From: öznur [ozdegul79@gmail.com]
Subject: Son dakika( Lanet olsun size PKK)
ASKERİ BİRLİĞE SALDIRI: 13 ŞEHİT Acı haber bu kez Şırnak'tan. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğe yapılan saldırıda 13 askerin şehit edildiği duyuruldu. |
| 07 Ekim 2007 20:25 |
| |
| Genelkurmay Başkanlığı, Şırnak bölgesinde görev yapan bir askeri birliğe, terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda 13 askerin şehit edildiğini açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı'nın konuya ilişkin basın açıklamasında, şunlar kaydedildi: ''Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğimize, 07 Ekim 2007 tarihinde terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda, 13 Silahlı Kuvvetler mensubu şehit edilmiştir. Terör örgütü mensupları, yurt içerisinde operasyon birliklerimizle, yurt dışına kaçış noktalarında ise ateş destek vasıtalarıyla takip edilmektedir. Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerde ortaya çıkan bu tablo, mücadele azmimizi ve kararlılığımızı daha da artırmıştır.'' Açıklamada, bölgede operasyonların devam ettiği bildirildi. |
8 Ekim 2007 Pazartesi gununu 9 Ekim 2007 Sali gunune baglayan gece KADIR GECESI 'dir. Bu gecenin tum uye ve dostlarimiza hayirli olmasini dileriz … Turkish Forum …
Ceb Veya Ev Telefonunuzdan Tum Aramalarinizda
Sevdilerinizle Ozel Sunucular Uzerinden En Ucuz Telefon Fiatlari
Ve En Temiz Hatlarla Konusun
Kalite ve fiyat garantilidir eger begenmezseniz iptal edin ve sorgusuz sualsiz paranizi geri alin.
Ramazan Hediyeniz 100 Dolarlik Kontur Yuklemeye 10 Dolar Bedava kontur
8888 promosyon kodu ile yazilin 2 Dolar bedava kontur Daha kazanin
Turkce Karakterler Kullanilmisdir Okumak Icin Turkish ISO Veya UTF-8 Tarayici Dil Kodlamasini Seciniz.
Please Set Your Browzers To UTF-8 Or Turkish ISO
TURKISH FORUM GRUBUNUZUN DAHA NİCE BAŞARILARI İÇİN SİZDE DESTEK OLABİLİRSİNİZ !

http://www.turkishforum.com/tr/bagis.html
„MiLLi DEGERLERiNi YiTiRMiS ULUSLAR, BASKA MiLLETLERiN AVIDIR“



iCiNDEKiLER/Index: 
1- YANKI: Fakslari RTE'ye cekelim...
2- YANKI: ABD'den PKK için U dönü$ü
3- Registered letter to House Committee on Foreign Affairs, Tom Lantos, Chairman
4- ISTANBUL AND YEREVAN
5- Washington'da kirli oyun
6- ABD'de Din BagnazlIgI
7- Armenian diplomacy's task is to competently bind condemnation of Armenian Genocide with Karabakh conflict resolution
8- Turkey fighting genocide vote
9- Turkish-Armenian Youth Complain Elders Imposing ‘Chosen Trauma’ On Them
10- iSRAiLiN TÜRKiYE BÜYÜK ELÇiSi GABY LEVi iLE SÖYLESi
11- MiLLi MÜCADELE YOLUNDA TÜRK KADINLARIMIZ, KIZLARIMIz
12- Is Turkey Heading For Strategic Reorientation?
AIDATLARINIZ VE BAGISLARINIZI LUTFEN YARINA BIRAKMAYINIZ,
TURKISH FORUM’UN
SIZE, TURKIYEYE VE DUNYA TURK TOPLUMUNA HIZMETINI DESTEKLEYINIZ

http://www.turkishforum.com/tr/bagis.html
Turkish Forum is an 501-C(3) Tax Exempt, Non Profit & Charitable Organization
From: Fuat ( Hotmail ) [ornarli@hotmail.com]
Fakslari RTE'ye cekelim...
H.Res 106 icin fax kampanyasina bir diyecegim yok, ABD'de yasiyan Turk asilli Amerika'lilarin gec de olsa reaksyonlarini ortaya koymalari iyi bir sey. Tum milletvekillerin soyledigi sey," simdiye kadar burada oldugunuzu bile bilmiyorduk" seklinde.
Bence, oylamaya destek veren milletvekilleri "ally" dedikleri Turkiye aleyhine karar almanin agirliginin farkindalar.
Peki, o halde Turkiye'yi gucendirmek pahasina boyle bir seyi niye yaparlar? Akillarini peynir ekmekle yemisler? Yoo... Sadece Turkiye'nin karsi tepki veremiyecegini biliyorlar. Gobeginden IMF'e baglanmis, Walmart kadar butcesi olan bir Turkiye ne yapabilir ki? Onlerinde ornek var. Turkiye'de Fransa mallarina boykot mu yapildi? Bugunlerde disisleri bakanimiz Fransa ile yeniden iliskileri duzeltme havasinda. Ermeni sitesi ANCA'da acikca yazdi. "Turkler birsey yapamaz, bakin Fransa'ya bir sey yapabildi mi" diyorlar...
Bence bu safhada RTE'ye faks cekelim, ABD'ye gercekci bir tavir koymasini istiyelim. Ama bu tavir oyle gizli kapakli 'kinaye' seklinde falan olmasin. Bush'un, Clinton'in destegini rica ederek degil, ornegin Irak sinirini kapatmak, Turkiye'deki ABD uslerini kapatmak gibi...Uluslararasi iliskiler karsilikli olur.
Saglicakla kalin,
Fuat Ornarli
Fuat ( Hotmail ) [ornarli@hotmail.com]
ABD'den PKK için U dönü$ü
06 Ekim 2007 Cumartesi 00:32
ABD Temsilciler Meclisi'nde PKK'yI kInama tasarIsI gündemden çIkartIldI
ABD Temsilciler Meclisi DI$ ili$kiler Komitesi'nde gelecek hafta çar$amba günü oylanacak olan 106 sayIlI Ermeni tasarIsInIn ardIndan oylanacagI açIklanan ve terör örgütü PKK'yI kInayarak Türkiye'ye destek veren ba$ka bir tasarI gündemden çIkarIldI.
AA'nIn Temsilciler Meclisi DI$ ili$kiler Komitesi Ofisi'nden aldIgI bilgiye göre, ABD Kongresi'ndeki ''Türk dostluk grubunun'' kurucusu olan Demokrat Parti Florida Milletvekili Robert Wexler tarafIndan sunulan ve PKK'yI kInayan tasarI, yine Wexler tarafIndan geri çekildi.
Edinilen bilgiye göre Wexler'In ofisi, PKK'yI kInayan ve Türkiye'ye PKK ile mücadelede ABD'nin destegini sergileyecek olan tasarInIn, Ermeni tasarIsInIn oylanacagI 10 Ekim'de degil, daha sonraki bir tarihte Temsilciler Meclisi DI$ ili$kiler Komitesi'nin gündemine getirilmesini uygun buldugu için tasarIyI $imdilik geri çekti.
