kocgiri' kod adlI Yücel Halis olduklarI belirtildi.

KalabalIk PKK'lI grubunun 3 ayrI koldan, avcI kolu olu$turup DaglIca Taburu'nun güvenligini saglayan birlige saldIrdIklarI ortaya cIktI.

PKK'LI ESKi ASTSUBAY

Güvenlik güclerine teslim olan itirafcIlarIn verdigi bilgiler ve istihbarat raporlarIna 'dipnot' olarak yansIyan 'Ape Hüseyin' kod adlI Kadri Celik'in 48 ya$Inda, aslen Mu$ nüfusuna kayItlI oldugu, 1986 yIlInda Türk SilahlI Kuvvetleri'nde astsubay olarak görev yaparken, Mardin'in Dargecit ilcesi'nden terör örgütü PKK'ya katIldIgI ve 20 yIlI a$kIn süreden beri örgüt icinde silahlI faaliyetlerde bulundugu belirtildi.

2005 yIlIna kadar $Irnak'In Gabar DagI'nda örgüt icinde faaliyet yürüten Kadri Celik, bu tarihten sonra Kuzey Irak'a cekildi. $u anda DaglIca Taburu'nun kar$I tarafInda kalan Kuzey Irak topraklarIndaki Gare DagI'nda teröristlerin egitiminden sorumlu oldugu belirtilen Kardi Celik'in bulundugu yere 2005 yIlInda Mardin'in Midyat ilcesi'nde yol kesilmesi sonucu kacIrIlan polis memuru Hakan AcIl götürülmü$tü.

PLANI YAPAN ESKi BAKAN YEĞENi

DaglIca sIldIrIsInIn planlayIcIsI ve uygulayIcIlarIndan 'Ali$er Kocgiri' kod adlI terörist Yücel Halis'in ise CHP eski Sivas Milletvekili ve CalI$ma eski BakanI Ziya Halis'in yegeni oldugu belirtildi.

Yücel Halis'in, halen örgütün Hakkari yakInlarIndaki örgütün bölge sorumlu düzeyde faaliyet yürüttügü bildirildi. 1997- 98 yIllarInda PKK'nIn, 'Kocgiri Eyaleti' olarak adlandIrdIgI Sivas- Zara- Divrigi- Kangal ve Hafik bölgelerinde eyalet sorumlusu olarak faaliyet yürüten Yücel Halis'in, bu bölgede agIr kayIplara neden oldugu gerekcesiyle teröristba$I Abdullah Öcalan'In talimatIyla 1998 yIlInda $am'a cagrIldIgI kaydedildi.

EYLEMLERiN TIRMANDIRILMASI KARARI ALAN GRUP

Gabar DagI'nda 13, DaglIca'da ise 12 askeri $ehit edildigi saldIrIlarI planlayan PKK'nIn silahlI kanadI yöneticilerinin adlarI ve memleketleri $öyle:

'Dr. Ali' kod Yusuf TurhallI (Bingöl), 'Ape Hüseyin' kod Kadri Celik (Mu$), Rubar Cele (Cukurca), Sofi Nureddin kod (Suriye), 'Baver Dersim' kod adlI Süleyman $ahin (Tunceli) 'Sabri Ba$kale' kod adlI Fethi $arlatan (Van), 'Azat Siser' kod adlI Ekrem Güney (Batman) 'Rubar' kod adlI Seyfettin I$Ik (Mardin) Amed Malazgirt (Mu$), 'KasIm Engin PazarcIk' kod adlI Celal Dogan (Mara$) 'Ali$er Kocgiri' kod adlI Yücel Halis (Sivas), Beritan Dersim kod (Tunceli), Rüstem Cudi kod (Suriye) Rengin Botan ($Irnak) Cigdem Dogu (Aslen Türk), Mahir Atakan.

Hürriyet

 

 

Nerede Olursaniz Olun Ceb Veya Ev Telefonunuzdan

Sevdilerinizle En Ucuz Telefon Fiatlari Ve En Temiz Hatlarla baglantilar

Icin    http://turkishforum.itgcards.com/turkce/

 

AIDATLARINIZ VE BAGISLARINIZI LUTFEN YARINA BIRAKMAYINIZ,

TURKISH FORUM'UN 

SIZE, TURKIYEYE VE DUNYA TURK TOPLUMUNA  HIZMETINI   DESTEKLEYINIZ

TURKISH FORUM Ana DagItIm Serveri Yeni Emniyet ProgramlarI ve Teknolojinin Sundugu En HIzlI Multi DagItIm HatlarI ile 5 KItadan 250 BIN Uyesine Hizmet icin yeniden Web Sistemine Yeniden Girdi.

Turkish Forum'u Ya$atacak Olan

AIDATLARINIZ VE BAGISLARINIZI LUTFEN YARINA BIRAKMAYINIZ

http://www.turkishforum.com/tr/bagis.html

Turkish Forum is an 501-C(3) Tax Exempt, Non Profit & Charitable Organization

~_~_~_~_~~_~_~_~_~_~_~_~_~_~__~_~_~_~__~_~_~_~_~_~_~_~_~_~_

 

 

 

 

TURKISH FORUM

Grassroots Makes the Difference

Join To Turkish Forum And In Turkish Forum Join With Turks And With Friends Of Turks Across The Globe . Turkish Forum  is Designed To Empower You As An Energetic And Effective Ambassador For Turkey,  For The Turkish Cause And For The Turkish World.

Grasroots-giris@turkishforum.org

  • Network, with national, regional, and local leaders.
  • Share experiences, with old and new friends from across the Globe
  • Sharpen your ability, at the national, state and local levels.
  • Learn effective ways, build coalitions, and mobilize your local grassroots base.
  • Develop effective methods; promote positive coverage of Turkish issues.
  • Engage with officials, Relations with Turkey, the growing impact of Turks in the political process.
  • Support Turkish Cause by supporting The Turkish Forum, www.turkishforum.com/tr/bagis.html

.Turkish Forum is an 501-C(3) Tax Exempt, Non Profit & Charitable Organization.

 Turkish Forum is a Network, PR and a Lobbying Foundation

Turk Forum Dayanisma, Halkla Iliskiler & Lobi kurulusudur

Gayemiz : Hur Dunya devletleri ve Turkiye arasIndaki  askeri, ticari ve kulturel ili$kilere zarar veren sorunlarIn giderilmesine destek vermek; Turkiye ile Hur Dunya devletleri arasIndaki stratejik ittifakIn oneminin kamuoyuna ve ozel sektore anlatmak; Turkiyenin tarih, kultur ve geleneklerinin Dunya devletleri tarafindan daha iyi anla$IlmasInI saglamak; Turkiyenin di$ Ticari gucunun dI$ politikamIzda kullanilmasi  icin ozel sektorler arasIndaki diyalogu arttIrmak; Turkiye icin Onemli olan konular hakkInda Uyelerimize bilgi iletmek, Dunya Turk Toplumunu Turkiye ve Turk toplumlarInIn sorunlarInI cozmek icin gerekli sahalarda topyekun mobilize ederek olaylarin akI$InI yonlendirmek.

Turkiyemize Gerektigi Anda Uzmanlık SahanIzda Gonullu Veya Ucretli Destek Vermek Icin Sizinle Temas KurmamIzI IstiyorsanIz

Lutfen Veri TabanIna KaydInIzI YapInIz

www.turkishforum.com/tr/turkdb.html

 

Turkish Forum'a Uye Olmak için:
Mesaj AldIgInIz E-Posta HesabInIzdan Once 
grassroots-giris@turkishforum.org 
Adresine içi Bo$ Bir Mesaj Gondermeniz Ve Sonra www.turkishforum.com/tr/turkdb.html 
ADRESINDEN VERI TABANINA KAYIT YAPTIRMANIZ YETERLI OLACAKTIR. 
Listeden CIkmak için ise Bilgiler En Sonda Verilmi$tir. 

To remove yourself from this list send a blank message to grassroots-cikis@turkishforum.org from the email account you are getting messages to

 

 

 

 

LISTEDEN CIKMAK ICIN:
Mesaj aldiginiz eposta hesabinizdan grassroots-cikis@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

LISTEYE GIRMEK ICIN:
Mesaj almak istediginiz eposta hesabinizdan grassroots-giris@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

Yorum, Fikir, Haberlerinizi bize iletebilirsiniz.
TurkishForum Projelerine Maddi Destek Vermek Cok Kolay!
TurkDB ucretsiz kaydinizi yaptirdinizmi?

TURKISH FORUMA CALISMALARI ICIN DESTEK VERINIZ  

  • OZEL serverlerini ve internet hatlarini bilgi iletimi icin acik tutan
  • Turkiyemize dis politakasinda TOPYEKUN DESTEK VERMEMIZI SAGLIYAN,
  • Turkiye Disindaki Turk Toplumlarina sistemli olarak destek veren,
  • Tum Turk Kuruluslari ile Turkiye ve Turk Halki icin beraber calisan,
  • Dunya Turk Toplumundan gelen bir itmeden dogan TEK KURULUSDUR.

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17255] Yazılmayanlar yada yazılamayanlar

http://demotike.blogcu.com/4434674/

Yazılmayanlar yada yazılamayanlar


Dün kalemi alacak, yazacak ve soracaktım.

Hadi dedim, bir gün daha geçsin.

Bakalım, ülkemiz demokrasi kahramanı (!) aslan demokrat yazarlarımız değinecekler mi?

Hiç umudum olmamakla birlikte, yine de "belki" dedim.

Lanet olsun (!) yine yanılmadım. Tek satır yok.

Nasıl olsun ki; şeyhinin eteklerinde kemik peşinde dolaşan, yazdığı gazetede ne yazacağı önceden belletilen, halkı bilgilendirmekten yoksun yazarcıklardan ne bekleyebiliriz.

Yüzlerce asgari ücret tutarı zarfları cebine koy... Gazeteciyim de... Etrafında korumalar... Ülkemiz aydın kişisi havaları...

Boşverin konuşturmayın dahasını.

Bunlar, ülkemizin aydınlık geleceğinde lokomotif olacaklar.

Çok beklersiniz.

Bölücü örgüt bugüne dek pek çok saldırı düzenledi. Ama bu son saldırı çok farklı yönleri olan çok daha spesifik bir planı içermekte.

Burada, kasten bazı noktaları yazarcıklara yem vermemek için (şimdilik) atlayacağım.

(Belki daha sonra sadece dost grubumlada olsa başka konuları blog dışında elektronik postayla paylaşırım)

Ama bir konu var ki, tam bıçak sırtı.

Şimdilik bununla yetinelim ve soralım.

Kaçırılan askerler bölgeye yeni gelmiş. Bu istihbarat nasıl PKK'ya ulaştı.

Görüşün 1 metreye (ve hatta daha altında olduğunu yaralı askerler ve meteorolojik raporlar böyle diyor) düştüğü bölgede, saldırı yapabilen gurup bu şartlar altında nasıl organize olabildi.

Bana papaganlık yapıp, yok gerilla savaşı - yok bunlar gerilla eğitimi görmüş ve bu şekilde eğitilmiş PKK'lılar demeyin. Yemem o lokmayı.

Yerleşik bölgeni bile korumaktan aciz kaldığın bu hava koşullarında, burnunun ucunu görmeden son derece engebeli araziden geçecek, binlerce metre uçurum - dik yamaçlar aşacak operasyonu tamamlayacak ve esir alınan askerlerle geri dönebileceksin.

Dünyada, açıklanan - bilinen (benimde edindiğim bilgiler kadarıyla) bunu becerecek 5 yada 6 tane çok özel birlikler var.

Bazı soruları güvenliğimiz adına es geçip, (bazı yayın organları sağına soluna bakmadan, bölgede görev yapan güvenlik güçlerimizi tehlikeye atabilecek bilgileri sorumsuzca yayınlıyorlar. Ondan sonra kalkıp birde -uygulandığında- sansür ediliyoruz yaygarası kopartıyorlar. Gazetecilik ve habercilik ulusal çizgilerde etik değerleri de gerektirmektedir. Ötesi de var ki, doğrudan ulusal çıkarlar. Haberciyim deyipte düşmana bilgi vermek mesleki bir zaafiyettir. Demotike bunu yapmaz.) asıl bıçağın sırtıyla tamamlayalım.

Neden bu askerler kaçırıldı?

Bölücü örgüt yanlısı yayın organları, kaçırılan askerleri teşhir ettiler tamam anladık.

Peki... Pazarlık konusu ne?

Eşim, yazıma ekranda bakıp; "Biraz yavan..." dedi.

Bu yavanı, gazetelerde - diğer yayın organlarında gördünüz mü?

Çay olmayan çay, bergamut aromalı çay bana göre değil.

Çaydanlıkta kahve yaptım bu sabah. Kuzey ülkeleri usulü.

Kafein başka bir keyif canım.

Dostçakalın.



--
Dünyada, bir kitabın içerisindeki sözcükler gibiyiz. Her nesil bir satır, bir cümle misali…
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17239] ODUL ALMAK ISTIYORSAN ECDADINA KUFRET

Padiþahlarý yazdý öðretmenleri yaktý

Kompozisyon yarýþmasýnda 2. olan öðrencinin 'ecdadýna küfrettiði' iddia edilince 7 öðretmene soruþturma açýldý..
2007-11-10
19:32
Osmanlý'ya hakaret ödüllendirildi

Edirne'nin Keþan ilçesinde Cumhuriyet'in 84. yýldönümü nedeniyle düzenlenen kompozisyon yarýþmasýnda Yekta Baydar Ýlköðretim Okulu'ndan 5. sýnýf öðrencisi Ý.Ö., "Cumhuriyet Gelince" baþlýklý kompozisyonuyla ikincilik ödülünü aldý. Ancak öðrencinin kompozisyonunda yer alan bazý ifadelerin, Osmanlý devletine ve padiþahlarýna hakaret olduðu öne sürüldü. Bunun üzerine Keþan Kaymakamlýðý'nýn talimatýyla seçici kurulda bulunan 7 öðretmen hakkýnda Kaymakamlýk talimatýyla soruþturma açýldý.

'ART NÝYET YOK'
Kaymakam Abdülkadir Karataþ, bir yerel gazetede çýkan "Ödül almak istiyorsan ecdadýna küfret" baþlýklý haber üzerine soruþturma açtýklarýný doðrularken, okul müdürü Ahmet Altýn ise soruþturmaya neden olduðunu söylediði "1299 yýlýnda Söðüt'te bir bulut oluþtu" ifadesinin kompozisyona baþkasý tarafýndan eklendiðini savundu. Altýn, ilk soruþturmayý okulda kendisinin baþlattýðýný, olayda art niyet olmadýðýný söyledi.
Gökhan YUMUÞAK
Sabah

__________________________________________________
Do You Yahoo!?
Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
http://mail.yahoo.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17238] Re: Cumhuriyet'e Yazar Olmak Isteyen Türbanli Kim

bilmiyorum ve kendisine de bir kaç defa mail attım geri döndü
istiyorsan boşluğunu doldurabilirsin :)))


11.11.2007 tarihinde Fatih Esençay <esecay@gmail.com> yazmış:
ooo olur mu abim burdayım sıkı takipteyim merak etme...
ama nerde anti militarist yazıları çok özledik gelmiyo bu ara..
bekliyorum :)))

 
11.11.2007 tarihinde Malcolm X < malcolmxelhaccmalikelsahbaz@gmail.com> yazmış:
şükür kavuşturana, demek yaşıyorsun :)
selamlar.