Daha önce komitenin 10 Ekim gündeminde, Ermeni tasarIsInIn ardIndan oylanacagI açIklanan PKK tasarIsIyla ilgili bölümde, ''PKK olarak bilinen terörist örgütün kInanmasI ve bu örgüte kar$I Türkiye'nin mücadelesinin desteklenmesi'' ibareleri yer alIyordu.
Kaynak: 
__._,_.___
From: kirlikovali@cox.net [mailto:kirlikovali@cox.net]
Subject: RE: Registered letter to House Committee on Foreign Affairs Tom Lantos, Chairman
Bravo Dr. Botton!
I have already posted your excellent letter at the comments section of my column At:
http://www.turkla.com/yazar.php?yid=4
At a time when some Jewish organizations seem to shift towards the Armenian lies, seemingly for not much more than some “practical considerations”, you continue to stand tall in the Jewish community as a shining example of truth, fairness, honor, and dignity.
Ergun KIRLIKOVALI
From: Jebotton@aol.com [mailto:Jebotton@aol.com]
Sent: Sunday, October 07, 2007 1:36 PM
Subject: Registered letter to House Committee on Foreign Affairs, Tom Lantos, Chairman
JACQUES E. BOTTON, M.D.
1503 Langhorne Road 434-384 8169
Lynchburg, VA 24503 434-660 4884
jebotton@aol.com
House Committee on Foreign Affairs
Tom Lantos, Chairman
2170 Rayburn House Office Building
Washington, DC 20515
Dear Chairman Lantos,
I am writing you this urgent letter to prevent if at all possible a tragic error in the upcoming vote on H.Res.106, "Affirmation of the United States Record on the Armenian Genocide Resolution."
Allow me to introduce my self: I am a retired neurosurgeon having practiced in Lynchburg, VA from 1961 to 1994. I became a US citizen in 1963. I was born in Istanbul, Turkey in 1929 as a Jewish citizen. I grew up in an environment which included citizens of Greek, Armenian, Jewish and Moslem backgrounds and enjoying a friendly harmony. I graduated from the elite Galatasaray High School with honors before obtaining my medical degree in Geneva, Switzerland in 1955. I later received my neurosurgical training at the Medical College of Virginia in Richmond as well as in Stockholm, Sweden, before moving to Lynchburg.
During my years in Istanbul the difficulties experienced by all around WW I were well known with Turkey struggling for its survival in a war against the major world powers in an unfortunate alliance with Germany. During the same years the Armenian citizens encouraged by Russia, England and France organized revolutionary groups - Hunchak, Tashnak..- which undertook what should be termed as a civil war against the Ottoman Empire with the hopes of establishing an Armenian state extending into a large part of the Turkish territories in the East. England, desperate to engage the USA under a very religious President Woodrow Wilson propagated thru an intensive process of disinformation the presumed facts that the Christian Armenians were being exiled south from the border against Russia and being killed in the process by the Moslem State.. There were tragic killings on both sides either by military activities but also from diseases and starvation. Later on the word genocide was applied by Armenians particularly in their Diaspora in Europe and in the US with an ever increasing number of deaths mentioned from year to year, well above the original Armenian population then in existence. No mention of the close to three million Moslem deaths resulting from this civil war as well WW I. Armenians had been rather well treated in the Ottoman Empire along with Greeks and Jews, serving in various professions as well as in Government. Armenians were in the latter capacity during those same years.. In not a too distant past the Arnenian terrorist group ASALA has also managed to kill dozens of Turkish Diplomats and their families in the US and in Europe.
My mother remembered the bombing of the Ottoman Bank in Istanbul by Armenian terrorists resulting in riots and counter actions by the State and ordinary citizens. Jews were and still are grateful for their rescue by Sultan Beyazit from the Spanish Inquisition late in the 15th Century and later during WW 2 by the Turkish Republic from the German killing fields across Europe. Along with the Nazis a volunteer Armenian group helped the transportation of Jews to the concentration camps..
Unfortunately Turkey has been too apathetic towards the accusations filled with increasing hatred and what I would call the Greatest Lie of the 20th century propagated by a rich Armenian lobby in Europe and the US. Only in recent years a better educated and involved Turkish generation has begun to try to counteract these lies and to some extent attempt to improve the bad press Turkey has suffered as a result of these allegations which expect the recognition of this so-called genocide, to be followed by monetary and territorial demands..
For most of its existence since 1923 the Turkish Republic has been a staunch friend of the US, as a member of NATO, during the Korean War, recently in the events in the Balkans and Afghanistan while allowing bases to the US in its territory. It was the first Moslem state to recognize Israel in 1949 with which it has been a reliable ally.
I do not think the passage of HR 106 would be in the US interests in many ways, in today's political situation in the Middle East and elsewhere but even more importantly the moral loss for the US by abiding to long standing misinformation. These allegations have NEVER been brought to a judicial venue such as the International Court of Justice. This was refused by the Armenians as being according to them a self evident fact.. I resent the attempts to compare these terrible events in the early 20th century to the Holocaust: Jews were killed systematically just for being Jews and certainly not for acts of treason, terrorism or territorial demands.
Forgive me for this lengthy letter. I hope you will consider it and vote against HR 106.
Most respectfully,
Dr J.E.Botton, FACS
From: Fuat ( Hotmail ) [ornarli@hotmail.com]
Genocidal follies The Economist
Oct 4th 2007 | ISTANBUL AND YEREVAN
From The Economist print edition
The trouble that might flow from an American congressional resolution
A RECENT evening in Istanbul, Turkey's (and Europe's) biggest city. Armenia's leading musician, Djivan Gasparyan, is playing his duduk, an Anatolian-style clarinet, as Yavuz Bingol, an ethnic Kurd, belts out Turkish folksongs. The event symbolises a budding rapprochement between ordinary Turks and Armenians. But America's Congress may now torpedo this fragile process by voting for a bill calling the mass slaughter of up to 1m Ottoman Armenians in 1915 a genocide.
Turkey has squashed previous attempts to pass such a bill by exploiting its strategic significance and its clout as NATO's only Muslim member. This time officials fret that not only will a congressional committee approve the resolution but also it may pass on the House floor. Turkey says that this would plunge relations with America into deep crisis. “Placing the Turks in the same category as Nazis is intolerable for us,” says one official.
Possible retaliatory measures might include denying the Americans the use of the Incirlik airbase in southern Turkey, which is a hub for the supply of non-combat materiel for American troops in Iraq and Afghanistan. Turkey could also seal its land border with Iraq. With positive Turkish views of America at a low of only 11%, according to a recent German Marshall Fund poll, such moves might give nationalists in Turkey a big boost.
Nancy Pelosi, the House speaker, whose Californian district includes many rich Armenians, is unswayed by pleas to back down. Eight former secretaries of state have written to her to argue that, besides endangering “our national security interests”, the bill would kill “some hopeful signs already that both parties are engaging each other”. Vartan Oskanian, Armenia's foreign minister, retorts that “expressing concern about a process that doesn't exist is disingenuous”. His own recent meeting with his Turkish counterpart, Ali Babacan, in New York got nowhere.