10.11.2007 tarihinde Fatih Esençay <esecay@gmail.com > yazmış:
SAĞOL SEDAT ABİM YA ÇOK GÜZEL Bİ YAZI 
PAYLAŞTIĞIN İÇİN SAĞOL:))))

 
10.11.2007 tarihinde Malcolm X < malcolmxelhaccmalikelsahbaz@gmail.com> yazmış:
Cumhuriyet'e Yazar Olmak Isteyen Türbanli Kim


Malum (bir kısım da denebilir) medyanın son zamanlarda 'türbanlı' yazar kapma yarışına dikkat etmişsinizdir. İçi dolu, nitelikli, insani yazılar yazanlar bir tarafa. Medya eğer, sırf siyasi konjonktür gereği, "içimizde türbanlı da bulunsun" diyorsa, ben de varım! Yazacağım köşenin adı bile hazır; Köşem Sultan. Beni bu düşüncelere iten sebepleri, aşağıda bir bir yazdım. Her şeyin, "türbanlı magazin muhabiri arayışlarından haberdar oluşumla" başladığını göreceksiniz. Ha, yine de bu yazdıklarımdan alınan olursa, cidden alınırım…

*****
Çok değil, birkaç hafta önce, bir televizyon kanalının bünyesinde çalıştırmak üzere 'türbanlı eleman' aradığını duyduk. O gün Yeni Şafak gazetesinden Mehmet Şeker'in köşesinden duyurduğu bu bilgi, gün içinde, tevafuken gelen telefonlarla pekişti. Mesleğe henüz yeni başlamış, bir-iki yıllık geçmişleri olan arkadaşlarım arıyor ve soruyorlardı; "Ne yapmalıyım?"
Bu televizyon kanalıyla ortak iş yapan ajans, bizim kızları arayıp "Bizimle çalışın" diyordu. Kendilerinden nasıl bir iş beklediklerini sorduklarında aldıkları cevaba ve gelişen diyaloga bakalım:
"- Magazin muhabirliği yapacaksın."
"- Ama ben magazin muhabirliği yapmadım ki hiç."
"- Öğretiriz"
"- Ama ben tesettürlüyüm…"
"- Tamam işte. Bu yüzden seni seçtik."
"- ?..."
"- Sen, türbanlı bir muhabir olarak, magazin alemlerine dalacak ve topluma kötü örnek olan ünlü isimlere hesap soracaksın!"
"- Hesap sormak mı? Nasıl?"
"- Elbette! Misal, Hülya Avşar'ın karşısına geçip mikrofonu uzatacaksın ve 'Çoluğun çocuğun var, nasıl utanmadan evlilik dışı ilişki yaşıyorsun?' diye soracaksın."
"- Sonra!!!"
"- Unutma, sen 'seçilmiş' insansın. Bunu ancak sen yapabilirsin. Toplumun bu olumsuz gidişatını sen durduracaksın!"
"- Sonra??"
"- Sonrası şu, sana bu işin karşılığında iyi para vereceğiz. 3 bin YTL falan."
***
Konuşmalar, bu 'proje'nin, bütünüyle siyasi gündem üzerinden tasarlandığı üzerine sürüyor. Arkadaşlara, uzun uzun, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasıyla türbanın ülke gündemine geldiğini ve bu "fırsatı" değerlendirip, türbanlıların 'aslında' ne kadar özgüven sahibi ve topluma 'örnek' olduklarını göstermek istediklerini anlatıyorlar. Bizim kızların kafası iki şeyle karışsın isteniyor; "Ya ben bu önemli misyonu üzerime almayınca toplum kendine gelmezse?" ve "Bu parayı İslamcılarla kıyamete kadar çalışsam bir arada bulamam."
***
İlk hamlede, kendilerine bu kadar büyük bir 'misyon' yüklenmesinin altında buzağı aramayışlarının sebebini ise şöyle açıklıyorlardı; "E, ama bunu bize teklif edenler, daha önce beraber çalıştığımız şimdilerde liberal mümin olan Müslüman abilerdi."
Tabi ki Hülya Avşar gibi bir ismin karşısına çıkıp hesap sormanın hiç de akıl kârı olmadığını biliyorlardı. Tabi ki, mankeniyle, ressamıyla, şarkıcısıyla, şovmeniyle devasa magazin alemini hidayete erdiremeyeceklerini biliyorlardı. Kafalarını karıştıran, daha önce beraber çalışırken ceplerine üç kuruş maaş vermekten erinen Müslüman iş adamlarının 'samimi görünümlü' teklifleriydi. (Her Türk insanının "samimi görünümlü Müslüman iş adamları" denildiğinde aklına "Doğan görünümlü Şahin" örneğini getireceğinden ve bunun ne anlama geldiğini bildiğinden, huzur içinde emin olmak istiyorum.)
***
Bunları boşuna anlatmadım. Lafı uzatmak niyetinde de değilim. Patronlarım bu yazıyı okurken ne düşünür, bilmiyorum ama, "Köşe istiyorum, köşe!"
En afilisinden, gazeteyi ele alınca en göze çarpan tarafından, en renkli, en grafiklerle süslenen bir köşe. Hangi medya patronunun elinde olursa olsun. Edebimle oturup köşemi yazacağım, hepsi bu. Ha, zaman zaman bir telefon gelir, "Şimdi şu konuyu yaz. Ama öyle aklına eseni değil, şöyle şöyle yaz" denilir, oturur yazarım. Erinmem yani. İş değil mi? Proje değil mi?
Her yazdığım olay olsun, yazmadığım gündeme otursun. Telefonlarım, tüm dünya meseleleri hakkında görüşlerimi almak isteyenler tarafından susturulmasın. Bir gün, tarikatlar, öbür gün mezhepler, başka bir gün diyalog hakkında görüş beyan edeyim. Eften püften cümleler kurmuş olsam bile, önemseneyim. Köşem, kılıcım olsun, asayım-keseyim.
***
Neden bu kadar heyecanla Köşem Sultan olmaya aday olduğumu merak ediyorsanız, kişisel geçmişimi özetleyeyim. Yıllarca, 'bu camiada' çalıştım. Basın-yayın camiasını kastediyorum. Bir aralar, "Gel, şurada 'köşe'len" diyen 'öteki medya' grubundan haber gönderenlere, cevabım kısa ve netti: "Olmaz, yapamam"
Korkuyordum. Benden, "bizim cenahı" yazmamı istiyorlardı. Bu kolay bir şeydi. Kara çarşaflısından türbanlısına kadar çeşit çeşit türbanlının arasına sızmamı isterler, jurnalleme emri verirler diye. Hatta, "Git, şu kadınlar plajına Haşema'yla gir, 1 GB hafızalı bu kartı dolduracak kadar fotoğraf çek, dön" derler diye. Hem ne de olsa, onlardan daha çok biliyorum içinde bulunduğum camiayı, eğrisi, doğrusuyla.
Fakat bugün korkmuyorum. "Olur, yaparım."
Mevcut türbanlı yazarların yapamadıklarını bile yaparım. Bu tür "proje"lerde yer alabilir, gerekirse içinde bulunduğum İslamcıları yerle bir eden yazılar yazabilirim. Camiayı kökünden 'tahlil' yeteneğine sahip olduğumu belirtir, tüm ilgililerin dikkatine ekteki CV'mi sunarım.
(Rica ederim maaş teklifleriniz 3 bin YTL'den başlasın, yukarı doğru çıksın. Tecrübesiz magazin muhabirlerinden ne eksiğim var?)
***
Muhterem patronlarım… Gördünüz; gittim-gidiyorum. Beni derginizde tutmak ve adımla kurumunuza bahşettiğim saygıdan, şereften nasiplenmek istiyorsanız (bu sözler işsiz kalmama da sebep olabilir gibi geldi birden), maaşımda 'küçük' düzeltmeler yapabilirsiniz.
***
Cümle kurmayı bile beceremeyen biri olmadığıma göre, Köşem Sultan'ın ilk yazısını yazmaya başlayabilirim şimdiden. Hatta ilk yazım, "Neden Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmak istedim?" başlıklı olacak. (Buradan, gönlümde yatan aslanın, Cumhuriyet gazetesi olduğu sanırım anlaşılmıştır. Ama ziyanı yok, Hürriyet de olabilir. Yazılarından bilirim, Ertuğrul Özkök 'geniş' adamdır, Sedat Ergin gibi 'tavizsiz' değildir.)
Hadi hayırlısı…


gerçekhayat dergisi
--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4






--
CiCi SOZLERiNE KARSILIK MASALARINA KOYUP CIKARACAGIMIZ BiR DiN TASIMIYORUZ YUREGiMiZDE...




--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4





--
CiCi SOZLERiNE KARSILIK MASALARINA KOYUP CIKARACAGIMIZ BiR DiN TASIMIYORUZ YUREGiMiZDE...




--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17237] PLASİYER TÜCCAR

ARKADAŞLAR
GIDA SEKTÖRÜNDE SICAK SATIŞ YAPMAK İÇİN, BAŞTA İZMİR OLMAK ÜZERE ANKARA VE İSTANBUL'DA, KENDİ ARACI VE FATURASI İLE SATIŞ YAPACAK, KAPALI KASA KAMYONET, PANEL VAN, CİTY VAN, DOBLO,
RENO KANGOO TÜRÜ ARAÇLARLA, ÜZERLERİNE ÜRÜN VE MARKAMIZI VURGULAYAN ARAÇ GİYDİRME DE YAPILMASI KAYDI İLE VE TAŞIYACAĞI RİSKİN %50 Sİ KADAR, GEÇERLİ BİR TEMİNAT VEREBİLECEK, KENDİ İŞİNİN PATRONU OLMAK İSTEYEN YADA BU TARZ BİR İŞİ YAPMAKTA OLUP İLAVE KAZANÇ ELDE ETMEK İSTEYEN PLASİYER TÜCCAR ARKADAŞLAR ARAMAKTAYIZ.
 
RESTORAN, LOKANTA, BÜFE, KOKOREÇÇİ, SÖĞÜŞÇÜ, SANDOVİÇÇİ, GAZİNO, KAMTİN TARZI YERLERE YAPILACAK SATIŞ İŞLEMİ İÇİN İZMİR İLİ VE İLÇELERİ İÇİN 10, ANKARA İLİ VE İLÇELERİ İÇİN 15, İSTANBUL İLİ VE İLÇELERİ İÇİN 20 ADET KONTENJANIMIZ VARDIR.
BU İŞ İÇİN 10.12.2007 TARİHİNDE İŞE BAŞLAMAYI PLANLIYOR VE TALİPLİ ARKADAŞLARIN ŞU AN YAPTIKLARI BENZER İŞLERİNE DE DEVAM EDEBİLECEKLERİNİ VE İSTERLERSE SADECE BİZİM ÜRÜNÜMÜZÜDE
SATABİLECEKLERİNİ BELİRTİYORUZ.
 
KARLI VE TEMİZ BİR İŞ OLUP, CİDDİYETLE VE SABIRLA HAREKET EDİLİRDE, SİSTEMLİ BİR ÇALIŞMA PRENSİBİ UYGULANIRSA AYDA ASGARİ 3.000 YTL TEMİZ GELİR ELDE ETMEK MÜMKÜNDÜR.
 
BU KONUDA TALEPÇİ OLACAK ARKADAŞLAR, 0 533 965 94 74 - 0 505 912 39 70 - 0 532 215 80 19 NOLU TELEFONLARDAN HİKMET BEYİ ARAYARAK VEYA datagrup@gmail.com  ADRESİNE KENDİLERİNİ TANITICI VE
HANGİ İL VEYA HANGİ İLÇEDE ÇALIŞABİLECEKLERİ İLE İLGİLİ DETAYLARI BİLDİRMELERİ RİCA OLUNUR.
SELAM VE SAYGILARIMLA
Hikmet TINAZTEPE

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17236] Re: "Bu Kafa"

BASRA HARABOLMADAN GÖRSELER YA

10.11.2007 tarihinde Malcolm X <malcolmxelhaccmalikelsahbaz@gmail.com> yazmış:


--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4






--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17226] DÜNYADA DEĞİŞMESİ GEREKEN 50 GERÇEK

Dünyada değişmesi gereken 50 gerçek

BBC muhabiri ve programcısı Jessica Williams, Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek isimli kitapta, çarpıcı gerçeklere parmak basmış. İşte garip gerçekler:

- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Bostwanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor.

- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor.

- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.

- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla. (Avon, kozmetik ürünlerini doğrudan satış yöntemiyle pazarlayan ve genellikle kadınların çalıştığı bir şirket.)

- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip. (Yoksa siz hala ülkeleri hükümetlerin yönettiğine mi inanıyorsunuz? )

- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika'nın yüzde 75′inin günlük geçiminden daha fazla. (Bunun adı vahşi kapitalist sistem.)

- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.

- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 doların da altında gelirle yaşıyor.

- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor.

- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.

- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.

- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.

- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.

- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçü Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.

- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor.

- 1977′den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı.

- McDonald's'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla.

- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.

- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.

- 150′den fazla ülkede işkence var.

- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor.

- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.

- Dünyanın üçte biri savaş halinde.

- Petrol rezervleri 2040′ta tükenebilir.

- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

- 2002′de idamların yüzde 81′i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.

- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor.

- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.

- Her yıl 10 dil ölüyor.

- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.

- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.

- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.

- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.

- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.

- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip.

- Dünyada 27 milyon köle var.

- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.

- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.

- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17225] TURGUT ÖZAL ERMİŞ MİYDİ?

Turgut Özal ermiş miydi?

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, Yeni Şafak Gazetesi'nde Taha Kıvanç takma adıyla yazan Fehmi Koru'ya babasının ermiş olduğunu ve mezarını bir evliyanın yaptığını anlattı. Koru'nun "Mahremi öldürdük" başlıklı yazısında Ahmet Özal, babasının mezarını yapan ustanın kamera kayıtlarında görünmediğini sadece mermerlerin hareket ettiğini iddia etti. Koru'nun "Sırlı programlara konu olacak" diye yorumladığı hikaye şöyle:

Ahmet Özal annesi ve babasıyla İstanbul Adnan Menderes Bulvarı'ndan geçerken, Turgut Özal, Adnan Menderes'in anıt mezarı hizasında otomobili durdurur. Başını pencereden çıkarıp mezara doğru bakar ve oğluna vasiyet eder: "Öldüğümde ne yap et, benim cesedimi buraya gömdür." Ahmet Özal şaşırır ve "Allah gecinden versin, sen daha çok yaşayacaksın" der. Özal, yine de cumhurbaşkanlarının devlet mezarlığına gömüldüğünü, ancak kendisinin halkın yanında olmak istediğini söyler. Oğluna, "Sen bu dediğimi unutma yeter" der. Turgut Özal, bu olay yaşandıktan iki hafta sonra aniden yaşamını yitirir.

Vasiyet ettiği alanda mezarlık düzenlemesiyle, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürü Mustafa Bey (Dönemin Mezarlıklar Müdürü Kazım Gülmez'dir) ilgilenir. Mezarın pembe mermerden yapılması düşünülür. Ancak bir türlü aranan usta bulunamaz. Bir gün sakallı biri ortaya çıkar. Bursalı olduğunu ve bu işi parasız yapmak istediğini söyler. Ortaya beklenenden iyi bir işçilik çıkar. Mustafa Bey, işin kalitesini görünce, meçhul mezar ustasının peşine düşer. Mezar yapımında çalışan hiç kimse mezarcıyı hatırlayamaz. Adamı göstermek için çalışma sırasında çekilen görüntüleri izlemeye başladığında, mermer parçalarının işlendiğini, ancak işleyenin görünmediğini fark eder. Şaşırır. Kaseti Özal'ın oğlu Ahmet Özal ve eşi Semra Özal'a da izletir. Ahmet Özal, o görüntüleri, "Hayretle izledim. Mermer parçaları işleniyor, sonra birbirinin yanına konuyordu, tamam, fakat adam ortada görünmüyordu. Saatler ve saatler boyu sadece mermerler."


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17224] ATATÜRK..!

Atatürk 1937 yılının ilk aylarından beri çeşitli rahatsızlıklar duymaya başlamıştı. Burnu kanıyor, vücudu kaşınıyor ve kabarıyordu. Yüzü solmuş, sinir dengesi bozulmuştu. Kendini iştahsız ve halsiz hissediyordu.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17223] EVANGELİST VE SİYONİST DİN ANLAYIŞI..

Evangelist ve siyonist din anlayışı

George W. Bush'un mensubu bulunduğu Evangelistler arasında yapılan bir ankete göre, Evangelistlerin yüzde 70'i İslam'ı şiddet dini olarak görüyor. Yüzde 81'i ise Müslümanların Hıristiyan yapılmasının gereğine inandıklarını ortaya çıkardı. BOP projesinin beslendiği kaynak olan Evangelizm kendisine İslam'ı ve Müslümanları düşman olarak seçmiş ve Müslümanların yaşadığı coğrafyaları şekillendirme çalışmalarına Bush'un tekrar seçilmesiyle beraber daha da hız vermiştir.

Bu projenin bir parçası olarak ABD'de Evangelistlerin BOP kapsamındaki Müslüman ülkelerde dağıtılmak üzere "Gerçek Furkan" adını verdikleri bir kitap yayınladılar.

Söz konusu kitapta İncil'den, Tevrat'tan alıntılar yer alırken Kuran'dan da bazı ayetler tahrif edilerek kitaba konulmuş.

BOP çerçevesinde 22 İslam ülkesinin eğitim sistemi ve eğitim anlayışı değiştirilmesi planlanıyor ve bu çerçevede Arap ülkelerinin dilleri de değiştirilecek. Bu kitabın ortaya çıkması, yalnızca lisanın değiştirilmesiyle yetinilmeyeceğini Müslümanların inanç esaslarının da değiştirilmeye ve tahrif edilmeye çalışılacağını ortaya koyuyor.

CIA uzmanları tarafından hazırlanan ve çok enteresan bir şekilde "İbrahim'i dinler" ve "üç dinin kitabı" olarak adlandırılan bu Evangelist yayın Türkiye'de yakından tanıdığımız dinler arası diyalog süreciyle paralellik arz ediyor.

Bilindiği gibi dinler arası diyalog sürecinin Türkiye'deki taşeronluğunu uzun süredir ABD'de ikamet eden Fetullah Gülen yapmaktadır. Bu süreçle birlikte pek çok Türk genci Hıristiyanların kucağına itilmiş ve din değiştirmeleri sağlanmıştır. Bunlarda birisi gazetelere de yansıyan "Nurcu Papaz" denilen bu taşeronların evlerinde yetişmiş Turgay Üçal isimli kişidir.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17222] Re: Osman Yuksel Serdengeзti'yi Saygiyla Aniyoruz

ONUN YÜREĞİNE BENZER YÜREKLER TEK EKSİĞİMİZ, BİR OSMAN OLSA BAK NASIL ŞAHLANIR ANADOLU..!, ÜSTADI BÜYÜK BİR SEVGİ VE HÜRMETLE SELAMLIYORUM..

10.11.2007 tarihinde Malcolm X <malcolmxelhaccmalikelsahbaz@gmail.com> yazmış:
Allah razı olsun hatırlattığın için, unutmuştum.
Yüce Allah bütün günahlarını affetsin, mekanını cennet eylesin.


10.11.2007 tarihinde BYMİRZ@ <forevermirza@gmail.com > yazmış:

AÇIN KAPILARI OSMAN YÜKSEL GELİYOR!

Türkiye Osman Yüksel Serdengeçti milletvekili seçilince Hüseyin Üzmez'e "Ben oraları bilmem , gel beraber gidelim." Demiş. Meclisin girişindeki dönerli kapıdan önce Hüseyin Üzmez geçmiş, bir müddet ilerlemiş, lakin arkasından ayak sesi gelmediğini hissedince dönüp bakmış ki; döner kapı ile birlikte Osman Yüksel de dönüp duruyor.

Tutup kolundan çekerek kapıdan kurtarmış. Abi hayrola ne dönüp duruyorsun?" dediğinde aldığı cevap meclisin duvarına yazılacak kadar veciz:

-Sorma Hüseyinciğim, döneklik meclisin kapısında başladı. Allah içerde bize yardım etsin.

Bir Serdengeçti klasiği daha:

Osman Yüksel milletvekili olduğu dönemlerde bir mesele ile alakalı meclis kürsüsünde konuşurken CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protesto eder ve konuşmasını engellemeye çalışırlar. Bunun üzerine Osman Yüksel SERDENGEÇTİ" Bu meclisin yarısı hıyar."deyip kürsüden iner. Bunun üzerine CHP'li vekiller meclisin şahs-ı manevisine hakaret söz konusudur. Lütfen sözünü geri al, diye itirazda bulunurlar. Bunun üzerine Serdengeçti yeniden kürsüye gelip şöyle der:

-Tamam sözümü geri alıyorum. Bu meclisin yarısı hıyar değil.

Ya şuna ne dersiniz?

AP milletvekili olduğu dönemde Süleyman Demirel sık sık "Osman Yüksel varken Muhalefete ne gerek var." Dermiş hatta hiç kravat takmadığı için sitem eder, oturumlara katılmasını istirham edermiş. Serdengeçti de kravatsız milletin vekili olduğunu beyan edermiş, bir defa kravat takmış onda da boynunu değil uçkurunu kullanmış. Boş işler dediği bir oturumda gübre meselesi konuşuluyormuş. Demirel meselenin çözümünü milletvekillerine sormuş. Herkes bir şeyler söylemiş. En son Serdengeçti söz isteyince herkes hayret ve ilgiyle ona doğru dönmüş, işte Serdengeçti'nin çözümü:

Sayın genel başkan bu işin çözümü çok kolay. Şu ön sıralarda oturan yiyip de çıkarmayan vekilleri tarlalarda şöyle bir dolandırıp def-i hacet yaptırın gübre meselesi hallolur.

Osman Yüksel Serdengeçti'ye "Senin hastalığının adı ne?"diye sormuşlar. O da; "Vallahi araba markası gibi bir şey . insanın benim de bir parkinsonum olsa diyesi geliyor."demiş.

Hastalandığı zaman kendini ziyarete gelen Alparslan Türkeş'e "Bak Türkeş, senin en sadık müridin benim, sen "Ey Türk titre ve kendine dön." Dedin. Ben de titremeye başladım."demiş.

Hey koca Serdengeçti hey! Parkinson hastalığına yakalandığı zaman, "Kalk be ne yatıyorsun?" diyenlere "Bir zamanlar dünyayı karıştırıyordum, şimdi çayımı bile karıştıramıyorum." Diyor ve en büyük esprisini 10 Kasım'da hayata gözlerini yumarak yapıyor.

4 yıl mebus 10 yıl hapis yatan, "Allah'sıza, vatansıza, bayraksıza karşı SERDENGEÇTİ" dergisini çıkaran; her çıkardığı sayıdan sonra "Nasıl olsa tutuklayacaklar." Deyip emniyete giden ve her gittiğinde de hakikaten tutuklanan; hapse giderken de "AÇIN KAPILARI OSMAN YÜKSEL GELİYOR." Diyen Serdengeçtilere, dalkavukluğun, iki yüzlülüğün, menfaatperestliğin ayyukaya çıktığı günümüzde ne de çok ihtiyacımız var.

Ne dersiniz?

Türk Diriliş Birliği







--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4





--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17221] Re: "Bu Kafa"

BİR GÜN İTİRAF EDECEKLER, TIPKI FİRAVUN GİBİ İKİ DENİZİN ARASINDA SIKIŞIP KALDIKLARINDA...ELBET ALLAH O GÜNLER İÇİN ONLARI ELLERİMİZE DÜŞÜRÜCEK..

10.11.2007 tarihinde Malcolm X <malcolmxelhaccmalikelsahbaz@gmail.com> yazmış:


--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4






--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17220] TÜRKİYENİN PATRONLARI MUSEVİLER Mİ?

Türkiye'nin patronları museviler mi?

 

Cem Hakko, Cumhuriyet Devri Şapka Devrimi sonrası şapka mağazaları ile zengin olan musevi asıllı işadamı Vitali Hakko'nun oğludur. Alem dergisinin gecesine katılan Cem Hakko içkiyi fazla kaçırınca bakın doğruları nasıl konuştu:

"22 temmuz'dan sonra neler olacağını göreceksiniz, bizi azınlık görenler bu ülkedeki patronların kim olduğunu öğrenecekler.
Cem Uzan dahi üç sene önce elimi öperdi şimdi bizden oy istiyor. Amerika ne derse o olur, biz ülkenin musevi vatandaşları olarak patronuz. Siz işçisiniz. Vakko olarak da hepinizi biz giydiriyoruz, bayıla bayıla, övüne övüne Vakko'dan giyiniyorsunuz. Çukurova Grubu'na da reklam veriyoruz, bu gece de benim paramla oluyor, sinirlendirmeyin beni keserim reklamları."


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17219] SABETAYCI İLHAN SELÇUK..

Sabetaycı İlhan Selçuk

 

Kısa bir süre önce, Eski Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın akıl hocası ve Cumhuriyet gazetesi yazarı sabetaycı İlhan SELÇUK'un, darbe zemini için çevirdiği dolaplardan bahsetmiş ve gizli yahudi (sabetaycı) olduğunu belgeleriyle Türk Milleti'ne duyurmuştuk. Önce Cumhuriyet gazetesi manşetlerinden aleni tahrikler yapan, sonra yetiştirdikleri "ulusalcı tetikçi"lere kendi gazete binasının bahçesine bomba attırarak ülkeyi karıştırmaya çalışan ve en sonunda da katliam yapmaları için Danıştay'a gönderdikleri bu tetikçiler yakalanınca "ülkücü" gibi göstererek camiamızı hedefe koyan sabetaycı darbetör İlhan SELÇUK, gizli yahudi olduğu ortaya çıktıktan sonra bir yazı kaleme aldı.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17218] AVRUPANIN YENİ FİRAVUNU SARKOZY

Avrupa'nın yeni firavunu Sarkozy

 

İsrail tarih boyunca dünya sahnesine sembolik birer proje olarak bazı şahsiyetler çıkardı. Bunlardan biri 2007 versiyonu olan Fransa cumhunbaşkanı Sarkozy'dir. Tıpkı Hitler'in ayrı bir versiyonu gibi. Fakat amacı Hitler'inkinden farklı.

Planı, Avrupa Birliği'ni Yahudileştirmek ve yönetmek. Burada 1O Temmuz 2007 Salı tarihli Millî Gazete'sinden "Avraam Burg İsrail'in ölümü ve Süt Kovası" başlıklı yazıdan kısa bir alıntı sunmak istiyorum:

Haberşöyle: "İsrail'de yayınlanan bir gazeteye açıklama yapmış. Biz Türkiye Yahudilerinin yayın organı Şalom'dan aldık. Açıklamasında çok önemli ayrıntılar var. Birincisi, Avrupa Birliği'ne ilişkin. Bakın Ünlü Yahudi siyasetçi Avraam Burg ne diyor: "Avrupa Birliği Tevrat Kaynaklı bir ütopyadır. Birliğin ne kadar zaman sonra sağlanabileceğini bilmiyorum ama tümüyle Yahudi temellere dayandığı kesin"

Hukukta bir tabir vardı; "En kuvvetli şahitlik, Hasmın şahitliğidir"

Bu şahitliğin üzerine başka ayrıntılarda ekleyebiliriz. Avrupa Birliği'nin 12 yıldızlı bayrağını Paul Levi adındaki Musevi asıllı bir Belçikalı'ya ait olması, 12 Yıldız'ın da İsrail'in dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış İsrail'in 12 Kabilesini simgelemesi gibi…

Avrupa Birliği Hristiyan-Yahudi işbirliğinin en büyük örneklerinden biridir. Ortak düşmanları ise İslam Dünyasıdır. Hasmın şahadeti ortadadır.

"İsrail öldü!" diyor Burg. "Henüz haberi bize ulaşmadı ama ne yazık ki öldü…"

İsrail'in artık bir Yahudi ülkesi olmadığını söylüyor ve İsraillilere kendisinin yaptığı gibi ikinci bir ülkenin vatandaşlığını almalarını öğütlüyor. Kendisi de Fransız vatandaşlığı almış."

Bu haber çok şey anlatıyor. Bu projenin baş kahramanı dünya sahnesine çıkarılmış 2007 model Sarkozy. Aynen daha önce çıkarılmış diğer figüranlar gibi.

Mesela: Che Guevara. Desek ki bu şahıs İsrail kasabı Ariel Şaron'un akrabasıdır ve Şaron da Che Guevara'nın dayısının oğlu. Che'nin annesi Rus asıllı Yahudi Celia de la Serna Arjantin'e göç eder ve ismini değiştirir.( Theodor Herzl'e bir Yahudi devleti'nin nerede kurulacağı sorusuna karşılık Herzl, iki öneride bulunur: Filistin yada Arjantin.) Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te mühendis Ernosto Guevara Lynch ile evlenir. Bu evliliktenChe doğar. Che'nin annesi 1965 tarihinde ölürken bu aile sırrını Che'ye verir belgelerle.

Che'nin dayısı SamuilFilistin'de hayatını sürdürmüş. Ayrıca Che'nin annesi Şaron'la birlikte yaşamıştır. Che 1960'lı yıllarda İsrail'e sık sık gizlice isim değiştirerek giriyor. Ariel Şaron kontrolünde buradaki dinî Yahudi okullarında eğitim alıyor. Sonrası malum: "Dünya sahnesi"ne çıkarılıyor. Tıpkı daha önce çıkarılan onlarca figüran gibi.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17217] JAK KAMHİ CUMHURİYETİ..!

Jak Kamhi Cumhuriyeti

 

Profilo Holding'in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Yahudi asıllı işadamı Jak Kamhi, başarılı çalışmalarından ötürü 'Devlet Üstün Hizmet Madalyası'yla ödüllendirildi.

1983 yılında kabul edilen "Madalya ve Nişanlar Yönetmeliği" 22. maddesi uyarınca, madalya alacakların listesi listesi her yıl Başbakanlıkça 29 Ekim'de ilan edilir. Bu ilanda, madalyanın hangi tarihte ve nerede tevcih edileceği belirtilir. Yangından mal kaçırır gibi madalyanın 2 ay önce verilerek kanun ve yönetmeliği çiğnemenin anlamı nedir?

Sözkonusu kanun uyarınca daha önce Sakıp Sabancı, Rahmi Koç, İbrahim Bodur, Selçuk Yaşar, Ayhan Şahenk, Halis Toprak, Şakir Eczacıbaşı gibi holding sahiplerine de madalya verilmişti. Ama bu törenlerde buluşmayan "devletin zirvesi", Jak Kamhi töreninde niçin hazır bulundu?

"Dinsel simge olan türban giremez" denen kamusal alana Hahambaşı Haleva dinsel kıyafeti için nasıl ve niçin kabul edilmiştir?

Org. Büyükanıt ve Kuvvet Komutanları, bu uğursuz toplantıya niçin katılmışlardır?

Cumhurbaşkanı Sezer, madalya tö reninde yaptığı kısa konuşmada: "Atatürkçü düşünceye içtenlikle bağlı Sayın Kamhi, başkanlığını uzun yıllar sürdürdüğü İktisadi Kalkınma Vakfı aracılığıyla ve kişisel çabalarıyla, Atatürk'ün Türk Ulusuna hedef gösterdiği kalkınma ve çağdaşlaşma yolunda önemli bir aşama olan Avrupa Birliği yönelimine güçlü destek sağlamıştır" dedi. Teviline imkan olmayan bu sözler, devletin zirvesinin Atatürk Cumhuriyeti'ni Jak Kamhi Cumhuriyeti haline dönüştürüp AB kölesi yapma amacını tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Devletimizin bağımsızlığını yok etme eylemine üstelik Atatürk alet edilmeye çalışılmaktadır.

Jak Kamhi, Aydınlık Dergisi'nden önce çıkardığımız 2000′e doğru Dergisi'ne şunları söylemişti: "Kimseden saklamıyorum. Gayet normaldir ki, benim İsrail'e karşı gayet müspet hislerim var. Bu tabii bir şeydir. Bunun önüne çıkılamaz. Benim İsrail'e karşı sempatim olması, İsrail'in Türkiye ile iyi ilişkilerini arzu etmem, birçok konuda müspet ilişkilere girilmesi, İsrail ile barışa kavuşulması temennilerim, görüşüm olur ama iddiam olmaz. Türkiye-İsrail ilişkilerini tayin edecek olan Dışişleri Bakanlığı'dır."

Jak Kamhi İsrail ile ilişkiler konusunda topu hükümete atıyordu ama 1991 yılında Akbulut Hükümeti sı rasında Dışişleri Bakanı Kurtcebe Alptemuçin'den aldığı "üstün hizmet madalyası" devletler arasındaki ilişkide etkinliğinin sonucuydu.

J. Kamhi'nin bir özelliği de Türkiye'ye gelen üst düzey ABD diplomatlarına "evinde yemek veriyor" olması. Türkiye'de görev yapan ABD büyükelçileri, sonradan başka görevlerle Türkiye'ye geldiklerinde istisnasiz J. Kamhi'nin misafiri oluyorlar. J. Kamhi, Bilderberg'in de davetlileri arasında.

J. Kamhi, Cumhurbaşkanı Sezer'in (farklı kelimelerle) belirttiği gibi "azılı bir AB yandaşı". Kamhi'nin kurucusu bulunduğu (İKV) İktisadi Kalkınma Vakfı'nın öncülüğünde; TOBB, DİSK, TESEV, Türk-İş, TİM, İSO, İTO, YASED, TÜRSAB, ATO, Kal-Der, MÜSİAD, TİSK, İMKB gibi 175 sivil toplum örgütünün yayımladığı bildiriyi hatırlayacaksınız… O bildiriden halkımıza söylenen yalanların, yaratılan hayallerin ve AB adına yapılan dayatmaların bir kısmını nakledelim:

"Tam üyelik yükümlülüklerini ekonomik, siyasi ve sosyal tüm alanlarda ülkemizin ihtiyaç duyduğu reformların gerekleri olarak algılıyoruz. Tam üyelik hedefi tüm siyasi partilerce benimsenen ve desteklenen bir devlet politikasıdır. Bugün 40 yılı aşkın bir süredir devam eden bu ulusal davanın hayata geçirilmesinde tarihi kavşaktayız. Türkiye, AB tam üyelik hedefine hiç olmadığı kadar yakın. Milletvekillerimizden bu tarihi sorumluluğun bilinci ve sağduyusu ile hareket etmeyi sürdürmelerini bekliyoruz. Ülkemizin geleceğini şekillendirecek, gençlerimizin yarınlara güvenle bakmasını sağlayacak, bu çağdaşlaşma projesinin süratle gerçekleştirilmesini talep ediyoruz.

Bizler bu bildiride imzası olan sanayici, tüccar, çiftçi, esnaf, serbest meslek mensubu, işçi, akademisyen, öğrenci, medya temsilcisi, tüm kesimler: Birey ve toplum olarak geleceğimizi AB'de görüyoruz. Gelecek kuşaklara çağdaş dünyayla bütünleşmiş, güçlü bir Türkiye bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. AB'yi kendimiz, çocuklarımız, geleceğimiz için istiyoruz. Türk toplumu olarak kesin kararlıyız. Türkiye'nin yeri AB'dir. Kaybedecek zamanımız yoktur."

J. Kamhi ile birlikte o bildirideki bazı imzaları da yazalım: Murat Belge, Ertuğrul Özkök, Mehmet Altan. Mehmet Y. Yılmaz, Ali Bayramoğlu, İsmet Berkan, Prof. Dr. Haluk Günuğur, Süleyman Çelebi, Özdem Sanberk Halit Narin, Can Paker. Kısacası "malum" cephe… Sayın Necdet Sezer bu güruh ile aynı safta mıdır?

J. Kamhi ödül töreninde, "devlet zirvesi mensuplarının" yüzüne baka-baka; "ABD, İsrail ve AB'nin bugün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" hedefi doğrultusunda çaba sarf ettiğini" söyledikten sonra "alkışlanmış olması ihtimali" çok hazin bir görüntü yaratıyor. Bu yalanların hiç utanmadan söylediği mekânda, Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bulunması "iyi olmuştur" denebilir mi? Yaşar Büyükanıt, bu mekanda bulunmak zorunda mıdır? Yaşar Büyükanıt'ın yüzüne karşı söylenen bu laflardan sonra Mehmetçiklerimizin, üst rütbeli komutanlarımızın cenazelerinde söylenen sözlerin ne kadar ağırlığı kalmıştır?

Görülüyor ki; sonunda Türkiye; ABD, MOSSAD, TÜSİ AD "şeytan üçgeni"ne düşürülmüştür. İçine düşürüldüğümüz sistemin adı da Jak Kamhi Cumhuriyeti'dir.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17216] YAHUDİ KÖKENLİ ÜNLÜ TÜRKLAR

Yahudi kökenli ünlü Türkler

 

Merkezi New York'ta olan Sefarad Kültürü Araştırmaları Merkezi, Türkiye'deki Yahudi soy isimleri şeklinde yayımladığı listede bazı Yahudi kökenli kişilerin isimlerine yer verdi. Yüzlerce ismin alfabetik sıraya göre sıralandığı listenin hazırlayıcısı ise Prof. Dr. Daniel Kazez adında İstanbul kökenli bir Yahudi. Merkezi'nin Yahudi listesinde yer alan bazı isimler şu şekilde: Uzeyir Garih, Ziya Gökalp, Naim Güleryüz, Cem Hakko, Vitali Hakko, Leyla İpeker, Cefi Kamhi, Jak Kamhi, Vivet Kaneti, Bilge Karasu, İzzet Keribar, Sami Kohen, Jan Nahum, Nedim Saban, Sabetay Sevi, İshak Alaton, Rifat Bali.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17215] KABBALANIN TAHRİF İNTİKAMI

Kabala'nın tahrif intikamı

 

"Etkin Kitaplar" tarafından yayımlanan İlhami Yangın imzalı "Kabala'nın İntikamı" isimli kitapta Yahudilerin Kabala kitabı ve Kabalist inanç derin bir tahlile tabi tutuluyor. Yazar İlhami Yangın, önemli bir Yahudi kaynağı olan Kabala kitabına inanan Kabalistlerin; dünya, İslam ve Türk tarihine etki ederek gerçekleri saptırdığını söylüyor. Yangın'a göre Tevrat'ın tahrif edilmesinde, Hristiyanlığın dejenere olmasında, Yahudilerin İslamiyeti kabul etmemesinde, Hariciler ve Batınilerin ortaya çıkmasında Kabalistlerin etkisi çok büyük.