Turkey has no diplomatic ties with Armenia and refuses to open its border with the landlocked ex-Soviet republic. This was sealed in 1993 after Armenia occupied a chunk of Azerbaijan in a vicious little war. Air links have been restored, however, and recently Turkish diplomats have hinted at a more dramatic move: formalising ties, over the objections of a vocal Azeri lobby in Turkey, not to mention those of its hawkish generals. In exchange Armenia would have to recognise its border with Turkey and make some conciliatory gesture towards Azerbaijan.
Armenia counters that it wants to restore relations “without preconditions”. That is because of a widespread suspicion that Turkey is feigning change merely to derail the genocide resolution. If Turkey were sincere, say the Armenians, it would scrap article 301 of the penal code, under which intellectuals have been prosecuted for daring to call the Armenian tragedy a genocide. On October 3rd Turkey's new president, Abdullah Gul, duly called for changes to article 301 in a speech to the Council of Europe.
Turks claim that they want to delink the issues. As one official puts it, “we strongly believe in decoupling our ties with Armenia from the genocide bill and feel that over time the relationship will flourish on its own merits.” Should the bill be adopted in Congress, though, a change in policy would become impossible because of the nationalist passions it would stoke. These worries are shared by Turkey's Armenians, still reeling from the murder in January of an ethnic Armenian newspaper editor, Hrant Dink. Mr Dink's lawyers claim that the nationalist teenager who shot him was acting under orders from rogue elements within the security forces.
David Shahnazarian, a former chief of Armenia's National Security Council, complains that Western countries are using the genocide issue to promote their own agenda. “In the case of France, it is to keep Turkey out of the EU,” he says. The massacre of a million civilians is a matter in which Turks should arrive at the truth on their own. But as Mr Gul has partly conceded, that may necessitate an end to article 301's restrictions on free speech.
From Gunay Sarihan [gsarihan@gmail.com]
Washington'da kirli oyun --- Hasan Mesut Hazar
Washington entrikalarInIn" hIz kazandIgI bir dönemdeyiz. Türk-Amerikan ili$kilerine "üçüncü ülke ipotegi koyma" heveslilerinin gayretlerini daha da artIracagI bir haftaya giriyoruz.
Türkiye'nin ABD ile stratejik ili$kilerinin üzerinde 2 önemli "baskI unsuru" var. Bunlardan birisi olan sözde Ermeni soykIrImI konusu, yIllardIr "temcit pilavI" gibi gündemde tutuluyor. AyrIca kanlI terör örgütü PKK ile, Türkiye'nin sürekli "me$gul" edilmesini isteyen ve saglayan (neden acaba?) etki odaklarI var!
Yani hem sözde soykIrIm tasarIlarI, hem de terör örgütü ile Türkiye'nin me$gul edilmesi konusu, ABD'deki bazI "karanlIk emelli odaklarIn" etkili birer oyuncagI. Türkiye'ye zarar vermek ve Türkiye'den "menfaatler" koparmak ugruna kullanIlan ma$alar, pazarlIk konularI, bunlar!..
Bu kirli oyunu sürdüren entrikacIlarIn ba$Inda ABD'deki Ermeni lobisi geliyor. Ermeni lobisinin tabii müttefiklerini ise, buradaki "Rum ve Yunan lobisi ile, PKK'nIn propagandasInI yapan bölücüler" olu$turuyor.
Şimdilerde bunlara, destegimiz kar$IlIgInda Türkiye'den ba$ka neler koparabiliriz arayI$Inda olan güçlü "Yahudi lobisinin içindeki bazI çIkar gruplarI" da eklendi. ABD yönetimi ve Türkiye üzerinde "etkileri" büyük erozyona ugrayan neocon denilen radikal çIlgInlar ile, Türkiye'deki batIk bankacIlarIn yüksek akçalI avukatlIgInI yapan uzman kIlIklI "akbabalar", Türkiye kar$ItI kirli lobicilik faaliyetlerinin lokomotifi durumundalar. AyrIca Türkiye'nin resmi lobiciligini alamayan rakip $irketlerin, baskI ve pazarlIk amacIyla zaman zaman bu $er ittifakIna katIldIklarI da unutulmamalI!
Sözde soykIrIm tasarIlarI
ve ABD Kongresi
ABD'deki Türkiye kar$ItI $er ittifakInIn en etkili oldugu yer ABD KONGRESi.. Hem Temsilciler Meclisi'nde, hem de Senato'da sürekli faaliyet halinde olan Türkiye kar$ItI lobilerin ve ma$alarInIn, -Demokles'in kIlIcI gibi- kullandIklarI istismar aracI ise, her dönemde KONGRE'ye sunulan Ermeni tasarIlarI.. 1980'lerden beri zaman zaman KONGRE'ye sunulan, gündeme alInan, komisyonlarda görü$ülen bu sözde soykIrIm tasarIlarI, her defasInda engelleniyor.
AslInda $iddetle kar$I çIktIgImIz bu Ermeni yalanlarInIn ABD Kongresi'nde yasala$masInIn ne Türkiye'ye, ne de ABD yönetimlerine "baglayIcI bir etkisi" yok! Ama öyle bir çarpItma ve iftira kampanyasI ile bilgi kirliligi yürütülüyor ki, sadece Türklerin degil, "insan" olan herkesin kanIna dokunuyor. Bugüne kadar ABD yönetimleri ile, KONGRE'deki milletvekili ve senenatörlerin bir bölümü, -stratejik Türk-Amerikan ili$kilerine ve ABD'nin hayati çIkarlarIna verecegi zarardan dolayI- bu Ermeni yalanlarIna hep kar$I çIktIlar ve çIkIyorlar.
iç siyaset mücadelesinin de aracI
Şu sIralar yeniden IsItIlan ve gelecek hafta (10 Ekim'de) Temsilciler Meclisi DI$ ili$kiler Komitesi'nde görü$ülecek olan 106 numaralI tasarI, 30 Ocak'ta Kongre'ye sunulmu$tu. O günden beri ne Komisyon'a, ne de dogrudan Genel Kurul'a gelmeyen tasarInIn $imdi tekrar gündeme girmesinde, hem ABD iç siyaset çeki$melerinin, hem de $u günlerde Türkiye'ye baskI yapIlmak istenmesinin etkisi var. 2008 KasIm ayInda yapIlacak ba$kanlIk ve (435 üyeli) Temsilciler Meclisi'nin tamamI ile (100 üyeli) Senato'nun da üçte birinin yenilenmesi seçimleri, çok kritik ve de çok çeki$meli. Ba$kan Bush'un partisi Cumhuriyetçiler ile rakipleri Demokratlar, hem ba$kanlIgI, hem de KONGRE'nin her iki kanadInda çogunlugu almak için çok yogun bir mücadele içindeler. Bu bakImdan, "1 oy bile" büyük önem ta$Iyor.
DolayIsI ile Ermeni lobisi, bu tarihi fIrsatI kullanmak istiyor. Ermeniler ABD'deki oy potansiyelleri ile, özellikle en büyük eyalet California'da bastIrIyorlar. Zaten tasarInIn sahibi Adam Schiff ile Temsilciler Meclisi Ba$kanI bayan Pelosi California milletvekilileri.