Yangın, Kabalistlerin adeta diğer insanlardan intikam alırcasına yaptıkları tahribatları anlattığı kitabında özetle şu görüş ve bilgilere yer veriyor: Masonluğun kurucusu Hiram Usta, Eski Ahit'te 'dul kadının oğlu' olarak tanıtılıyor. Dünya masonları kendilerini 'dul kadının çocuğu' olarak görürler ve kendilerini 'birader' olarak çağırırlar. Ayrıca Hz. Süleyman'a karşı ayaklanan Yerovam da 'dul kadının oğlu' olarak niteleniyor. Yazarın iddiasına göre, Süleyman Mabedi'nin yapımında çalışan cinler ve şeytanlar Eski Ahit'te 'dul kadının oğlu' olarak tanıtılan Yerovam, Hiram ve onların emrinde çalışan masonlardır. Yazara göre, Eski Ahit'i tahrif edenler de masonlardan başkaları değildir.

Masonların kendi istekleri ile ortaya çıkmalarıyla Hz. Süleyman'a ihtilal düzenlemeleri arasında iki bin yıl vardır. Masonlar bu iki bin yıl zarfında yeraltında faaliyetlerini sürdürmelerine rağmen varlıklarını ve sırlarını gizlemeyi başarmışlardır. Masonların düzenlediği ihtilal sonucu Hz. Süleyman, deniz kıyısına kaçıp gitti ve ücret karşılığı balıkçıların balıklarını taşımaya başladı. Hz. Süleyman'ın ölümünden sonra devlet ikiye ayrıldı ve bir müddet sonra putperest bir kavim olundu. Yahudilerin kutsal kitabında Hz. Süleyman açıkça putperest olarak gösteriliyor. Yahudi ansiklopedisi de Hz. Süleyman'ı 'kılıbık bir koca olmak' 'çok lüks bir hayat sürmek' ve 'çok tanrılı putperest olmakla' itham etmektedir. Tüm bu tahrifat ve yanlış bilgiler Kabalistlerden kaynaklanmaktadır.

Yazara göre, Hz. Süleyman'dan sonra Yahudilerin on kabilesi asimile olarak ortadan yok olurken, Babil'e sürülen diğer iki kabilenin günümüze kadar varlığını sürdürmesinin tek bir nedeni vardır: Kabala. Babil'deki sürgün yıllarının M.Ö. 539'da sona ermesinin ardından 1 milyon Yahudi'den sadece 42 bini geri döndü. Yani sadece yüzde 5'i. Aynı şekilde 1948 yılında İsrail Devleti kurulduğunda dünyada 12 milyon Yahudi yaşamaktaydı ve bunların sadece 600 bini İsrail'e gitti. Yani tüm Yahudilerin sadece yüzde 5'i.

Yahudilerin Babil'den dönmesinin ardından Ezra liderliğindeki Yahudiler, Hz. Musa'nın on emrinin yazılmasına karar verdiler. Böylece Tevrat'ın yeniden yazım süreci başladı. Bugün Yahudilerin elindeki kitap, Ezra'nın derlediği bu kitaptır. Bu aşamadan sonra 'Kabalacılar' denen bir grup ortaya çıktı. Bunlar Tevrat'ın bir çeşit yorumu olan bir kitap yazmaya başladılar ve buna 'Kabala' dendi. Kabalistlere göre Hz. Musa, Tevrat'ı Mısır Hiyeroglif diliyle üç kat sır perdesi altında yazdı, bu Tevrat'ı Kabalistler adı verilen 70 kişilik bir gruba verdi.

Hz. Süleyman'ın gücünü sihirle elde etiğine inanan Kabalistler, bu dönemde tamamen büyüye teslim oldular. Yahudiler, hiçbir çaba sarfetmeksizin bu tür tılsım ve büyülerle kendi geleceklerini kazanabilecekleri konusunda kendilerini aldatmaya başladılar. Harfçiliğin tarihsel olarak ilk örneğini oluşturan Kabala, harf ve sayıların gizemini çözerek Tevrat'ı yorumlamayı hedeflemektedir. Amerikalı Masonluk uzmanı Dr. Mackey tarafından seslendirilen bir teoriye göre iki ayrı Kabala mevcuttur ve bunların tarihi Hz. Adem'in soyuna kadar uzanmaktadır. Hz. İdris'in soyundan devredilen Kutsal Kabala'ya ilaveten Kabil'in soyundan gelme 'Büyücü Kabalası'.

Yazarın iddiasına göre matematik ve geometri dünyasında önemli bir isim olan Pisagor, Kabalacılar tarafından eğitilmiş ve kendisine Kabala'nın sırları öğretilmiştir. Pisagor tarafından kurulmuş olan tarikata girmek isteyenler Kabalistlerin yaptıklarına benzer sınavlara tabii tutuluyordu. Yazar'ın iddiasına göre Pisagor'un öğretileri ile Kabala'daki öğretiler örtüşmektedir. Pisagor'un öğretilerini yaydığı Cratona şehri İtalya'da idi ve bugün masonluğun en etkin olduğu ülkelerden birisidir İtalya. Tüm İtalya'yı etkisi altına alan Pisagor, ülkeyi istediği gibi yönetmeye başladı. Ancak halk, Pisagor'a ve kurduğu tarikata karşı çıkmaya başladı. Ayaklanan halk Pisagor ve yüzlerce kişiyi yakarak öldürdü.
İslâmiyet'i reddeden Yahudiler Kabala'dan destek aldı.

Yazar Yangın'a göre Hz. Muhammed (s.a.v) ile görüşen Yahudiler,  Kabala'nın etkisi altındadır. Yahudilerin Hz. Muhammed ile görüşmelerinde ne kadar dinlerinden uzaklaştıkları ve Babil'de geliştirdikleri Kabala'ya sarıldıkları açıkça görülmektedir. Yahudiler, Hz. Muhammed, kendisinin de Hz. Süleyman gibi bir peygamber olduğunu söylediğinde Hz. Süleyman'ın peygamber değil büyücü olduğunu iddia etmişlerdir. Hz. Süleyman'ın büyücü olduğunu iddia edenler ise Kabalacılardır.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17214] TEVRAT VE ENSESİNDEN KESİLENLER..

Tevrat ve ensesinden kesilenler

 

Yıl 1950'ler yer Urfa. Şehir bazı ailelerin bebeklere kadar enselerinden kesilerek öldürüldüğü haberi ile yankılanmıştır. 1947'de kurulan İsrail Devletini ilk tanıyan Türkiye'dir. 1960'ların başında Fransızlara karşı bağımsızlığını elde etmek için çabalayan dünkü vilayetimiz ve kardeşimiz Cezayir'in Bağımsızlığı aleyhine oy kullanan yine Türkiye'dir. Peki bu cinayet neden işlenmiştir? İşte cevabı: Enseden kesme cezası Yahudi şeriatına göre Yahudilikten dönenler için uygulanır. Ensesinden kesilenlerde İsrail'e göç etmeyip Urfa'da kalan ve Müslüman olan Yahudilerdir. Bu aileler bir sabah çoluk-çocuk, kadın-kızan enselerinden kesilmiş olarak bulunmuşlardır. Üzerinden yıllar geçen bu cinayetler bir türlü çözülememiş ve dosya kapatılmıştır.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17213] FİRAVUNUN SAKALI NEDEN ÇALINDI..

Firavun'un sakalı neden çalındı

   

Geçen ayda Amerikan ve İngiliz gazetelerinin bir kısmı şu haberi geçti: Ramses'in sakalı  Amerikalı yetkililerce Mısır hükümetine teslim edildi. Tabii buraya kadar  insan  düşünüyor: Neden Ramses'in mumyası veya müzede bulunan paha biçilmez eşyalar  değilde bir tutam keçi sakalı çalınıp kaçırılıyordu?  Kafamı kurcalayan bu hadiseyi, Amerikan ve İngiliz basınına  yansımasını da fırsat bilip İlhami abi'ye sordum.

Bana şunları anlattı: "Sakal İsraillilerin organizasyonu neticesinde çalınmıştı. Bu hadisenin meydana çıkması durumunda kamuoyuna basit bir tarihi eser hırsızlığı şeklinde lanse edilmesi planlanmıştı. Öylede oldu. Asıl maksat ise çok farklıydı. İsrailli bir iş adamı sakalı elde ettikten sonra Amerika'nın baş hahamının eline ulaştırıyor. O'da Pensilvanya'da göl kenarındaki bir malikanede bulunan Mossad güdümünde, ibrani asıllı fakat Amerikalı bir iş adamı hüviyetindeki şahsa teslim ediyor. Ondan sonra çok daha ilginç bir vaka yaşanıyor. Çünkü CIA ile MOSSAD bu keçi sakalı için  birbirine düşüyor. İkiside kaçırılan sakalı eline geçirmek istiyor. Neden diye merak  ediyorsunuz söyleyelim. Çünkü bu sakalla DNA deneyleri yapılıp, tıbben yeni bulunan teknikler ile hücre yapılarıyla RAMSES'in karakterinin ve fizyolojsinin analizi yapılıp kök hücreleri üretildi. Çok gizli bu deneylerin amacı bu çağda RAMSES'in özelliklerini taşıyacak bir firavunu dünya sahnesine çıkarmak."


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17212] TÜRKİYE ÜZERİNDEN BÜYÜK İSRAİLİ KURMAK

Türkiye üzerinden büyük İsrail'i kurmak

 

17 seneden beri 20. Haçlı Seferi'ni yaşıyoruz. Önce Amerika'yı Büyük İsrail'in kurulması için hazırladılar. Sonra Avrupa Birliği'ni buna entegre ettiler. Sonra NATO'yu bunun gücü haline getirdiler. NATO şimdi Rusya'ya karşı değil.. Terör bahanesiyle İslam'a karşı taarruz için kullanılan bir kuruluş haline getirdiler.

SEVR'i dayatanlar, 1918'den 1923'e kadar 5 sene uğraştılar. Anadolu'yu yutamadılar. Bu kez de üçüncü bir Siyonist, kim bu; haham Haim Naum ortaya çıktı. İnönü'nün Lozan'daki müşaviri. 'Ben bunlara Lozan Anlaşması'nı imzalatırım' dedi Haim Naum. Ve imzalandı.

Haim Naum doktrini: "Anadolu insanını aç bırakacağız, işsiz bırakacağız, borca esir edeceğiz, dininden uzaklaştıracağız." idi. 80 senedir Dünya Siyonizmi bizim üzerimizde bunu uygulamaya çalışıyor. Şimdi 1990 senesi gelince, Rusya çöktü. Amerika tek kuvvet oldu. Dünya Siyonizmi 'bu Amerika bizim elimizin altındadır. Tarihimizin en güçlü noktasına geldik. Artık Büyük İsrail'i kurmanın vakti gelmiştir. 20. Haçlı Seferi'ni başlatalım ve Büyük İsrail'i kuralım' dedi.

Margaret Thatcher'in İskoçya'daki konuşması ile bu gerçek bütün dünyaya ilân edilmiştir. Ne dedi orada Thatcher? Dedi ki NATO toplantısında; 'Biz bu toplantıyı neden yapıyoruz arkadaşlar. NATO'yu devam ettirecek miyiz, ettirmeyecek miyiz? Biz NATO'yu niçin kurmuştuk? Rusya'ya karşı savunma paktı olarak. Rusya çöktü şimdi. Komünizm de dağıldı. Düşmanı olmayan ideoloji yaşamaz. (Dikkat ediyor musunuz, inançlarının temelini düşmanlığa dayandırıyorlar.

NATO şimdi Rusya'ya karşı değil. Terör bahanesiyle İslam'a karşı taarruz için kullanılan bir kuruluş haline getirdiler. 3-4 senede bu değişiklikleri yaptılar. Şimdi fiilen İsrail'i kurmaya kalktılar, bir de baktılar ki takdir-i ilahi; Türkiye'de bir Refah Partisi işbaşına gelmiş. Dediler ki, Türkiye'de RP varken biz hiçbir şey yapamayız, önce bu işi halletmemiz lâzım. Ve 28 Şubat olayı oldu.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17211] CUMHURİYET GAZETESİ BİR TARİKAT GAZETESİDİR..

Cumhuriyet gazetesi bir tarikat gazetesidir

 

Cumhuriyet Gazetesi'nin kurucusu Yunus Nadi. Mason olan Yunus Nadi, Arnavut kökenli yazar Naci Pelister'in "Türk Matbuatı Yahudilerin Kontrolü Altında" başlıklı bir yazısında bildirdiğine göre aynı zamanda da bir "Karaim Yahudisi". Karaimler, 8. yüzyılda kurulmuş bir Yahudi tarikatı. Bu durumda Cumhuriyet'i bir "tarikatçı gazetesi" olarak tanımlamak mümkün olabilir; tabii İslam değil Yahudi tarikati elbette. Cumhuriyet'in Milli Şef dönemindeki yükselişi ise, iki Yahudi şirketinden aldığı destek sayesinde oldu. O dönemde Türkiye'deki gazetelerin ilan işleri, "Yahudi şirketi" olan Hoffer'in, kağıt işleri de Burla Biraderler'in elindeydi. Onların tutmayacağı bir gazetenin yükselmesi ve hatta yaşaması zordu.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17210] Re: Cumhuriyet'e Yazar Olmak Isteyen Türbanli Kim

SAĞOL SEDAT ABİM YA ÇOK GÜZEL Bİ YAZI 
PAYLAŞTIĞIN İÇİN SAĞOL:))))

 
10.11.2007 tarihinde Malcolm X <malcolmxelhaccmalikelsahbaz@gmail.com> yazmış:
Cumhuriyet'e Yazar Olmak Isteyen Türbanli Kim


Malum (bir kısım da denebilir) medyanın son zamanlarda 'türbanlı' yazar kapma yarışına dikkat etmişsinizdir. İçi dolu, nitelikli, insani yazılar yazanlar bir tarafa. Medya eğer, sırf siyasi konjonktür gereği, "içimizde türbanlı da bulunsun" diyorsa, ben de varım! Yazacağım köşenin adı bile hazır; Köşem Sultan. Beni bu düşüncelere iten sebepleri, aşağıda bir bir yazdım. Her şeyin, "türbanlı magazin muhabiri arayışlarından haberdar oluşumla" başladığını göreceksiniz. Ha, yine de bu yazdıklarımdan alınan olursa, cidden alınırım…