TasarI gelecek hafta DI$ ili$kiler Komitesi'nde görü$ülecek. Kabul edilirse, Genel Kurul'da oylanma gündemine alInmasI için, bayan Pelosi'ye gönderilecek. DI$ ili$kiler Komitesi ba$kanI kIdemli milletvekili Tom Lantos, Musevi asIllI. Daha önceki yIllarda benzer tasarIlara kar$I çIkan ve Ermeni soykIrImIna inanmadIgInI açIklayan Lantos'un $imdilerde tam bir "u" dönü$ü yaparak Ermeniler'e göz kIrpmasI acaba neden? Acaba bu "u" dönü$ünde, Türkiye'yi ve AK Parti'yi cezalandIrmak istegi mi var? Yoksa Yahudi lobisi içindeki neocon denilen radikal çIlgInlar ile, Türkiye'den yine "daha bir$eyler" koparmak isteyen menfaatperestlerin etkisi mi?
Türkiye-israil-ABD ortak çalI$malI
Bu a$amada Türkiye'nin ABD'deki lobisinin, israil devletinin ve Amerikan yönetiminin öncelikle Lantos üzerinde "ortakla$a" çalI$masI lazIm. Lantos'a tasarI yasala$Irsa bundan sadece stratejik Türk-Amerikan ili$kilerinin degil, Türkiye-israil ili$kilerinin de görecegi "zarar" somut biçimde anlatIlmalI!
Öte yandan kendi seçim bölgesindeki Ermeniler'e ba$tan angaje Temsilciler Meclisi ba$kanI bayan Pelosi de $imdi kritik bir yol ayrImInda. TasarI Komite'den geçerse ya tutup Genel Kurul gündemine sokmayacak. Ya da -durumun vahametine ragmen- Genel Kurul'a yollayIp oylatacak. Böylece hem Türk-Amerikan hem de Türkiye-israil ili$kilerine agIr bir darbe vurmanIn "sorumlulugunu" üstlenecek!
Öte yandan ABD'nin son dönem saygIn 8 eski dI$i$leri bakanlarI ile 3 eski savunma bakanI, bir mektup yazdIlar. Hem Demokrat, hem Cumhuriyetçi eski 11 bakanIn ortak imzalI mektuplarInda, Temsilciler Meclisi Ba$kanI Nancy Pelosi'den, "Ermeni soykIrImI iddialarI ile ilgili tasarIyI KONGRE gündemine almamasInI" istediler. Eski bakanlar tasarInIn kabulünün, "Türk-Amerikan ili$kilerinde gerginlige yol açacagInI, ABD'nin bölgedeki çIkarlarIna ve güvenligine zarar verecegini, Türkiye-Ermenistan ili$kilerinin düzelmesini engelleyecegini" belirttiler.
Biz, bu 11 eski bakanIn mektubunun ve ABD yönetiminin yürüttügü çabalarIn bayan Pelosi ile KONGRE'deki sagduyu sahibi çogunluk üzerinde "etkili" olacagInI umuyoruz. TasarInIn, DI$ ili$kiler Komitesi'nden geçse bile, Genel Kurul'a inmeyecegine inanIyoruz.
Aksi halde, çok yazIk olacak... BakalIm bu tarihi dönemeçte, bayan Pelosi ve KONGRE üyeleri, nasIl hareket edecekler? Bekleyelim, görelim...Hasan Mesut Hazar.
Cumhuriyet 04.10.2007
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV
Turkish Forum danisma kurulu Uyesi
ABD'de Din BagnazlIgI
Yeryüzünde büyük dinsel bagnazlIk merkezlerinden iki önde geleni ABD ve israil'dir. ikisinin de durumu bölgemizdeki konumlarIndan ötürü bizi yakIndan ilg ilendirir. Ancak, bu yazIda yalnIz Amerika'nIn sözünü edelim. ABD'nin kurulu$undan bu yana, Massachusettes ba$ta olmak üzere, "Yeni ingiltere" denen kuzey-dogu bölgesi ve "Yeryüzünde TanrIsal toplumu kuruyoruz" diyen MormonlarIn yogunla$tIgI Utah ilk eksenlerdendi. N. Hawthorne 'un "KIzIl Harf" romanI ilk bagnazlIklarIn yazIna yansImI$ güçlü örnegidir. Ama ülke o kurulu$ yIllarIndan günümüze geni$ledi, büyüdü. Bir ucu ötekine benzemeyebilir ama din bagnazlIgI bu kez ba$kente ve karar vericilerin beyinlerine, oradan da uluslararasI sahneye ta$IndI. Bu arada, tekelci sermayeyle ve ABD silahlI kuvvetleriyle baglar kurdu, ABD'nin küre egemenligi atIlImlarI dinsel bagnazlIk destegine de kavu$tu.
Bugün, Amerika'da milyonlarca ki$i isa 'nIn yeryüzüne ikinci kez gelecegine ve (Evangelist mezhebi ba$ta olmak üzere) yalnIz HIristiyan köktendincilig ine inananlarI çekip cennete götürecegine, geri kalanlarIn (yani, bizler gibilerinin) bir anda yok olup gideceklerine inanIyorlar. isa gerçekten ya$adI mI, kaç isa vardI, Nasira'da mI yoksa Yemen'de mi dogdu, HIristiyanlIgI örgütleyip yayan Peter hangi yanlI$ yorumlarIn ve yalanlarIn farkIna varIp da sustu oturdu, Muhammed 'in i$ittigi isa çarmIha gerildigi söylenen miydi, yoksa milattan 400 yIl önce Yemen çevresinde ya$amI$ ba$ka bir isa mI? BunlarI tartI$an BatI (bu arada, Amerikan) tarihçilerinin yazdIklarInI okudum. Birkaç dilden, incil'i de. Hiçbir HIristiyanI a$agIlamak gibi bir amacIm olamaz. Avrupa'daki din sava$larInIn degil ama içinde isa'nIn agIr bastIgI Rönesans resminin ve Bach ile benzerlerinin yarattIgI müzigin de hayranIyIm. Katolik kardinalleri gizlice alaya alan Roma'daki Sistine Kilisesi duvar süslemelerinin de. Ancak, anlatI ve içerik yönlerinden incil'in ba$arIlI bir ürün olmadIgI kanIsIndayIm.
Öte yandan, HIristiyan köktendincilere göre, tüm gerçeklerin i$aretleri incil'in içindedir. islamcIlar da Hinducular da kendi kitaplarI için aynInI söylerler. Oysa, gerçek bilimdedir. Bilim dolaylI anlatmaz, dokundurmakla yetinmez, gizyazI kullanmaz; dogruyu açIkça söyler: 2X2=4, su 100 derecede kaynar gibi. M. Kemal Atatürk 'ün dedigi gibi, "Gerçek yol gösterici bilimdir" , usa dayalI Kemalist dü$üncenin $a$maz aydInlIgIdIr.
O aydInlIktan ABD köktendincilig i uzaktIr. Bu sonuncular kIyIlara saldIran kasIrgalarI, ölümcül tsunamileri, kutuplarda buzlarIn erimesini "kIyamet" in i$aretleri olarak alIyorlar. Onlara kalIrsa, sellerin, yaygIn hastalIklarIn, kItlIklarIn, yer sarsIntIlarInIn, gök cisimlerinin yeryüzüne çarpmalarInIn, hatta geçmi$te Mogol-Tatar akImlarInIn ve Türklerin Avrupa'da ortaya çIkI$larInIn "kIyamet" i$aretleri olarak HIristiyan din kaynaklarInda bilgileri vardIr(!). Kimi Avrupa ülkelerinde tahtta oturanlar ailece "ruh çagIrIp" gelecege ili$kin ögütler alma pe$indeler. Amerika'da ise elma tatlIsI ya da hamburger bugün ne denli Amerikansa, a$IrI din de ülke insanInIn içine o oranda i$lemi$tir. Ülkenin kuzeyinde dogmu$ olan Cumhuriyetçi Parti güneyi de kendine katarak oranIn dinsel bagnazlIgInI da Beyaz Saray'a ta$ImI$tIr. Bu yayIlI$In kar$IsInda Demokrat Parti de susup kö$eye büzülmü$tür.
Dinci sag petrol avInda tekelci sermaye ile el eledir. Din yobazlarIna göre, iklimi yapan da TanrI'dIr, HIristiyanlIk din kitaplarI inananlara "dünya zenginliklerini kullanIn" diye buyurduguna göre, ABD'nin Ortadogu'da ve ba$ka yerlerde yaptIklarI bu buyrugu yerine getirmektir; o kadar! TanrI alInlarIna "Muhte$em YazgI" yazIlmI$ olan seçilmi$ Amerikan kullarInI ku$kusuz yüzüstü bIrakmayacaktI r. 2004 ba$kanlIk seçimlerinden sonra ABD'nde da yeni bir harita dagItIldI. Bu bir delinin degil, a$IrI din çevrelerinin ürünüydü. Bush'a oy vermeyen kimi kuzey birlikte$ devletleri Kanada'yI dahil etmi$ti. Bush'u destekleyenlerden yeni bir devlet kurmu$tu. AdI da (sIkI durun!) $u: "isa TopragI." BunlarI izleyince sozde ilimli islam hukumeti ile baglantIlar daha iyi anla$IlIr
From: Nihat Canikli [mailto:ncanikli@gmail.com]
Armenian diplomacy's task is to competently bind condemnation of Armenian Genocide with Karabakh conflict resolution
/PanARMENIAN.Net/ The Armenian Genocide Resolution, H.Res.106, differs from the ones passed by the U.S. Congress in 1975 and 1984, director of the ARARAT Center for Strategic Research, Armen Ayvazyan told a news conference in Yerevan.
"The resolution defines the timeline from 1915 to 1923 (not 1915 as it was before). It mentions the precise number of victims – 2 million deported people, 1.5 million of whom were slaughtered. Moreover, the resolution does mention that Armenians were killed in their historical homeland where they had lived for 2.500 years," he said.
"Unfortunately, the process of recognition of the Armenian Genocide is viewed by the Armenian political class as a well-known game with a chamomile "loves me loves me not," he noted.
Meanwhile, Armenia should measure the resolutions by its own criteria fitting both historical truth and national interests, according to him.
Dr Ayvazyan pointed out to five criteria for assessment of resolutions of the kind: correct mention of timeline (1894-1923); obligatory mention of the fact that Armenians were annihilated in their homeland, Western Armenia; condemnation of the Ottoman Empire, as the perpetrator of this crime against humanity, and the Turkish Republic as denier of the Armenian Genocide; recognition of responsibility of the Turkish state to Armenia, as mouthpiece of interests of the Armenian nation; connection between the Armenian Genocide consequences with the current geopolitical situation in the region, specifically Armenia's security issue.
"The point is that the Armenian Genocide had resulted in a grave territorial problem for Armenians, since the territory for their settlement had reduced to an extremely dangerous size. The problem of Artsakh liberation and security of Armenians of Javakhk should be considered from this angle. The task of Armenian diplomacy is to competently bind condemnation of Armenian Genocide with Karabakh conflict resolution," he said.
The U.S. House Foreign Relations Committee will hold a vote on the Armenian Genocide Resolution October 10. The House version of the Resolution, H.Res.106, was introduced January 30 by lead author Rep. Adam Schiff. It has 227 co-sponsors.
##########################

Posted on Sat, Oct. 06, 2007
Turkey fighting genocide vote
BY MICHAEL DOYLE
Approval of an Armenian genocide resolution by the House of Representatives would have ''very, very unfortunate'' consequences for U.S.-Turkish relations, Turkish Ambassador Nabi Sensoy warned Friday.
The House Foreign Affairs Committee will consider the diplomatically charged resolution Wednesday. In an interview, Sensoy said ''we are deploying all the efforts that we can'' to defeat the nonbinding measure, which he thinks could unravel a strategic alliance.
''I fear -- and expect, in fact -- a strong reaction from the Turkish people,'' Sensoy said, ``and of course no government can remain indifferent to this reaction.''
Introduced by Rep. George Radanovich, R-Calif., and Rep. Adam Schiff, D-Calif., the 1,780-word resolution declares that ''the Armenian Genocide was conceived and carried out by the Ottoman Empire from 1915 to 1923.'' Armenians say an estimated 1.5 million died during the period.
Symbolically, the resolution puts the House on record as characterizing the Armenian slaughter as genocide. Politically, it has high visibility in regions with large Armenian-American populations, including southern California, California's San Joaquin Valley, Michigan and New Jersey.
''Silence is genocide's greatest ally, and I am very happy that the silence regarding the Armenian genocide will be ending next week,'' said Rep. Jim Costa, D-Calif. ``It is well past due that the Armenian genocide finally be recognized as such in our nation.''
The last time a resolution on Armenian genocide came before the House Foreign Affairs Committee, in 2005, it was approved 40-7. Congressional Republican leaders blocked it from reaching the House floor.
The House committee likewise had approved an Armenian genocide resolution in 2000. House Republican leaders also killed that measure.
This year, 226 House members publicly support the resolution, including 23 members of the foreign affairs panel. Nonetheless, Sensoy said ''it will be a close race'' Wednesday.
Certainly, no expense is being spared. Justice Department records show that Turkey signed a $100,000-a-month contract in May with the lobbying firm DLA Piper, one of several hired to fight the resolution.
Separately, Turkey paid Bob Livingston, former House Appropriations Committee chairman, $625,000 for work from March 1 to Aug. 31, records show. Last month, Turkey added public relations firm Fleishman-Hillard to its roster at $113,000 a month.
''It is out of necessity, of course,'' Sensoy said. ``On the Armenian side, many people are working, and we need the lobbying firms to have certain access on Capitol Hill.
''It is true that what happened in 1915 is a very sad episode in our common history,'' he said. ``Hundreds of thousands of Armenians perished. Hundreds of thousands of Turks perished. . . . We don't need a new generation of people to hate one another.''