*****
Çok değil, birkaç hafta önce, bir televizyon kanalının bünyesinde çalıştırmak üzere 'türbanlı eleman' aradığını duyduk. O gün Yeni Şafak gazetesinden Mehmet Şeker'in köşesinden duyurduğu bu bilgi, gün içinde, tevafuken gelen telefonlarla pekişti. Mesleğe henüz yeni başlamış, bir-iki yıllık geçmişleri olan arkadaşlarım arıyor ve soruyorlardı; "Ne yapmalıyım?"
Bu televizyon kanalıyla ortak iş yapan ajans, bizim kızları arayıp "Bizimle çalışın" diyordu. Kendilerinden nasıl bir iş beklediklerini sorduklarında aldıkları cevaba ve gelişen diyaloga bakalım:
"- Magazin muhabirliği yapacaksın."
"- Ama ben magazin muhabirliği yapmadım ki hiç."
"- Öğretiriz"
"- Ama ben tesettürlüyüm…"
"- Tamam işte. Bu yüzden seni seçtik."
"- ?..."
"- Sen, türbanlı bir muhabir olarak, magazin alemlerine dalacak ve topluma kötü örnek olan ünlü isimlere hesap soracaksın!"
"- Hesap sormak mı? Nasıl?"
"- Elbette! Misal, Hülya Avşar'ın karşısına geçip mikrofonu uzatacaksın ve 'Çoluğun çocuğun var, nasıl utanmadan evlilik dışı ilişki yaşıyorsun?' diye soracaksın."
"- Sonra!!!"
"- Unutma, sen 'seçilmiş' insansın. Bunu ancak sen yapabilirsin. Toplumun bu olumsuz gidişatını sen durduracaksın!"
"- Sonra??"
"- Sonrası şu, sana bu işin karşılığında iyi para vereceğiz. 3 bin YTL falan."
***
Konuşmalar, bu 'proje'nin, bütünüyle siyasi gündem üzerinden tasarlandığı üzerine sürüyor. Arkadaşlara, uzun uzun, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasıyla türbanın ülke gündemine geldiğini ve bu "fırsatı" değerlendirip, türbanlıların 'aslında' ne kadar özgüven sahibi ve topluma 'örnek' olduklarını göstermek istediklerini anlatıyorlar. Bizim kızların kafası iki şeyle karışsın isteniyor; "Ya ben bu önemli misyonu üzerime almayınca toplum kendine gelmezse?" ve "Bu parayı İslamcılarla kıyamete kadar çalışsam bir arada bulamam."
***
İlk hamlede, kendilerine bu kadar büyük bir 'misyon' yüklenmesinin altında buzağı aramayışlarının sebebini ise şöyle açıklıyorlardı; "E, ama bunu bize teklif edenler, daha önce beraber çalıştığımız şimdilerde liberal mümin olan Müslüman abilerdi."
Tabi ki Hülya Avşar gibi bir ismin karşısına çıkıp hesap sormanın hiç de akıl kârı olmadığını biliyorlardı. Tabi ki, mankeniyle, ressamıyla, şarkıcısıyla, şovmeniyle devasa magazin alemini hidayete erdiremeyeceklerini biliyorlardı. Kafalarını karıştıran, daha önce beraber çalışırken ceplerine üç kuruş maaş vermekten erinen Müslüman iş adamlarının 'samimi görünümlü' teklifleriydi. (Her Türk insanının "samimi görünümlü Müslüman iş adamları" denildiğinde aklına "Doğan görünümlü Şahin" örneğini getireceğinden ve bunun ne anlama geldiğini bildiğinden, huzur içinde emin olmak istiyorum.)
***
Bunları boşuna anlatmadım. Lafı uzatmak niyetinde de değilim. Patronlarım bu yazıyı okurken ne düşünür, bilmiyorum ama, "Köşe istiyorum, köşe!"
En afilisinden, gazeteyi ele alınca en göze çarpan tarafından, en renkli, en grafiklerle süslenen bir köşe. Hangi medya patronunun elinde olursa olsun. Edebimle oturup köşemi yazacağım, hepsi bu. Ha, zaman zaman bir telefon gelir, "Şimdi şu konuyu yaz. Ama öyle aklına eseni değil, şöyle şöyle yaz" denilir, oturur yazarım. Erinmem yani. İş değil mi? Proje değil mi?
Her yazdığım olay olsun, yazmadığım gündeme otursun. Telefonlarım, tüm dünya meseleleri hakkında görüşlerimi almak isteyenler tarafından susturulmasın. Bir gün, tarikatlar, öbür gün mezhepler, başka bir gün diyalog hakkında görüş beyan edeyim. Eften püften cümleler kurmuş olsam bile, önemseneyim. Köşem, kılıcım olsun, asayım-keseyim.
***
Neden bu kadar heyecanla Köşem Sultan olmaya aday olduğumu merak ediyorsanız, kişisel geçmişimi özetleyeyim. Yıllarca, 'bu camiada' çalıştım. Basın-yayın camiasını kastediyorum. Bir aralar, "Gel, şurada 'köşe'len" diyen 'öteki medya' grubundan haber gönderenlere, cevabım kısa ve netti: "Olmaz, yapamam"
Korkuyordum. Benden, "bizim cenahı" yazmamı istiyorlardı. Bu kolay bir şeydi. Kara çarşaflısından türbanlısına kadar çeşit çeşit türbanlının arasına sızmamı isterler, jurnalleme emri verirler diye. Hatta, "Git, şu kadınlar plajına Haşema'yla gir, 1 GB hafızalı bu kartı dolduracak kadar fotoğraf çek, dön" derler diye. Hem ne de olsa, onlardan daha çok biliyorum içinde bulunduğum camiayı, eğrisi, doğrusuyla.
Fakat bugün korkmuyorum. "Olur, yaparım."
Mevcut türbanlı yazarların yapamadıklarını bile yaparım. Bu tür "proje"lerde yer alabilir, gerekirse içinde bulunduğum İslamcıları yerle bir eden yazılar yazabilirim. Camiayı kökünden 'tahlil' yeteneğine sahip olduğumu belirtir, tüm ilgililerin dikkatine ekteki CV'mi sunarım.
(Rica ederim maaş teklifleriniz 3 bin YTL'den başlasın, yukarı doğru çıksın. Tecrübesiz magazin muhabirlerinden ne eksiğim var?)
***
Muhterem patronlarım… Gördünüz; gittim-gidiyorum. Beni derginizde tutmak ve adımla kurumunuza bahşettiğim saygıdan, şereften nasiplenmek istiyorsanız (bu sözler işsiz kalmama da sebep olabilir gibi geldi birden), maaşımda 'küçük' düzeltmeler yapabilirsiniz.
***
Cümle kurmayı bile beceremeyen biri olmadığıma göre, Köşem Sultan'ın ilk yazısını yazmaya başlayabilirim şimdiden. Hatta ilk yazım, "Neden Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmak istedim?" başlıklı olacak. (Buradan, gönlümde yatan aslanın, Cumhuriyet gazetesi olduğu sanırım anlaşılmıştır. Ama ziyanı yok, Hürriyet de olabilir. Yazılarından bilirim, Ertuğrul Özkök 'geniş' adamdır, Sedat Ergin gibi 'tavizsiz' değildir.)
Hadi hayırlısı…


gerçekhayat dergisi
--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4






--
CiCi SOZLERiNE KARSILIK MASALARINA KOYUP CIKARACAGIMIZ BiR DiN TASIMIYORUZ YUREGiMiZDE...
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17209] Huzur Beldesi



--
Arşiv: http://osmanlimodeli.blogspot.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17208] Re: Osman Yuksel Serdengeзti'yi Saygiyla Aniyoruz

Allah razı olsun hatırlattığın için, unutmuştum.
Yüce Allah bütün günahlarını affetsin, mekanını cennet eylesin.


10.11.2007 tarihinde BYMİRZ@ <forevermirza@gmail.com> yazmış:

AÇIN KAPILARI OSMAN YÜKSEL GELİYOR!

Türkiye Osman Yüksel Serdengeçti milletvekili seçilince Hüseyin Üzmez'e "Ben oraları bilmem , gel beraber gidelim." Demiş. Meclisin girişindeki dönerli kapıdan önce Hüseyin Üzmez geçmiş, bir müddet ilerlemiş, lakin arkasından ayak sesi gelmediğini hissedince dönüp bakmış ki; döner kapı ile birlikte Osman Yüksel de dönüp duruyor.

Tutup kolundan çekerek kapıdan kurtarmış. Abi hayrola ne dönüp duruyorsun?" dediğinde aldığı cevap meclisin duvarına yazılacak kadar veciz:

-Sorma Hüseyinciğim, döneklik meclisin kapısında başladı. Allah içerde bize yardım etsin.

Bir Serdengeçti klasiği daha:

Osman Yüksel milletvekili olduğu dönemlerde bir mesele ile alakalı meclis kürsüsünde konuşurken CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protesto eder ve konuşmasını engellemeye çalışırlar. Bunun üzerine Osman Yüksel SERDENGEÇTİ" Bu meclisin yarısı hıyar."deyip kürsüden iner. Bunun üzerine CHP'li vekiller meclisin şahs-ı manevisine hakaret söz konusudur. Lütfen sözünü geri al, diye itirazda bulunurlar. Bunun üzerine Serdengeçti yeniden kürsüye gelip şöyle der:

-Tamam sözümü geri alıyorum. Bu meclisin yarısı hıyar değil.

Ya şuna ne dersiniz?

AP milletvekili olduğu dönemde Süleyman Demirel sık sık "Osman Yüksel varken Muhalefete ne gerek var." Dermiş hatta hiç kravat takmadığı için sitem eder, oturumlara katılmasını istirham edermiş. Serdengeçti de kravatsız milletin vekili olduğunu beyan edermiş, bir defa kravat takmış onda da boynunu değil uçkurunu kullanmış. Boş işler dediği bir oturumda gübre meselesi konuşuluyormuş. Demirel meselenin çözümünü milletvekillerine sormuş. Herkes bir şeyler söylemiş. En son Serdengeçti söz isteyince herkes hayret ve ilgiyle ona doğru dönmüş, işte Serdengeçti'nin çözümü:

Sayın genel başkan bu işin çözümü çok kolay. Şu ön sıralarda oturan yiyip de çıkarmayan vekilleri tarlalarda şöyle bir dolandırıp def-i hacet yaptırın gübre meselesi hallolur.

Osman Yüksel Serdengeçti'ye "Senin hastalığının adı ne?"diye sormuşlar. O da; "Vallahi araba markası gibi bir şey . insanın benim de bir parkinsonum olsa diyesi geliyor."demiş.

Hastalandığı zaman kendini ziyarete gelen Alparslan Türkeş'e "Bak Türkeş, senin en sadık müridin benim, sen "Ey Türk titre ve kendine dön." Dedin. Ben de titremeye başladım."demiş.

Hey koca Serdengeçti hey! Parkinson hastalığına yakalandığı zaman, "Kalk be ne yatıyorsun?" diyenlere "Bir zamanlar dünyayı karıştırıyordum, şimdi çayımı bile karıştıramıyorum." Diyor ve en büyük esprisini 10 Kasım'da hayata gözlerini yumarak yapıyor.

4 yıl mebus 10 yıl hapis yatan, "Allah'sıza, vatansıza, bayraksıza karşı SERDENGEÇTİ" dergisini çıkaran; her çıkardığı sayıdan sonra "Nasıl olsa tutuklayacaklar." Deyip emniyete giden ve her gittiğinde de hakikaten tutuklanan; hapse giderken de "AÇIN KAPILARI OSMAN YÜKSEL GELİYOR." Diyen Serdengeçtilere, dalkavukluğun, iki yüzlülüğün, menfaatperestliğin ayyukaya çıktığı günümüzde ne de çok ihtiyacımız var.

Ne dersiniz?

Türk Diriliş Birliği







--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17207] Osman Yuksel Serdengeзti'yi Saygiyla Aniyoruz

AÇIN KAPILARI OSMAN YÜKSEL GELİYOR!

Türkiye Osman Yüksel Serdengeçti milletvekili seçilince Hüseyin Üzmez'e "Ben oraları bilmem , gel beraber gidelim." Demiş. Meclisin girişindeki dönerli kapıdan önce Hüseyin Üzmez geçmiş, bir müddet ilerlemiş, lakin arkasından ayak sesi gelmediğini hissedince dönüp bakmış ki; döner kapı ile birlikte Osman Yüksel de dönüp duruyor.

Tutup kolundan çekerek kapıdan kurtarmış. Abi hayrola ne dönüp duruyorsun?" dediğinde aldığı cevap meclisin duvarına yazılacak kadar veciz:

-Sorma Hüseyinciğim, döneklik meclisin kapısında başladı. Allah içerde bize yardım etsin.

Bir Serdengeçti klasiği daha:

Osman Yüksel milletvekili olduğu dönemlerde bir mesele ile alakalı meclis kürsüsünde konuşurken CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protesto eder ve konuşmasını engellemeye çalışırlar. Bunun üzerine Osman Yüksel SERDENGEÇTİ" Bu meclisin yarısı hıyar."deyip kürsüden iner. Bunun üzerine CHP'li vekiller meclisin şahs-ı manevisine hakaret söz konusudur. Lütfen sözünü geri al, diye itirazda bulunurlar. Bunun üzerine Serdengeçti yeniden kürsüye gelip şöyle der:

-Tamam sözümü geri alıyorum. Bu meclisin yarısı hıyar değil.

Ya şuna ne dersiniz?

AP milletvekili olduğu dönemde Süleyman Demirel sık sık "Osman Yüksel varken Muhalefete ne gerek var." Dermiş hatta hiç kravat takmadığı için sitem eder, oturumlara katılmasını istirham edermiş. Serdengeçti de kravatsız milletin vekili olduğunu beyan edermiş, bir defa kravat takmış onda da boynunu değil uçkurunu kullanmış. Boş işler dediği bir oturumda gübre meselesi konuşuluyormuş. Demirel meselenin çözümünü milletvekillerine sormuş. Herkes bir şeyler söylemiş. En son Serdengeçti söz isteyince herkes hayret ve ilgiyle ona doğru dönmüş, işte Serdengeçti'nin çözümü:

Sayın genel başkan bu işin çözümü çok kolay. Şu ön sıralarda oturan yiyip de çıkarmayan vekilleri tarlalarda şöyle bir dolandırıp def-i hacet yaptırın gübre meselesi hallolur.

Osman Yüksel Serdengeçti'ye "Senin hastalığının adı ne?"diye sormuşlar. O da; "Vallahi araba markası gibi bir şey . insanın benim de bir parkinsonum olsa diyesi geliyor."demiş.

Hastalandığı zaman kendini ziyarete gelen Alparslan Türkeş'e "Bak Türkeş, senin en sadık müridin benim, sen "Ey Türk titre ve kendine dön." Dedin. Ben de titremeye başladım."demiş.

Hey koca Serdengeçti hey! Parkinson hastalığına yakalandığı zaman, "Kalk be ne yatıyorsun?" diyenlere "Bir zamanlar dünyayı karıştırıyordum, şimdi çayımı bile karıştıramıyorum." Diyor ve en büyük esprisini 10 Kasım'da hayata gözlerini yumarak yapıyor.

4 yıl mebus 10 yıl hapis yatan, "Allah'sıza, vatansıza, bayraksıza karşı SERDENGEÇTİ" dergisini çıkaran; her çıkardığı sayıdan sonra "Nasıl olsa tutuklayacaklar." Deyip emniyete giden ve her gittiğinde de hakikaten tutuklanan; hapse giderken de "AÇIN KAPILARI OSMAN YÜKSEL GELİYOR." Diyen Serdengeçtilere, dalkavukluğun, iki yüzlülüğün, menfaatperestliğin ayyukaya çıktığı günümüzde ne de çok ihtiyacımız var.

Ne dersiniz?

Türk Diriliş Birliği



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17206] "Bu Kafa"



--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17205] Cumhuriyet'e Yazar Olmak Isteyen Türbanli Kim

Cumhuriyet'e Yazar Olmak Isteyen Türbanli Kim


Malum (bir kısım da denebilir) medyanın son zamanlarda 'türbanlı' yazar kapma yarışına dikkat etmişsinizdir. İçi dolu, nitelikli, insani yazılar yazanlar bir tarafa. Medya eğer, sırf siyasi konjonktür gereği, "içimizde türbanlı da bulunsun" diyorsa, ben de varım! Yazacağım köşenin adı bile hazır; Köşem Sultan. Beni bu düşüncelere iten sebepleri, aşağıda bir bir yazdım. Her şeyin, "türbanlı magazin muhabiri arayışlarından haberdar oluşumla" başladığını göreceksiniz. Ha, yine de bu yazdıklarımdan alınan olursa, cidden alınırım…

*****
Çok değil, birkaç hafta önce, bir televizyon kanalının bünyesinde çalıştırmak üzere 'türbanlı eleman' aradığını duyduk. O gün Yeni Şafak gazetesinden Mehmet Şeker'in köşesinden duyurduğu bu bilgi, gün içinde, tevafuken gelen telefonlarla pekişti. Mesleğe henüz yeni başlamış, bir-iki yıllık geçmişleri olan arkadaşlarım arıyor ve soruyorlardı; "Ne yapmalıyım?"
Bu televizyon kanalıyla ortak iş yapan ajans, bizim kızları arayıp "Bizimle çalışın" diyordu. Kendilerinden nasıl bir iş beklediklerini sorduklarında aldıkları cevaba ve gelişen diyaloga bakalım:
"- Magazin muhabirliği yapacaksın."
"- Ama ben magazin muhabirliği yapmadım ki hiç."
"- Öğretiriz"
"- Ama ben tesettürlüyüm…"
"- Tamam işte. Bu yüzden seni seçtik."
"- ?..."
"- Sen, türbanlı bir muhabir olarak, magazin alemlerine dalacak ve topluma kötü örnek olan ünlü isimlere hesap soracaksın!"
"- Hesap sormak mı? Nasıl?"
"- Elbette! Misal, Hülya Avşar'ın karşısına geçip mikrofonu uzatacaksın ve 'Çoluğun çocuğun var, nasıl utanmadan evlilik dışı ilişki yaşıyorsun?' diye soracaksın."
"- Sonra!!!"
"- Unutma, sen 'seçilmiş' insansın. Bunu ancak sen yapabilirsin. Toplumun bu olumsuz gidişatını sen durduracaksın!"
"- Sonra??"
"- Sonrası şu, sana bu işin karşılığında iyi para vereceğiz. 3 bin YTL falan."
***
Konuşmalar, bu 'proje'nin, bütünüyle siyasi gündem üzerinden tasarlandığı üzerine sürüyor. Arkadaşlara, uzun uzun, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasıyla türbanın ülke gündemine geldiğini ve bu "fırsatı" değerlendirip, türbanlıların 'aslında' ne kadar özgüven sahibi ve topluma 'örnek' olduklarını göstermek istediklerini anlatıyorlar. Bizim kızların kafası iki şeyle karışsın isteniyor; "Ya ben bu önemli misyonu üzerime almayınca toplum kendine gelmezse?" ve "Bu parayı İslamcılarla kıyamete kadar çalışsam bir arada bulamam."
***
İlk hamlede, kendilerine bu kadar büyük bir 'misyon' yüklenmesinin altında buzağı aramayışlarının sebebini ise şöyle açıklıyorlardı; "E, ama bunu bize teklif edenler, daha önce beraber çalıştığımız şimdilerde liberal mümin olan Müslüman abilerdi."
Tabi ki Hülya Avşar gibi bir ismin karşısına çıkıp hesap sormanın hiç de akıl kârı olmadığını biliyorlardı. Tabi ki, mankeniyle, ressamıyla, şarkıcısıyla, şovmeniyle devasa magazin alemini hidayete erdiremeyeceklerini biliyorlardı. Kafalarını karıştıran, daha önce beraber çalışırken ceplerine üç kuruş maaş vermekten erinen Müslüman iş adamlarının 'samimi görünümlü' teklifleriydi. (Her Türk insanının "samimi görünümlü Müslüman iş adamları" denildiğinde aklına "Doğan görünümlü Şahin" örneğini getireceğinden ve bunun ne anlama geldiğini bildiğinden, huzur içinde emin olmak istiyorum.)
***
Bunları boşuna anlatmadım. Lafı uzatmak niyetinde de değilim. Patronlarım bu yazıyı okurken ne düşünür, bilmiyorum ama, "Köşe istiyorum, köşe!"
En afilisinden, gazeteyi ele alınca en göze çarpan tarafından, en renkli, en grafiklerle süslenen bir köşe. Hangi medya patronunun elinde olursa olsun. Edebimle oturup köşemi yazacağım, hepsi bu. Ha, zaman zaman bir telefon gelir, "Şimdi şu konuyu yaz. Ama öyle aklına eseni değil, şöyle şöyle yaz" denilir, oturur yazarım. Erinmem yani. İş değil mi? Proje değil mi?
Her yazdığım olay olsun, yazmadığım gündeme otursun. Telefonlarım, tüm dünya meseleleri hakkında görüşlerimi almak isteyenler tarafından susturulmasın. Bir gün, tarikatlar, öbür gün mezhepler, başka bir gün diyalog hakkında görüş beyan edeyim. Eften püften cümleler kurmuş olsam bile, önemseneyim. Köşem, kılıcım olsun, asayım-keseyim.
***
Neden bu kadar heyecanla Köşem Sultan olmaya aday olduğumu merak ediyorsanız, kişisel geçmişimi özetleyeyim. Yıllarca, 'bu camiada' çalıştım. Basın-yayın camiasını kastediyorum. Bir aralar, "Gel, şurada 'köşe'len" diyen 'öteki medya' grubundan haber gönderenlere, cevabım kısa ve netti: "Olmaz, yapamam"
Korkuyordum. Benden, "bizim cenahı" yazmamı istiyorlardı. Bu kolay bir şeydi. Kara çarşaflısından türbanlısına kadar çeşit çeşit türbanlının arasına sızmamı isterler, jurnalleme emri verirler diye. Hatta, "Git, şu kadınlar plajına Haşema'yla gir, 1 GB hafızalı bu kartı dolduracak kadar fotoğraf çek, dön" derler diye. Hem ne de olsa, onlardan daha çok biliyorum içinde bulunduğum camiayı, eğrisi, doğrusuyla.
Fakat bugün korkmuyorum. "Olur, yaparım."
Mevcut türbanlı yazarların yapamadıklarını bile yaparım. Bu tür "proje"lerde yer alabilir, gerekirse içinde bulunduğum İslamcıları yerle bir eden yazılar yazabilirim. Camiayı kökünden 'tahlil' yeteneğine sahip olduğumu belirtir, tüm ilgililerin dikkatine ekteki CV'mi sunarım.
(Rica ederim maaş teklifleriniz 3 bin YTL'den başlasın, yukarı doğru çıksın. Tecrübesiz magazin muhabirlerinden ne eksiğim var?)
***
Muhterem patronlarım… Gördünüz; gittim-gidiyorum. Beni derginizde tutmak ve adımla kurumunuza bahşettiğim saygıdan, şereften nasiplenmek istiyorsanız (bu sözler işsiz kalmama da sebep olabilir gibi geldi birden), maaşımda 'küçük' düzeltmeler yapabilirsiniz.
***
Cümle kurmayı bile beceremeyen biri olmadığıma göre, Köşem Sultan'ın ilk yazısını yazmaya başlayabilirim şimdiden. Hatta ilk yazım, "Neden Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmak istedim?" başlıklı olacak. (Buradan, gönlümde yatan aslanın, Cumhuriyet gazetesi olduğu sanırım anlaşılmıştır. Ama ziyanı yok, Hürriyet de olabilir. Yazılarından bilirim, Ertuğrul Özkök 'geniş' adamdır, Sedat Ergin gibi 'tavizsiz' değildir.)
Hadi hayırlısı…