Turkish-Armenian Youth Complain Elders Imposing ‘Chosen Trauma’ On Them
http://armenians-1915.blogspot.com/2007/10/2032-turkish-armenian-youth-complain.html
Turkish Armenian youth want their closed society to begin opening, and to achieve this they have formed a group called Nor Zartonk, meaning "new renaissance" in Armenian. As a first step they conducted a survey among Turkish Armenians, trying to gauge the attitudes of their society on topics ranging from politics to mixed marriages. . .
Turkish Armenian youth want their closed society to begin opening, and to achieve this they have formed a group called Nor Zartonk, meaning "new renaissance" in Armenian.
The spokespersons of Nor Zartonk complain that in their society the elders are trying to suppress the youngsters and are teaching them about the "chosen trauma." According to them, the involvement of third parties in the Armenian "genocide" claim is not helping anyone. They don't want to hide their identities any longer. Nor Zartonk is against the idea of immigrating elsewhere. They also want to see changes in school textbooks because they claim the books contribute to hatred.
"We are a closed society, but we want to open up," says Hrant Kasparyan, a 25-year-old spokesperson of the Nor Zartonk group. "We are aiming to be viewed as democratic individuals who are respectful of our differences," Sayat Tekir adds, the other spokesperson of Nor Zartonk.
Kasparyan and Tekin mention that Nor Zartonk was actually established in 2004 but after the slaying of Turkish Armenian journalist Hrant Dink, it become more active. They say that Turkish Armenian youth, formerly hesitant to make themselves heard like the previous generations, now want some changes. The two spokesmen refer to Turkish society as "big society." For themselves they prefer to say "Armenian society" but they refuse to be called only a "community."
"Even in the laws we are described as the Armenian community, which is just a religious definition. But Nor Zartonk does not agree with this approach. To label us only a community paves the way to ignoring some of our problems. We have representation and administration problems; for example, the only representative of the Armenians is the patriarch.But Nor Zartonk does not agree with this approach. To label us only a community paves the way to ignoring some of our problems. We have representation and administration problems; for example, the only representative of the Armenians is the patriarch. But if Turkey is a secular, democratic state, it is not appropriate for the patriarch to show up in Parliament with his cross, crock and frock. As Dink put it, we are demanding a civilian delegation, which should be formed within the Armenian society, to represent us. This delegation should be there not only for problems but also for the management of the many common things that we share with the big society,” Kasparyan says.
To be against elders’ power
One of the main principles of Nor Zartonk is, to be against the gerontocracy, the power of elders over youth. According to Nor Zartonk, the gerontocracy in Armenian society is also helping foster the concept of chosen trauma (the mental representation of an event that causes a group to feel victimized. The group mythologizes an event and draws it into its identity, passing the mental representation, along with associated feelings and defenses, from generation to generation).
“In closed societies like ours, under the name of ‘respecting the elders,’ it is widely thought that youngsters don’t know anything. But there are proverbs also saying ‘wisdom is not from age but from the head.’ We are aiming to establish a democratic, non-hierarchic group which is aiming to help its members not feel like ‘strangers’ and help outsiders not view them as such. This cannot be achieved with feudal habits. We are a youth movement which is opposing imposition of one type of lifestyle upon us,” Tekir underlines. He adds that within the group the decisions are made by consensus after long discussions and persuasive efforts.
Kasparyan interrupts and elaborates on chosen traumas and the gerontocracy. “Of course it is not only the elders which make Armenian society a closed one. The generations that came before us witnessed military coups, the Sept. 6-7 events (attacks against the property of minorities in Istanbul in 1955) and the wealth tax. (During World War II mainly minorities had to pay heavy taxes or risk be sent to work camps.) They lost their surnames because of the Turkification policies. During the 1980s because of the radical groups overseas they experienced further difficulties (Armenian terror organization ASALA’s attacks on Turkish targets abroad). Of course all these events lead to trauma,” he says. Kasparyan thinks that these traumas led to the passivity of Armenian society, which Nor Zartong opposes.
Tekir adds that the young Armenian generation did not pass through these traumatic experiences personally, until the slaying of Dink. “Our elders are not defending the hostility at all, but they are always advising us to be cautions. In boxing, if someone is attacking you, you strike a defensive pose in order to scale down the target. This is what the Armenian society is doing. After the slaying of Dink, the elders were hoping for a change in the agenda of the country, in order not to be the subject of the agenda. They were remembering their former traumas,” Tekir says.
Both Kasparyan and Tekir mention that Armenian families are frequently warning their children to not become involved with anything. “In the globalized world it is impossible not to be involved with anything. We as society have to absorb the differences. I don’t mean that big society is not absorbing us. For example within Armenian society, there is homophobia; also women are treated as the lowest of all beings. The only way to overcome this problem is emergence of democratic, free-thinking individuals. People who grow up within the Armenian society have some difficulties in achieving this,” says Kasparyan.
To hide no longer
Tekir and Kasparyan think that the Armenian youngsters face several difficulties in taking initiative toward change. They both have had personal experiences with such difficulties. Tekir says that he hid the fact that he is an Armenian when he was attending university exam courses. He says, “I learned to be an Armenian not in Armenian school but when I go out of it, when I heard that the word Armenian is used as a curse word.”
Kasparyan adds that children who are educated in Armenian schools after graduation feel like “fish out of water” like himself. Kasparyan says after primary education when he was attending vocational school, it took him some time to adapt.
The spokespersons of Nor Zartonk are aware of the fact that the depolarization process is not only the problem of Armenian youth but also the youth in mainstream Turkish society. They also mention that in Turkish society, chauvinism is a very big problem among the youth.
Tekir thinks that this is all because of the 1980 military coup. “If you destroy all the freedoms and defenders of it as well as encourage racism, of course there will be many O.S.’s” (the 17-year-old killer of journalist Dink). Kasparyan mentions that when he meets with chauvinist youngsters, he does not want to speak with them. “I choose to just ignore them,” he says. Tekir adds that some youth come to them with questions, in which case it’s easy to engage in conversation. “If they approach with prejudices, it is impossible to talk with them. Dink collected all the intense hate toward Armenians upon himself and was killed. There is no one left to be killed after him,” says Tekir. He explains that he studied the same textbooks as O.S. “The ideas in the national security textbooks made me think ‘What an awful society I have, what we did. God damn me.’ But later I asked myself “Why? Is it really so?’ Sometimes people are telling us that ‘it does not matter that you are Armenian, you are human beings, too.’”
Kasparyan and Tekir recalled the statement by Turkish Historical Society (TTK) President Yusuf Halaçoglu suggesting that Kurds are actually Turkmen and that the Alevi Kurds are actually Armenians. They both laugh at this. “If we were saying that, we would get a harsh reaction from the chauvinists,” says Tekir. Kasparyan adds that there are many Armenians who do not know their ethnicities or hide them.
We are nationalists of Turkey
One of the results of the survey of Nor Zartonk shows that almost half of the Armenian youngsters, if given the opportunity, would leave Turkey. Both Tekir and Kasparyan say that Nor Zartonk opposes this idea. “We were born in Turkey. We are from Turkey. For us it is impossible to think about leaving. If we were to leave there would be a huge emptiness in our hearts. It would be impossible to fill it. We are also one of the basic elements that gives Turkey its identity. If you ask me now, if I am being nationalistic by saying that, I would have to say, yes, I am. I am a nationalist of Turkey,” Kasparyan says.
One of the results of the survey that surprises Nor Zartonk is the percentage of single Armenians, at 50 percent. When asked about mixed marriages, Kasparyan and Tekir expressed different ideas about it. Kasparyan thinks the population of Turkish Armenians is decreasing. “There are funerals but no weddings. Another fact is that mixed marriages are not successful. When they have children, they are discussing if the child will be circumcised or baptized. Anyway, it has been proven that such marriages often come to an end within 18 months. If this is true, is such a marriage really worth it?” questions Kasparyan. Tekir believes in love but he mentions that in mixed marriages it is important for both parties to be able to keep their identity.
If the two parties are speaking, the third one knows what to do
When it comes to the events of 1915, Nor Zartonk spokespersons are very clear that the solution is to talk.
In 1915, the Ottoman Empire forced its Armenian subjects to emigrate. Armenians define the events of 1915 as “genocide,” which is not accepted by Turkey.
“We will open the doors, people will come and we will talk. When the two parties are talking, the thirds parties know what to do,” Tekir says. He refers to the opening of the Turkish Armenian border. According to him it is not the third party’s prerogative to pass resolutions about the 1915 events.
“Third parties are involved with it, in order to show how democratic they are. This attitude is not beneficial for Turkish-Armenian relations. Nothing can be solved by locking up everything in the events of 1915. If Turkish officials without using the term ‘genocide,’ say that ‘something happened in 1915 and we are sorry about it,’ this will make Turkish Armenians feel better and silence the Armenian diaspora,” Kasparyan says.
Tekir has a similar approach. “We have to show all our cards and talk about everything; let’s talk about 1915, what Armenians did before it; let’s talk about Hocaali; let’s talk about Karabagh; let’s talk about Darfur. Let’s talk about everything. Let’s overcome it, but we should not just forget about if we want to better the future of humanity.”
From: Rafael Sadi [mailto:arvisadi@yahoo.co.uk]
Subject: ISRAIL'IN YENI TURKIYE BUYUKELCISI GABY LEVY ILE SOYLESI

iSRAiLiN TÜRKiYE BÜYÜK ELÇiSi GABY LEVi iLE SÖYLESi
RAFAEL SADi
RS- Her $eyden önce evinizde , hem'de Kippur arefesi ve Türkiye'ye yolculuk öncesi kabul ettiginiz için te$ekkür ederim.
GL- Sizi kabul etme zevki tamamen bana aittir , ama seyahat öncesi evin bu halde dagInIk olmasIndan dolayI da bizi mazur görün lütfen.AyrIca Türkiye'ye gitmenin de heycanI var üzerimizde.
RS- Şu anda evinizde ancak özelligi olan bir bölgede Türk Yahudilerinin israil'deki ilk yerle$im bolgelerinden biri olan YEHUD'da hem'de KIPPUR günü arefesindeyiz.
Ama ben sizi TÜRKiYE'YE HOŞGELDiNiZ diyerek kar$Ilamak istiyorum.
GL- HOŞBULDUK (Türkçe olarak)
RS- Size aynI zamanda LADINO olarakta BIENVENIDA diyebilirim sanIrIm bu lisanI da konu$uyorsunuz.
GL-Tabii bu benim anadilim evde konu$ulan lisan idi ladino '' EN CUDYO''.
RS- Tahmin ederim tabii.
RS- Mümkünse sizin yani GABi LEVi kimdir sorusu ile ba$lamak istiyorum.
Ama ben Büyükelçi GABi LEVi den ba$lamak istemiyorum. Türk Yahudisi GABi LEViyi tanImak istiyorum.
Entremozotroz ken soz y deande vinites Senyor Gabi Levi.
(AramIzda kimsin ve nerelerden geldin SayIn Gabi Levi)
GL-Kimse Büyükelçi olaralk dogmadI tabii. Bende Büyukelçi dogmadIm.
AslInda Türkiye ile ilgili hatIralarIm daha çok ailemden duyduklarIm ile sInIrlIdIr.
Ben sadece 4 ya$Imda iken Türkiyeden israile göç ettik.
Ben Türkiyenin küçük bir yerle$im birimi olan mükemmel bir yöresinde dünyaya geldim. BERGAMAda.
YIllardIr herkes bana sen iZMiRLiSiN diyor . Ama ben kendimi BERGAMALI hissediyorum.
Uzun yIllar sonra da Türkiyeye Turist olarak döndügümde ve BergamayI ziyaret ettigimde izmir ile Bergama arasInda 110 km oldugunu gördüm ve bana halen izmirli diyenlere ne diyecegimi anlayamadIm.
(Not: israilde mesafeler kavramI Türkiyedekilerden çok farklIdIr. Tel-Aviv Yerushalayim arasI sadece 60 km ve bu çok uzak sayIlIr)
Ve ben gerçekten izmir Bergamada dogdum.
RS-Hangi senede:
GL- 1948de.
RS- Böylece ya$InIzda ortaya çIkmI$ oluyor.
GL-Evet bu sIr degil zaten.
RS- Ne hatIrlIyorsunuz Türkiye ile ilgili olarak:
GL- Çok fazla bir $ey hatIrlamIyorum.AnlatIlanlara göre o ya$Imda mükkemmel Türkçe konu$uyormu$um. Ama bunudan fazla bir $ey kalmadI . Ama ne yazIk ki annem ve babam hayatta degiller. Sayet Ya$amI$ olsalardI ve Türkiyeye israild temsil etmek üzere Büyükelçi olarak atandIgImI görmekten sanIrIm buyuk gurur ve onur duyarlardI.
GL-Evde genellikle LADiNO konu$uluyordu ve maalesef Türkçe sadece anne baba çocuklarIn anlamalarInI istemedikleri zaman kullanIIlIyordu.Türkçe ögrenememi$ olmama ragmen Ladino sayesinde ispanyolcayI ögrenebildim ve daha sonralarI Güney Amerikadaki görevlerim esnasInda bana oldukça yardImcI oldu.
Türkiye ile ilgili göresel hatIrlarIm neredeyse yok gibi ama anlatIlanlardan aklImda kalan bir anI ise Bergamada çocuklarI uyutmak için anlatIlan korku hikayelerinin ba$Inda BERGAMA ÇAYI ile ilgili olanIdIr.
Uyumzasak ÇAYIn yükselecegi ve sularIn çocuklarI yutacagI anlatIlIrdI.
BU korku ile uyurduk tabii ki.
Ve aradan 40 sene geçtikten sonra BergamayI ziyaret ettigimde özellikle bu ÇayI görmeye gittim . Ne gördüm dersiniz kendi halinde akan incecik bir dere içinde kimseyi degil yutacak Islatacak kadar su bile yoktu.i$te hatIrlar böylesi folklorik $eyler sanIrIm.