gerçekhayat dergisi

--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17204] İstanbul İçin Sinsi Hesaplar


İstanbul İçin Sinsi Hesaplar

İlk olarak 11 Şubat 1869'da ortaya çıkan ve Bizans tahtının yasal varisi olduğu gerekçesiyle Papa'ya asaletini onaylatan Prens Giovanni Antonio Lascaris Paleolog'in başlattığı girişim adım adım imparatorluğa gidiyor. Benzer asalet onaylarını mahkeme kararıyla İtalya, Fransa, İngiltere, Amerika ve Rusya'da da gerçekleştiren Paleolog hanedanı, AB'nin girişimleriyle dünyadaki tek Bizans sarayı olarak kabul edilen Edirnekapı'daki Tekfur Sarayı'nı da restore ettiriyor. 2010'a yetiştirilmesi öngörülen çalışmaların Türkiye için PKK'dan daha tehlikeli olduğunu kaydeden Aytunç Altındal, restorasyonların 'Kültürel' değil, 'Siyasi' olduğunu açıkladı.

Vatikan ve Hıristiyan ilahiyatı ile ilgili araştırmalarıyla ön plana çıkan araştırmacı-yazar Aytunç Altındal, tespitlerini ve gözlemlerini yıllardır yazarak ve anlatarak konuyla ilgili farkındalık sağlamaya çalışıyor. Ancak birçokları bunları kestirmeden, 'Komplo teorisi' olarak yaftalayıp es geçebiliyor. Açıkçası yakın bir geçmişe kadar biz de o es geçenlerdendik. Fakat Aytunç Altındal'ın yıllar önce yazdıklarının bugün gerçekleşiyor olmasını görmek paradigmayı değiştirmemiz gerektiğini gösteriyor bize. Yaşadıklarımız, yazılanların bize hiç de uzak olmadığını hatırlatıyor. Nedir bu gerçekleşen öngörüler? diyenler için hemen bir örnek verelim. İlk baskısı 2002'de yayınlanan, 'Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri' isimli eserinde Aytunç Altındal, Bizans tahtının yasal varisinin bulunduğunu ve bu varisin uluslararası mahkemelerce kabul edilebilecek bir üst makamdan; Papalık, Patriklik veya egemen bir kraldan 'Fons Honorum' diye bilinen bir yetki belgesi alarak resmi statü kazandığını yazıyordu. Altındal'ın kaydettiklerine göre  11 Şubat 1869'da Prens Giovanni Antonio Lascaris Paleolog, Bizans tahtının yasal varisi olduğu gerekçesiyle Papaya başvurarak kendisinden (Papa IX. Pius) 'Fons Honorum' almıştı. Roma Senatosu'nun zabıtlarına geçirilen bu girişimden kısa bir süre sonra, 27 Mart 1869'da karar İngiliz Asalet Sicili'ne işlendi. 27 Mart 1869'da Prens Gerolamo de Vico Lascaris Paleolog Roma Senatosu'na başvurarak İmparatorluk sıfatının Roma hükümdarlarının Altın Sicili'ne kaydedilmesini istemiş ve isteği de yerine getirilmişti. 3 Temmuz 1961 'de Florida'da  bir mahkeme benzeri karar vermişti. 14 Kasım 1990'da Prens Henri Londra'deki "College of Arms" (Asalet Sicil Kayıt Okulu)'nda asaletini ve şeceresini belgelendirdi. Nihayet 16 Nisan 1991'de Fransız üst mahkemesi (La Cour de Cassation) Prens Henri'yi açtığı bir "Asalet verme davası'nda haklı bularak tasarruf hakkının kendisine ait olduğunu onaylamıştı. Ortada ne Bizans Tahtı ve ne de Bizans olmasına rağmen Prens Henri Paleolog adında birinin olmayan bir tahtın, olmayan bir devletin ve olmayan bir ordunun başındaki gerçek bir İmparator olduğunu İtalya, Fransa, İngiltere, Amerika  ve Rusya'da mahkeme kararıyla onaylatabildiğine dikkat çeken Aytunç Altındal, bu durumun Türkiye için PKK'dan daha tehlikeli bir hal alacağını yazıyordu.

İmparator Tamam, Sarayı da Hazırlanıyor!
Aytunç Altındal'ın yazdıkları ışığında Fatih'te yaşananları değerlendirdiğimiz zaman yazılanların yabana atılacak şeyler olmadığını anlıyoruz. Kariye, Fethiye ve Zeyrek gibi camilerin müzeye çevrilmesi, Fener Balat'ın yeniden canlandırılması yanında dünyadaki tek Bizans Sarayı olarak da bilinen İstanbul Edirnekapı'daki Tekfur Sarayı'nın restore ediliyor olması dikkate değer gelişmeler. Edirnekapı ile Eğrikapı'nın arasında, yıkılmayıp da kalan surların dibindeki duvar kalıntılarından bir saray ortaya çıkarma gayreti başka nasıl değerlendirilmeli ki!

İmparator VIII. Mihael Paleologos 'un oğlu II. Anronikos Paleologos döneminde, 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başında yapıldığı sanılan Tekfur Sarayı, Osmanlı döneminde farklı amaçlar için kullanılmış. 1864'te büyük bir yangın geçiren yapı, üç katta dört duvar olarak bugüne gelmiş. Ancak İstanbul'un '2010 Yılı Avrupa Kültür Başkenti' adaylığı çerçevesinde projenin tekrar gündeme alındığı ve gereğinin yapılmaya başlandığı anlaşılıyor. Çevresinde arkeolojik kazı yapılması ve bölgedeki diğer kültür unsurlarıyla ortaya çıkarılması hedeflenen restorasyonun 2010'a yetiştirilmesi öngörülüyor. Bizans eserlerinin  turizme kazandırılmasıyla turizm gelirlerinin önemli oranda artacağının hesaplanmasına karşın Aytunç Altındal aynı kanaatte değil. Restorasyonların ticari olmaktan öte siyasi bir amaç taşıdığını belirten Altındal, şöyle devam ediyor, "Patrikhane, ne kadar tersini iddia etse ve Türkiye'deki bazı aklıevvel 'İnternet Münevverleri' bu yalanı gerçekleşmiş gibi yutturmaya çalışsalar da Patrikhane'nin 'Devlet içinde Devlet' olmak istediği kesindir. 1923'de Lozan Anlaşması imzalanmadan hemen önce Milletler Cemiyeti'ne RESMEN başvuruda bulunmuşlar ve 'Devlet içinde Devlet' olarak bütün dünyada tanınmak istediklerini bildirmişlerdi (Bu belge arşivimdedir, sırası gelince yayınlayacağım). Restorasyonlar 'Kültürel' amaçlı olduğu sürece yararlıdır, ama siyasi olduğu takdirde çok tehlikelidir. Türkiye'deki kilise restorasyonlarının 'Siyasi' olduğu kanısındayım, çünkü yurtdışındaki atayadigarı camiler bir bir yok edilirken Türkiye'de kiliselerin hem de cemaati sıfır olanların restore edilmesi siyasi değildir ne nedir?"

ABD Lozan'ı Tanımamıştı Zaten
Haliç'ten Deniz Kuvvetlerini çıkartıldığını kaydeden Aytunç Altındal, Fener Rum Patrikhanesi'nin karşısına tekabül eden alana yönelik HaliçPort projesinin düşünüldüğünü ve bununla Patrikhane'ye toprak kazandırmanın hedeflendiği belirterek, "Muhtemelen Türk ve Müslümanların bu bölgeye girmeleri de izne tabi olacaktır" uyarısında bulundu. Eylül ayında ülkemizi ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanlığı'nın siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Nicholas Burns'un daha gelmeden azınlıklarla ilgili yaptığı açıklamalar büyük tepki çekmişti. Patrikhane'yi ziyaret eden ve Karaköy'de bazı kesimlerle gizli görüşmeler yapan Burns'un neyi hedeflediğini sorduğumuzda Altındal şu cevabı verdi, "Anlaşıldığı kadarıyla TSK'ya düşman olan sözde sivil toplum örgütü diye bilinen paravan örgütlere 'ABD ve CIA sizin yanınızdadır, korkmayın' mesajını vermek, PKK'ya zaman kazandırmak ve Türk-İran ilişkilerini sabote etmektir." Yeni anayasada Azınlık Hakları'nın 'İmtiyaz' haline getirilmeye çalışıldığına yönelik bir izlenim edindiğini ifade eden Altındal, Lozan anlaşmasının kazanımlarını kaybetmemek için anayasa çalışmalarında özellikle vakıflar konusuna çok dikkat etmek gerektiğini vurguladı.
ABD'nin Lozan anlaşmasına imza koymamasının başta Irak'ın kuzeyi olmak üzere Türkiye'nin geleceği için büyük bir tehdit olduğunu kaydeden Aytunç Altındal, "ABD, Lozan'ı tanımadığı için Türkiye'nin Güneydoğu ve Ermenistan sınırlarını da kabul etmiyor. Bu bakımdan çok büyük bir tehdit oluşturuyor" açıklamasını yaptı.

Kiliseler ve AB Ayasofya'yı İstiyor
4-8 Eylül 2007'de Romanya'nın Sibiu kentinde Avrupa Birliği ülkelerindeki tüm Kiliselerin temsilcileri 3. kez bir araya geldiler. Katolik, Protestan ve Ortodoks Kiliselerini temsilen 2000 delegenin katıldığı tahmin edilen bu çok önemli toplantıda Fener Patrikhanesi de üst düzeyde temsil edildi. Patrikhanenin delegeleri Türkiye'de Yargıtay'ın aldığı, "Patrik Ekumenik Değildir ve Olamaz" şeklindeki kararı eleştirerek böylesine uluslararası toplantıda Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm Kiliseler tarafından kınanmasını sağladı.  Burada hangi kararların aldığını ve bu kararların Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini Aytunç Altındal şöyle açıkladı; "Ekim ayında yayınlanacak olan AB'nin 'İlerleme Raporu'nun Din ve Azınlıklar bölümünde Sibiu'da yapılan toplantıda alınan kararlara yer verilecektir. Bu karardan ikisi, 1- Ayasofya'nın Ortodoks ibadete açılması, 2- Patrik'in Ekümenliğinin T.C. devleti tarafından tanınmasıdır."

Kasr-ı Arifan Dergisi



--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17203] 'Küresel ısınma tarihin en büyük yalanı'

'Küresel ısınma tarihin en büyük yalanı'



Weather Channel'ın kurucusu Coleman şok bir açıklama yaparak, "Küresel ısınma tarihin en büyük yalanıdır" dedi

Birçok ülke küresel ısınmaya karşı alarma geçerken, dünyanın en önemli hava durumu kanallarından Weather Channel'ın kurucusu John Coleman şok bir açıklama yaparak, "Küresel ısınma tarihin en büyük yalanıdır" dedi. Coleman, IceCap adlı meteoroloji sitesinde yazdığı makalede şu ifadelere yer verdi: "Birkaç bilim adamı politik hedeflerini gerçekleştirebilmek için iklim verilerini taraflı şekilde yorumlayarak böyle bir fenomen olduğunu ileri sürdü. Washington'daki dostlarından büyük araştırma fonlarını da bu şekilde almayı başardılar. Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır. Gezegenimiz tehlikede falan değil." Yazı iklim uzmanlarının büyük tepkisini çekti.

Haberturk



--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17201] KURAN DİLİ İLE KONUŞMAK..

Kuran dili ile konuşmak


Abdullah ibn Mübarek hazretleri anlatıyor:

Hacca gidiyordum. Irak-Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selâm verdim; selâmımı "Söz olarak Rahîm bir Rabden selâm sözüdür onların duyacağı" (Yâ-Sîn: 58) âyetiyle aldı. "Buralarda ne yapıyorsun?" diye sordum. "Allah kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur" (A'râf: 186) âyetini okudu. Anladım ki, yolunu kaybetmiş. Nereye gittiği soruma "Bir gece kulunu Mescid-i Haram'dan alıp Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah'ı tesbih ederim" (İsrâ: 1) âyetiyle karşılık verdi. Anladım ki, geçtiğimiz hacc mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs'e gidiyor.

"Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?" dedim. "Tam üç gece (yani üç gündür)" (Meryem: 10) dedi. Yiyecek verme teklifinde bulundum. "Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın" (Bakara: 187) âyetini okudu. "İyi de Ramazan'da değiliz" dedim. "Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa, Allah her hayrın karşılığını verendir, her şeyi hakkıyla bilendir" (Bakara: 158) âyetiyle cevap verdi. "Yolculukta oruç açılabilir" dedim. "Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır" (Bakara: 184) âyetini okudu.

Niye benim gibi konuşmadığını sordum. "Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun" (Qâf: 18) dedi. "Kimlerdensin?" diye sordum. "Bu konuda bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın). Sonra göz de, kalb de (görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her hükümden) sorumludur" (İsrâ: 36) âyetiyle cevap verdi. "Hata ettim, hakkını helâl et!" dedim. "Bugün size kınama yok. Allah, sizi bağışlasın" (Yusuf: 92) dedi. Deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum. "Hayır adına ne işlerseniz Allah onu bilir" (Bakara: 215) âyetiyle mukabele etti. Devemi yanına getirdim. Binecekken, "Mü'min erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar" (Nûr: 30) âyetini okudu. Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı. "Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat işleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir" (Şûrâ: 30) âyetini mırıldandı. "Sabret, deveyi bağlayayım!" dedim. "Bu hususta Süleyman'ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık" (Enbiyâ: 79) âyetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim daha başarılı olduğumu kasdetti. Deveye bindi ve "Bunu bize baş eğdiren Allah'ı tesbih ederim; yoksa bunu biz başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!" (Zuhruf: 13-14) âyetlerini okudu. "Haydi!" diye deveyi hızlandırdım. "Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini yükseltme. Seslerin en çirkini, (bağıran) eşeğin sesidir!" (Lokman: 19) mukabelesinde bulundu. Yürürken şiir okumaya başladım. "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun!" (Müzzemmil: 20) dedi. "Şiir okumak haram değil ki!" dedim. "Bu hususu ancak gerçek idrak ve basiret sahipleri düşünüp anlar!" (Bakara: 269) cevabını verdi.

Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum. "Ey iman edenler! Cevabı verildiğinde sizi üzecek meselelerden sormayın!" (Mâide: 101) âyetini okudu. Derken kafilesine ulaştık ve "Kafile içinde kimsen var mı?" dedim. "Mal ve evlât dünya hayatının süsüdür!" (Kehf: 46) dedi. Anladım ki, evlâdı var. İsimlerini sordum. "Allah İbrahim'i dost edindi; Allah Musa ile konuştu; Ey Yahya, Kitab'a kuvvetle tutun!" (Nisâ: 125, 164; Meryem: 12) âyetlerini okudu. "Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!" diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç "Buyur!" diye çıkageldi. Onlara para verip, "Bununla içinizden birini şehre yollayın! Yemeklerin helâl ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!" (Kehf: 19) dedi. Yiyecek gelince bana, "Geçmiş günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında şimdi afiyetle yiyip için!" (Hâqqa: 24) dedi. Çocuklara, "Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!" dedim. "Annemiz" dediler, "Ağzından Cenab-ı Allah'ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır böyle sadece Kur'an'la konuşur."

İbn Mübarek, bu hadiseyi Kur'an'da her şeyin bulunduğuna delil olarak anlatırdı.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17200] ALLAH İNANCININ İNSAN DAVRANIŞANA OLUMLU TESİRİ..

Allah inancının insan davranışına olumlu tesiri


Hazreti Ömer, halifeliği zamanında sütçülerin süte su katmasını yasaklamış ve bu emrini her tarafa duyurmuştu. Şehrin asayişini kontrol etmek için bir gece Medine'de dolaşırken yoruldu ve biraz dinlenmek üzere bir evin duvarına yaslandı. Evin içinde anne ile kızı arasında geçen şu konuşmayı duydu:
Anne:
— Haydi kızım kalk da sütlere biraz su katıver.
Kız:
— Halifenin sütlere su katılmasını yasakladığını bilmiyor musun?
Anne:
— Evet, biliyorum.
Kız:
— Öyleyse Halifenin yasakladığı işi nasıl yapabilirim?
Anne:
— Kalk da su koy şu sütlere, Ömer seni nereden görecek?
Kız:
— Ömer görmez ama Rabb'im görür. Vallahi ben O'nun göreceği yerde yapmadığım bir işi görmediği yerde de yapmam.

Hazreti Ömer, bu konuşmaları dinledikten sonra evine döndü. İyi bir din terbiyesi görmüş bu yüksek ahlâklı fakir kızı oğlu Âsım ile evlendirdi. İşte Allah inancının insanın davranışlarına olumlu tesiri…


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17199] EBU CEHİL..

Ebu Cehil

İslâm'ın ilk döneminde Peygamber efendimizin en azılı düşmanı ve Kureyş'in ileri gelenlerinden biri.

Asıl adı Amr b. Hişâm el-Muğira olup önceleri Ebû'l-Hakem künyesiyle anılırken, müslümanlar tarafından Ebû Cehil (cehâlet babası) diye adlandırılmıştır. Mekke'deki Kureyş kabilesinin Mahzûmoğulları boyuna mensup olup Mekkeliler arasında büyük bir itibâra sahip idi.

Peygamber efendimizle aynı yaşlarda olan Ebû Cehil, ilk anlarından itibâren İslâm'a hep karşı çıkmış, Peygamber efendimize ve özellikle güçsüz müslümanlara var gücüyle düşmanlık gösterip ezâ ve cefâlarda bulunmuştur. İslâm'ın ilk iki şehidinden biri olan Ammâr b. Yâsir*'in annesi Sümeyye, İslâm düşmanı Ebû Cehil tarafından hunharca öldürülmüştür. Hayatı boyunca İslâm'a karşı tüm faâliyetlerde başı çeken Ebû Cehil, müslümanların açlıktan dolayı ölümle karşı karşıya kaldıkları boykot uygulamasını şiddetle takip etmiş, boykotun kaldırılmasına karşı çıkmış; Hz. Peygamber'in hicretinden kısa bir süre önce Dâru'n-Nedve* 'de yapılan müzâkerede her sülaleden seçilecek birer temsilcinin oluşturduğu bir fedâi grubu tarafından Peygamber efendimizin öldürülmesini teklif etmiştir.

Müslümanların, dinleri uğruna ev ve barklarını mal ve mülklerini, yurtlarını terkedip Medine'ye hicret etmelerinden sonra dahi her fırsatta İslâm'a karşı düşmanlığını ortaya koyan Ebû Cehil, Bedir Savaşı* 'nın çıkmasına da sebep olmuştur. Ebû Süfyân'ın yönettiği Kureyş'e Sut bir kervanın müslümanların eline düşmesini önlemek maksadıyla Mekke'den büyük bir orduyla çıkan Ebû Cehil, kervanın kurtularak Mekke yolunu tuttuğunu öğrenmesine rağmen sırf İslâm'a düşmanlığı sebebiyle harbetmek üzere yoluna devam etmiş, Bedir'e vardığı zaman Hz. Peygamber'in sulh teklifini reddettiği gibi bizzat kendi ordusunda ileri gelen bazı kimselerin harbi önleme düşüncelerine şiddetle karşı çıkarak onları korkaklıkla itham etmiş ve harbi başlatmıştır.

Ancak çarpışmalarda iki Medine'li müslümanın ağır darbelerine uğrayan Ebû Cehil, hareketsiz bir şekilde savaş alanına düşmüş, ölmeden az önce de meşhur sahâbî Abdullah b. Mes'ûd* tarafından kafası kesilerek Hz. Peygamber'e götürülmüş, cesedi Bedir'de müşrik ölülerinin atıldığı kuyuya (Kalîbu Bedr) atılmıştır.

Böylece "bu ümmetin Firavun'u" olarak kabul edilen Ebû Cehil, Rabbim Allah'tır diyen insanlara İslâm'a ve tevhid akîdesine karşı insaf ve insanlığa sığmayan asın düşmanlığının bedelini H. 624 yılında hayatıyla ödemiştir.

(Ahmet ÖNKAL)


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17198] Re: Canlı yayında rezillik!

 böyle bi mailin bu gurupta ne işi var merak ettim .
çivisi çıkmış tv  programını buraya taşıyarak  çivisi çıkmış maıl grubu haline getirmek de ne demek oluyo
linki zaten vermişsiniz isteyen izler ki içeriği belli olan maıl grubuna üye olanların bunu yapcağını sanmıyorum...
bi daha niye metni yazıyosunuz  ben anlamadım.
bu yönetici arkadaşımın boş bulunmuşluğudur yada gözünden kaçmıştır belki ama siz yollarken hang haletiruhiye içindeydiniz bilmiyorum..
umarım sizinde gönder kısmına tıklayan parmaklarınız boş bulundu ..
selam ve dua ile...
 

 
10.11.2007 tarihinde Yusuf Muzaç <yusuf.muzac@vestel.com.tr> yazmış:

 

Bir kadın: "Yapamıyor be abicim. ben yanıyorum, istiyorum, onda birşey yok.! Bulgar erkekleri her gece yapıyor

BU REZALET, YABANCIDA DEĞİL BİZİM KANALLARDAN BİRİNDE…

Yaşanan rezilliği Yüksel Aytuğ, Günaydın'daki köşesine taşıdı. Flash TV'de Yalçın Çakır'ın sunduğu "Acı Umut" adlı programda yaşananlar şöyle:

Televizyonculuğun çivisinin çıktığı an

Birazdan anlatacaklarım bir sitcom'dan ya da tiyatrodan alınmamıştır. Geçen hafta Flash TV'de yayınlanan, Yalçın Çakır'ın sunduğu Acı Umut adlı televizyon programındaki konuşmaların dökümüdür.

İŞTE O GÖRÜNTÜLER (1)... İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN...

İŞTE O GÖRÜNTÜLER (2)... İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN...

Stüdyodaki yaşlı adam, karısının evi terk etmesinden yana dertli. Israrla eşinin geri dönmesini istiyor. Telefonda ise Bulgaristan'daki karısı var.

ADAM: Sen benim namusumsun. Seni çok seviyorum. Her şeyi affedeceğim, ne olur dön...

YALÇIN ÇAKIR: Bak abla, adam yalvarıyor. Niye bu adamı üzüyorsun, dön gel.

KADIN: Yalçın abi, ne kadar yalvarırsa, yalvarsın. Tedavi olmazsa dönmeyeceğim, dönmem...

Y.Ç.: Nesi var abla bu adamın?

KADIN: Yapamıyor be abicim, yapamıyor... Ben istiyorum, onda bir şey yok...

Y.Ç.: Ne yapamıyor ablacığım?

KADIN: (Bip sesi)... Anlasana be abicim, ben yanıyorum, ben istiyorum, onda bir şey yok.

ADAM: Sen benim namusumsun. Dön, her şeyi halledeceğim.

KADIN: Neyi halledeceksin be? Sen bir şey yapamazsın. Hem ben senin nereden namusun oluyorum? İnsan namusunu yapar be!..

Y.Ç.: Abla sen kaç yaşındasın?

KADIN: 52

Y.Ç.: Abla, 52 yaşında insan bu kadar önem verir mi bu işe be abla?..

KADIN: Yalçın Abi yoksa sen de bunun gibi misin? Bütün Türk erkekleri böyle be... Burada Bulgar erkekleri var, vallahi her gece yapıyorlar be...

Y.Ç.: Abla sen beni karıştırma... Burada konu sizsiniz... Bak adam yalvarıyor. Tedavi olacağım diyor, dön gel...

KADIN: Tedavi olsun gelirim. Bakarım, her gece yaparsa kalırım, yoksa dönerim. (Adam bu arada karısının dönmesi için yalvarmaya devam ediyor)

Y.Ç.: Abla sırf bu iş için adam terk edilmez, abla...

KADIN: (Bip sesi) ....meyen adamı ben ne yapayım be abicim? Boşanacağım. Bulurum ben beni yapacak bir adam...

Y.Ç.: Ya abla ne kadar önemliymiş bu iş senin için...

KADIN: Yoksa senin için önemli değil mi be abi?

Y.Ç.: Tabii tabii önemli ama daha önemli şeyler var. Hem bak sen 52 yaşındasın...

KADIN: Ne olmuş 52 yaşındaysam? Söylüyorum be abicim, ben yanıyorum. Ben istiyorum yaa... Ya beni her gün yapar ya da dönmem...

Y.Ç.: Yahu abla bu iş her gün her gün olur mu be? Bak bu adam da 57 yaşında.

KADIN: Ben bilmem... Her gün en az bir defa yapacak be abi. Yoksa dönmem. (Adam yana yakıla yalvarmaya devam eder)

KADIN: Boşuna yalvarma, tedavi ol... Gelip bakacağım, yapabilirsen kalırım. Yoksa dönerim. Ben, beni her gün yapacak erkek arıyorum...

Program bu minvalde yaklaşık 45 dakika sürdü. Program sunucusunun finalde bu olan bitenin "canlandırma" olduğunu açıklamasını bekledim. Yalçın Çakır tam tersini yaptı: "Vallahi de billahi de bu karakterler ve olay gerçektir. Bize başvuran kişiler arasından seçilmişlerdir. Hiçbir şey kurmaca değildir..." Şaştım ki ne şaştım... O anı, "Türk televizyonculuğunun çivisinin çıktığı an" olarak notlarıma kaydettim.

 







--
CiCi SOZLERiNE KARSILIK MASALARINA KOYUP CIKARACAGIMIZ BiR DiN TASIMIYORUZ YUREGiMiZDE...
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17197] İNCİRLİK KAPATILSIN ! ANKET SONUÇLARI




Amerikanın Anadoludaki İşgal Üssü olan İNCİRLİK kapatılsın mı ?
evet derhal kapatılmalı   % 96,9 (375 kişi)
Farketmez   % 1,8 (7 kişi)
hayır kapatılmamalı   % 1,3 (5 kişi)
 Toplam  387 kişi
 
 
 
incirlik kapatılsın anket
  -----------------------------------------------------------------

"DOĞRU DÜŞÜNCE OLMADAN DOĞRU DÜŞÜNCE FAALİYETİ DE OLMAZ"

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17196] Re: Taliban, Kandahar’a yürüyor

ALLAH C.C YARDIMCINIZ OLSUN....
 
ALLAH İÇİN SAVAŞTA KAYB ETMEK YOKTUR ASLA...

 
10.11.2007 tarihinde BYMİRZ@ <forevermirza@gmail.com> yazmış:

Taliban, Kandahar'a yürüyor

Kategori: dunya
Afganistan'da Amerikan liderliğindeki işgal güçleri tarafından 2001 yılında devrilen Taliban üyelerinin, Kandahar'a yaklaştıkları öğrenildi.
Afganistan'da Amerikan liderliğindeki işgal güçleri tarafından 2001 yılında devrilen Taliban taraftarlarının, Kandahar'a yaklaştıkları öğrenildi. Daha çok, ülkenin güneyinde güçlü olan Taliban'ın bu manevrası, 2001 yılında başlayan işgalden bu yana bir ilk olma özelliği taşıyor. Kandahar, geçmişte Taliban'ın kalesi konumundaydı.


--

  -----------------------------------------------------------------

"DOĞRU DÜŞÜNCE OLMADAN DOĞRU DÜŞÜNCE FAALİYETİ DE OLMAZ"





--
Allahın Dinine Yardım Edin.Ellerinizle Ve Dillerinizle.Savaşa Savaşçı Gibi Hazırlanın.Bu İş Tepelerdende Büyük Oldu.
Batman.Silvan,KÜRDİSTAN,Susada Güller; Her Biri Bir Şeyh Said Direnişteler.
Biz Kafirleri Yüzlerinden Tanırız.....

Ey Tagutun Neferi Mermin Gelsın gögsüme biz ölüme and içtik senin göz dağın kime!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17194] KAZ DAĞLARINDA NİÇİN FIRTINA KOPARILIYOR?

Son günlerde Kaz Dağları çok gündemde. Ortada dolaşan iddialar muhtelif. Peki aslında ne oluyor. Gerçekten çevre felaketiyle karşı karşıyamıyız, yoksa farklı bir kampanyanın kurbanı mı oluyoruz?

Aslında neler oluyor?

Son günlerde Kaz Dağları çok gündemde. Ortada dolaşan iddialar muhtelif.

Çevreci örgütler, iktidara muhalif partiler, belediyeler, sivil toplum kuruluşları Kaz Dağlarıyla oturup Kaz Dağlarıyla kalkıyor.

Fısıltı gazetesi bölgede yaşayanları tedirgin ediyor. Daha bulunmayan işletmeye açılmayan Altın madenleri için türlü türlü söylentiler yayılıyor. Hatta bölgede yabancıların gözü var gibi iddilar bile ortaya atılıyor.

Peki aslında ne oluyor. Gerçekten çevre felaketiyle karşı karşıyamıyız, yoksa farklı bir kampanyanın kurbanı mı oluyoruz?

Samanyolu Haber TV Editörü Abdullah Abdulkadiroğlu bu sorulara cevap yazdı. Bugün Kazdağlarında koparılan fırtınanın daha önce Bergama Ovacık'ta yaşandığına dikkat çeken Abdulkadiroğlu önemli tespitlerde bulunuyor .

Son günlerde Kaz Dağları çok gündemde.

Çevreci örgütler, iktidara muhalif partiler, belediyeler, sivil toplum kuruluşları Kaz Dağlarıyla oturup Kaz Dağlarıyla kalkıyor. Bergama Ovacık meselesini hepimiz hatırlıyoruz. Günlerce yarı beline kadar soyunmuş adamlar çizgili pijamalarıyla her tarafta yürümüştü. Ovacık’taki altın madeninde siyanür kullanıldığı ve bu yüzden bölgedeki bütün canlı yaşamının yok olacağı iddiasıyla protesto gösterileri yapılmıştı. Koparılan fırtınanın aynısı bugün Kaz Dağları için söz konusu. Aradan yıllar geçti. Ovacık’ta durum ne oldu ? Ovacık kurudu mu ? Yok. İnsanlar öldü mü ? Yok.

Bugün Ovacık’tan altın çıkıyor üstelik çevreye de hiçbir zarar vermiyor. Ovacık dünya standartlarının üzerinde bir denetim ve çevre hassasiyetiyle çalışıyor. Sonuç: Türkiye kazanıyor. Ortada bu gerçek varken şimdi niçin Kaz Dağları’nda aynı tartışma yaşanıyor ? Üstelik daha sadece altın araması yapılırken. Üstelik altın arama işleminde siyanür de kullanılmazken.

8.149 kilometre karelik Kaz Dağları’nda altın aranan yer topu topu ne kadar biliyor musunuz ? Sadece 2.800 metrekare. Yani Kaz Dağları’nın 2.190’da biri kadar bir yer. Toplam bütün altın aranan yer işte bu kadar. Kaz Dağları silsilesinin içinde bir de Kaz Dağları Milli Parkı var. Önce altın aramasının Milli Park’ın içinde yapıldığı iddia edilmişti. Ortaya çıktı ki arama yapılan bölge Milli Park’a 20 kilometre uzakta. Sonra altın aramalarında siyanür kullanıldığı iddia edildi. Ama arama işleminde siyanür kullanılmadığı gerçeğini bilim adamları açıkladı. Sonra bölgedeki altını yabancı şirketlerin çıkaracağı Türkiye’ye katkısı olmayacağı ortaya atıldı. Bir Türk şirketi olan Koza Madenciliğin de burada altın arıyor olması bu iddiayı düşürdü. Dikkat çeken nokta bütün bu protesto gösterilerinin Kaz Dağları bölgesinde ciddi miktarda altın rezervinin bulunduğu haberinin duyulmasıyla tırmanışa geçmiş olması. Yoksa birileri Türkiye’deki altın rezervlerinin ortaya çıkarılmasını ve işlenmesini mi istemiyor ?

Gelin bazı rakamlara göz atalım.

Türkiye’nin şu anda işlenen altın rezervi 650 ton. Ama aslında Türkiye’de 6500 tonluk rezerv var. Dünyadaki rezerv 42.500 ton. Türkiye’deki tespit edilmiş rezerv dünya altınının 6’da biri kadar. Çok ciddi bir miktar. Dünyada 2.500 ton altın üretiliyor. Türkiye’de ise yılda sadece 10 ton altın üretiliyor. Ama Türkiye 250 ton altın satın alıyor. Üstelik Türkiye yılda ürettiği 10 ton altınla Avrupa’da ikinci sırada. Dünya altınının 6’da birinin üzerinde oturan Türkiye altın satın alıyor. Ne kadar acı değil mi ? Biz yıllık 5 milyar dolar parayı altın ithalatına veriyoruz. Halbuki topraklarımızdaki altını çıkarsak yılda ortalama 100 milyar dolar gelir elde edeceğiz. 100 milyar dolar Türkiye’deki bütün sektörlerdeki işadamlarımızın bir yıllık ihracat rakamının toplamına eşit. Görüyor musunuz durumu ? Üstelik çıkarılan altının farklı sektörlerdeki toplam katma değeri 100 milyar doları neredeyse üçe beşe de katlayabilir. Vatanını seven kim istemez böyle bir varlığı ? Herkes ister ama işte birileri Türkiye’deki bir kısım insanlarımızın çevre, orman, toprak ve sağlık konusundaki duyarlılığını kullanıyor.

Bunu kim yapıyor ?

Sorunun cevabı için biraz fikir yürütelim. Önce Bergama’ya bakalım. Bergama’daki altın çıkarılması sürecinde yaşanan protestolarda biz kimin ismini en çok duyduk ? Cevap: Almanya.

Bergama’ya hangi ülkenin parlamenterleri gelip incelemelerde bulundu köylülerle görüştü. ? Cevap : Almanya.

Türkiye kimden altın satın alıyor ? Diğer bir deyişle Türkiye her yıl 5 milyar doları altın satın almak için hangi ülkeye veriyor ? Cevap: Almanya. Hatırlatalım bu rakam Almanya için küçümsenmeyecek bir meblağ.

Dünya’da en çok altın stoğu olan ülke hangisi ? Almanya.

Almanya’nın ne kadar altın stoğu var ? Alman Yeşiller Partisi'nin Hassen Örgütü sözcülerinden Milletvekili Reimer Hamman 10 yıl önceki Bergama teftişi sırasında Almanya'da 90.000 ton altın stoğu olduğunu söylemişti. Aynı kişi “dünya piyasasında altın bitse Almanya’nın altını yeter” demişti.

Nedense bu konuyla ilgili bütün stratejik soruların cevabı olarak karşımıza Almanya çıkıyor.

Türkiye’de altın olan yerler sadece Bergama ve Kaz Dağları değil. Peki niçin sadece buralarda fırtına koparılıyor. İki sebepten dolayı.

Birincisi her iki bölge de mitolojik anlamda bir altyapıya sahip. Durum böyle olunca bu bölgelere Avrupa rahat müdahale edebilme hakkını buluyor kendinde.

İkincisi Bergama çevresinde Alevi Türkmen köyleri vardı. Kaz Dağları’nda ise Şaman Türkmen köyleri var. Siyanür kullanılacağı için buraların tehdit altında olacağı söylentisiyle bir halk direnişi örgütlenmesi oluşturulmak isteniyor.

Yoksa gerçekten konu çevre ve orman ile ilgili olsa Kaz Dağlarına yıllardır yapılan oteller ve yazlıklar için kesilen binlerce ağaç göze batardı.

Bu haber 693 defa okunmuştur.

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17202] 10.11.2007 Sabah Bulteni

Haberler.com
 
10 Kasým 2007 Cumartesi
Sabah Bülteni

Bu haber baþlýklarý, www.haberler.com 'un bir servisi olarak size sunulmaktadýr. Servisi iptal etmek için, http://www.haberler.com/e-bulten/ adresine gidiniz.

11:54 'Nurettin Demirtaþ Aile Çevremizin En Ilýmlýsý'
DTP'nin Yeni Genel Baþkaný Nurettin Demirtaþ'ýn Kardeþi DTP'li Selahattin Demirtaþ, Aðabeyine 'Þahin' Denilmesine Þaþýrdýklarýný Söyledi. 'Hayatýnda Hiçbir Zaman Silaha Yakýn Durmadý.' Dedi.

11:16 Kabus Gibi Bir Hafta
Piyasalarda Haftalardýr Esen Bahar Rüzgarlarý Geçen Hafta Terse Döndü. Borsalara Yaðmur Gibi Satýþ Gelirken, Dev Endeksler Birer Birer Döküldü. Dýþarýdaki Bu Olumsuz Havadan Türkiye de Payýna Düþeni Aldý.

10:46 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
Büyük Önder Atatürk, Ebediyete Ýntikalinin 69. Yýlýnda Denizli'de Düzenlenen Çeþitli Törenlerle Anýldý.

10:45 Terörle Finansal Savaþ Baþlýyor
PKK Yandaþlarýna Yurtdýþýndan Para Gönderildiðini Belirleyen Maliye Bakanlýðý Mali Suçlarý Araþtýrma Kurulu, Terörün Finansmaný ve Kara Para ile Mücadele Ýçin Bir Dizi Önlem Aldý. Ýþte O Önlemler:

10:22 'Barzani PKK'ya Karþý Sýký Önlem Almaz'
Erdoðan-Bush Görüþmesinin Ardýndan Pek Çok Gazete, Barzani'nin PKK'ya Karþý Türkiye ile Ýþbirliðinden Kaçacaðý Yorumunu Yapýyor. Rus Basýný da Barzani'nin PKK Ýçin Sýký Önlemler Almayacaðýný Yazdý.

09:31 Çevre Dostu Ýkinci El Otomobil
Ýkinci El Otomobillerin Çevreye Verdiði Zarar Nedeniyle, Hükümete Eski Teknoloji Araçlarýn Alýnarak Yerine Yeni Gibi Yapýlmýþ Çevre Dostu Araçlarýn Verilmesi Projesi Sunuldu.

06:20 Pendik'te Trafik Kazasý: 2 Ölü
Pendik'te Meydana Gelen Trafik Kazasýnda 2 Kiþi Hayatýný Kaybetti.

03:18 AB: Türkiye Büyümeye Devam Edecek
Avrupa Birliði (AB) Komisyonu 2007 Sonbahar Ekonomik Tahminler Raporu'nda, 'Türkiye Ekonomisinde Önümüzdeki 2008 ve 2009 Yýllarýna Ýliþkin Genel Resmin Oldukça Ýyimser Göründüðünü' Belirtildi.

03:14 Sigara Fiyatlarýna Zam Geldi
Sigaradaki Özel Tüketim Vergisi Artýþýný Satýþlarýna Yansýtan Þirketler Arasýna Imperial Tobacco Türkiye de Katýldý.

02:34 ABD Tehdit Etti, Þirketler Ýran'dan Çýkýyor
ABD'nin Baský ve Tehditleri Sonucu, Siemens ve Üç Büyük Alman Bankasý Ýran'dan Çekildi.

02:34 YÖK: Üniversite Hastanelerinde Kriz Kapýda
YÖK Baþkanvekili Prof. Dr. Ýsa Eþme, TBMM'deki Bütçe Sunuþunda, Týp Fakültesi Hastanelerindeki Kadro Erozyonundan Rakamlar Vererek, 'Bu Yýl Üniversite Hastaneleri Büyük Bir Krizin Eþiðine Geldi' Dedi.

02:33 Nükleer Enerjide Sahte Oy Gölgesi
TBMM Genel Kurulu'nda Önceki Akþam Kabul Edilen Nükleer Santral Yasasý'nýn Oylamasý Sýrasýnda AKP''li Milletvekillerinin Meclis'te Olmayan Arkadaþlarý Ýçin Sahte Oy Pusulasý Doldurduðu Ortaya Çýktý.

02:30 Fino Tony Gitti Fare Sarko Geldi
Guardian Gazetesinin Ünlü Karikatüristi Steve Bell, Bush'un Yeni Sadýk Dostu Sarkozy'ye Ýse Bu Unvan Yerine Yeni Film Kahramaný Bir Fareyi Layýk Gördü.

02:28 Ben Sizin Bacýnýzým
Pervez Müþerref'in Ohal Ýlanýyla Binlerce Kiþinin Tutuklandýðý Pakistan'da Sürgünden Dönen Eski Baþbakan Benazir Butto Dün Sabahtan Akþama Kadar Ev Hapsinde Tutuldu.

02:27 Hastam Var Sigarama Dokunma
Sigara Yasaklarýný Geniþleten Yasa Teklifinde Hastasý ve Cenazesi Olanlar Lehine Rötuþ Yapýlacak.

02:26 Ýlk ve Ortaöðretimde MEB'den Karþýlýksýz Burs
MEB, Ýlköðretim ve Ortaöðretimde Eðitimlerini Sürdüren Baþarýlý ve Ekonomik Durumu Ýyi Olmayan Öðrencilere Verilen Karþýlýksýz Bursu, 2008 Yýlýnda 62 YTL 855 Ykr'ye Çýkarýlacak.

02:24 Yaðýþ ve Fýrtýna Geliyor Sýcaklýk 8 Derece Düþüyor
Yurt Geneli Hafta Sonu Yeni Bir Yaðýþlý Havanýn Etkisine Girecek. Bugün Ýç ve Batý Kesimlerde Fýrtýna ile Birlikte Yaðýþ Bekleniyor.

02:22 'O Kýyaslama Ýçimizi Acýttý'
Bulgaristan'da Üyelerinin Çoðunluðunu Türkler'in Oluþturduðu Hak ve Özgürlükler Hareketi , Demokratik Toplum Partisi ile Kýyaslanmaktan Rahatsýz.

02:22 Geyikler, Ata'nýn Çiftliðine
Hollanda'dan Ýthal Edilip Gümrükte "Mevzuata Takýldýðý" Ýçin Bir Aydýr Tutsak Hayatý Yaþayan 5 Geyik Nedeniyle Oluþan Kamuoyu Tepkisi, Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý'ný Harekete Geçirdi.

02:17 Önerilerinin Ýçini Doldursun
CHP Lideri Deniz Baykal'ýn, Kuzey Irak Açýlýmýna AKP'den Destek, MHP ve DTP'den Tepki Geldi.


Diðer Geliþmelerden Bazý Baþlýklar

12:06 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
12:04 Terörle mücadele: Van'da 1 terörist yakalandý
12:01 Terörle Finansal Savaþ Baþlýyor
12:01 Özürlü Kýza Tecavüz Ettiði Ýddia Edilen Kamyon Þoförü Tutuklandý
12:00 El Kaide Yine Aþiret Reislerini Hedef Aldý: 4 Ölü
11:49 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
11:44 Etimesgut'ta 10 Kasým Atatürk'ü Anma Etkinlikleri
11:41 Milli Eðitim Bakanlýðý'nýn atamalarýna tepki
11:41 Zulularýn Meleði Oldu
11:40 Kimyamýz Tuttu!
11:31 Olukman Maðaralarý Turizme Açýlmayý Bekliyor
11:30 Diyarbakýr'da 27 Kilo Esrar Ele Geçirildi
11:28 Hayýrsever Vatandaþ Köy Evini Okula Dönüþtürdü
11:13 Ýncirlik'in Kapatýlmasý Ýçin Ýmza Kampanyasý
11:13 Yeþil Kartlýlara Ucuz Ekmek
11:08 Ýsrail Cumhurbaþkaný Peres Yarýn Ankara'ya Geliyor
11:06 Kadro Alan Ýþçiler, Göbek Atýp, Organ Baðýþýnda Bulundu
11:04 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
10:50 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
10:48 Kendisini Gören Vatandaþlardan Kaçarken 7. Kattan Düþen Hýrsýz Öldü
10:44 Türk ve Ýspanyol zeytincileri güçbirliði yaptý
10:41 Futbolda Milli Mesai Baþlýyor
10:40 Çaldýklarý Altýnlarý Attýlar Ama Yakalanmaktan Kurtulamadýlar
10:40 Van'da Bir Terörist Yakalandý
10:39 Baðdat'ta Kimliði Belirsiz 8 Erkek Cesedi Bulundu
10:39 Rusya ile Gürcistan Arasýnda Kriz
10:39 KKTC'de 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
10:32 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
10:28 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
10:22 Atatürk Meclis'te Anýldý
10:22 Afganistan'da ölen 6 askerin ABD'li olduðu açýklandý
10:21 Ýþsizlikten bunalan þahýs, intihahra teþebbüs etti
10:21 Bursa'da 'Kukla' ve 'Gölge' þenliði
10:11 "Cam" Butonlarla "Can" Güvenliði Olacak
10:09 Afganistan'da 6 NATO, 3 Afgan Askeri Öldürüldü
10:09 Afganistan'da Çatýþma: 9 Ölü
10:09 Kredi Kartý Borcunu Ödemek Ýçin Bankanýn Atm'sini Soymaya Kalktý
10:01 Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 69. yýldönümünde törenlerle anýlýyor
10:01 Gürsu'ya armut simgeli havuz yapýldý
10:01 Göçzede çocuklar sanat atölyelerinde öðrendiklerini sergiledi
10:01 "Soðuk Savaþýn önyargýlarý ile hareket ediyoruz."
09:59 Polisten, "Sanal Alem" Uyarýsý
09:56 Saygýyla Anýyoruz!
09:52 Polis Okulu Öðrencileri Atatürk'e Andý
09:50 Park Halindeki 3 Araca Çarparak Durabildi
09:49 10 Kasým Atatürk'ü Anma Törenleri
09:41 Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 69. yýlý..
09:40 Atatürk ölümünün 69. yýldönümünde törenlerle anýlýyor
09:37 Cumhurbaþkaný Gül, Ýsrail Televizyonuna Konuþtu
09:37 Grevdeki Telekom Ýþçilerine Sendikadan Ödeme
09:31 Rusya'da Ürküten Tablo
09:31 Baðdat'ta Patlama: 2 Ölü, 7 Yaralý
09:30 Yurtta Hava Tahmini
09:13 Müteahhit Göçer Vekillere ve Yargýçlara Mektup Yazdý: "Bana Verilen Ceza Tarih..
09:05 Afganistan'daki Pusuda 9 Asker Öldürüldü
09:05 Karayollarýnda Durum
08:27 Ýletiþim Mezunlarý Medya Okuryazarlýðý Dersi Vermek Ýstiyor
07:45 Endonezya'da 1 Kiþi Kuþ Gribinden Öldü
03:30 Ýngiliz Ordusu Karýþtý
03:11 Cimpor: 535 Milyon Euro'yla Geldik 100 Milyon Euro Daha Yatýrýyoruz
03:10 Wachovia ve Barclays Piyasalarý Sarstý, Borsa Yüzde 2.67 Düþtü
03:09 Ýlaçta Üretici Oldunuz Ama Sunumunuz Zayýf
03:05 'PKK Mayýnýnda Yok'uz Demeye Geldik, Umarým BDDK Ýnanmýþtýr
02:35 Erdoðan, Elektrik ve Doðalgaz Zammýný Taksicilere Açýkladý
02:32 Avrupa'da Fýrtýna ve Sel Felaketi Korkusu
02:32 Sadece 'Kár Ýçgüdüsü'yle Hareket Etmeyelim, Topluma Katký Yapalým
02:25 O Mesaj Çýldýrttý
02:21 13 Yýldýr Ayrýyýz ve Tercihlerimiz Farklý
02:19 4 Klasör Fiþlemeyi Sobada Yaktým
02:17 O Partinin Adýný Aðzýma Almam

 
Bu mesajý, Haberler.com'un [Sabah Bülteni] e-bültenine abone olduðunuz için almaktasýnýz. Abonelikten ayrýlmak için http://www.haberler.com/e-bulten/ adresini kullanýn. Herhangi bir sorun ile karþýlaþýrsanýz lütfen liste@haberler.com adresine yazýnýz. 

 

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17193] Ödül almak istiyorsan ecdadına küfret"

Ödül almak istiyorsan ecdadına küfret"

Kategori: GUNCEL


Edirne'nin Keşan ilçesinde bir öğrencinin yazdığı kompozisyonun ödül alması nedeniyle 7 öğretmen hakkında soruşturma açıldı. Öğretmenlerin kaymakamlık soruşturmasına alınmasının nedeni ise ödül alan kompozisyonda padişah Vahdettin için Hain" ifadesinin kullanılması olduğu belirtildi .
HABERİN DEVAMI »



--

  -----------------------------------------------------------------

"DOĞRU DÜŞÜNCE OLMADAN DOĞRU DÜŞÜNCE FAALİYETİ DE OLMAZ"
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

[17192] Taliban, Kandahar’a yürüyor

Taliban, Kandahar'a yürüyor

Kategori: dunya
Afganistan'da Amerikan liderliğindeki işgal güçleri tarafından 2001 yılında devrilen Taliban üyelerinin, Kandahar'a yaklaştıkları öğrenildi.
Afganistan'da Amerikan liderliğindeki işgal güçleri tarafından 2001 yılında devrilen Taliban taraftarlarının, Kandahar'a yaklaştıkları öğrenildi. Daha çok, ülkenin güneyinde güçlü olan Taliban'ın bu manevrası, 2001 yılında başlayan işgalden bu yana bir ilk olma özelliği taşıyor. Kandahar, geçmişte Taliban'ın kalesi konumundaydı.


--

  -----------------------------------------------------------------

"DOĞRU DÜŞÜNCE OLMADAN DOĞRU DÜŞÜNCE FAALİYETİ DE OLMAZ"
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
-----------------------------------------------------------------------------------
GURUP BLOG ADRESİMİZ
http://sivilinisiyatif.blogspot.com

Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---