Ve 1950lerin ba$Inda ailem ile birlikte israile göç ettik.
RS- Evet israile göç ettiniz ama halen Türk Yahudilerinin yogunlukta oldugu bir bölgede YEHUDda ya$amaya ba$ladInIz. Folklor ve ya$am tarzI olarak degi$en bir $ey yoktu sanIrIm.
GL- Kesinlikle haklIsInIz . Üstelik hiç bir endi$e olamaz ki YEHUD bölgesinin dominant nüfus yogunlugunu TURK YAHUDiLERi olu$turuyordu o yIllarda.
istatikçi veya nüfus memuru degilim ama sanIrIm kaba bir tahmin ile o yIllarda Yehudun %40I Turktü.
Bulgar Yemen Kuzey Afrika vce daha bir çok ülkeden gelmi$Yahudilerin aynI potada kaynadIklarI bir mekan olmustur YEHUD. Ho$ bütün israil neredeyse aynI durumdaydI o yIllarda.
Tabii ki YEHUD için ilk Türk yerle$im merkezi diyebiliriz.ilk Belediye Reisimiz de Türktü.Allah Rahmet Eylesin AVRAAM ALTALEF.
RS- Evdeki yemekler $arkIlar kültür genel hava sizin bir Türk Yahudisi olarak büyümenizi saglamI$ etkilemi$tir sanIrIm.
GL-Evde degi$en bir $ey yoktu. Bergamada ne yiyorsak Yehudda da aynI yemekler pi$iyordu.
RS- Peki cocukluk yIllarIndan aklInIzda kalan YEHUD için neler söyleyebilirsiniz:
GL-Benim hastalIk derecesinde tutkun oldugum yiyeceklerin ba$Inda tatlIlar gelir:
KADAYIF BAKLAVA - AŞURE- ŞAMALI en sevdigim yiyeceklerdi her zaman için.
RS- ŞAMALI da nedir ?
GL- ŞamalI izmire mahsus irmik ile yapIlan bir tatlIdIr .
RS- Herhalde bizim ŞAMiŞi dedigimiz tatlI olsa gerek.
GL- Evet istanbulda buna öyle deniyor galiba IRMIK ‘ten yapIlIr.
RS- Peki YEHUDda eskiden bayramlar KiPPUR nasIl ge$erdi nasIl kutlanIrdI?
GL- Gelenekler oldugu gibi saklanmI$ ve Bergamada nasIl kutlanIyor idiyse aynen burada da bayramlar o $ekilde kutlanmaya devam etti. Her$eyden ömce her bayramda çocuklar babalarI ile birlikte sinagoga giderdik. Tabiiki bundada Yehuddaki Türk Yahudi toplumunun daha fazla istanbulun güneyindeki $ehirlerden gelmi$ Yahudilerin olmasI idi. Ba$ka bir deyi$ ile gelenekler bir birlerine daha yakIn idi. izmirliler BergamalIlar TiryalIlar .
RS- Tirya neresi oluyor? TIRE demek istemeyesiniz?
GL- Evet TIREnin bizim aramIzdaki adI TiRYAdIr.Ondan sonra ManisalIlar Söke ve bazI BursalI Yahudiler vardI Yehudda . istanbullular yok gibiydi .
Bu nedenlede sinagog kültüründede izmirlilik belki buna EGElilik demek daha dogru mesela HAZANUT (HafIzlIk) makamlar açIsIndan Yehudda agIrlIk ege bölgesinde idi.
Sadece bayramlarda degil her Cumartesi günüde sinagoga gidilirdi.
RS- Tahsilinizi nerelerde gercekle$tirdiniz?
GL- Burada Yehudda ilk ve orta okulu bitirdim . Herkes gibi devlet okulunda.
Tel-Avivde Lisete ba$ladIm ve 1 yIl orada okudum.Bu esnada benden 1 ya$ büyük olan Yehudlu bir arkada$ ile kar$Ila$tIm ve kendisi üniformalI idi.Bu üniforma hevesi beni arkada$Im ile aynI ASKERi okula yazIlmama neden oldu.
Aileminde onayI ile aslInda normal bir lise düzeyinde olan bu yatIlI askeri okula girdim ve böylece orduda da subay olarak görev yapma olanagI açIlmI$ oldu.Askerlik görevini takiben de 2.5 yIl kadar da orduda kalarak KEVA (kalIcI askerlik görevi ( Ordu malI) yerine getirdim.O zaman normal askerlik süresi 3 degil 2.5 yIl idi. KIsaca toplam 5 yIl askerlik yapmI$ oldum .
Ancak ondan sonra Üniversiteye ba$layabildim.
RS- Hangi Üniversitede okudunuz?
GL- Ben TEL-AViV Üniversitesinde okudum. Ortadogu Tarihi ve Cografya okudugum konularIn agIrlIk noktasI idi.Özellikle Ortadogu tarihi.
RS- Cografya konusu sizi epey sarmI$ anla$Ilan . Bu sayede DünyayI dola$maya ve cografyayI kuvvetlendirmeye devam ediyorsunuz.
GL- Evet bu bir gerçektirki aldIgInIz egitim insanIn kariyerini bir anlamda da belirliyor adeta yönelendiriyor.
Birde ortadogu tarihi derken Türkiye Tarihi özel ilgi alanIm oluvermi$ti.Bu konuda farkInda olmadan bir çekim olu$uvermi$ti. Bu genetik bir durummuydu bilemiyecegim.
RS- Türkçe de buna kan çeker denir.
GL- Hahaaa olabilir en azIndan buna bilinç altI bir çekim de diyebilirim.
RS- Dogdugunuz yerin tarihini daha iyi bilmek ihtiyacI.
GL- Ben kendimi her ne kadar israilli hissediyorsam da Türk oldugumu her zaman biliyorum. Mesela evdeki radyoda daima Türkçe dinlendigini ve radyonun :
ŞiMDi TÜRKCE ŞARKILAR dedigini hatIrlIyorum.(Bunu Türkçe söylüyor ve adeta radyo spikerini taklit Ediyor).Yehud sokakalrInda evde ve neredeyse her tarafta Türkçe $arkIlar beynime kazIlmI$ gibidir.
RS- ibrahim TatlIses mesela?
GL- ibrahim TatlIses daha yeni ku$agIn dinledigi bir sanatçI. BabamlarIn zamanInda benim çocuklugumda ise en populer sanatçI ZEKi MÜREN idi.Birde MUZEYYEN SENAR.
O zamanlar televizyon yoktu .Halen radyonun sesini hatIrlIyorum (Yine Türkçe olarak) BURASI KIBRIS dedigi kulaklarImda çInlIyor.
Babam haberleri Türk radyosundan KIBRIStan dinlerdi.
BurasI KIbrIs Radyosu . Hahaaa çok gizel anIlar bunlar.
RS- Hangi senelerdi bunlar?
GL- ben 15 ya$Ima buradaydIm. Ondan sonra yatIlI okulda okudum. Bu hesap ile 1955-1965 yIllarI arasI olsa gerek.
BU kültürden kopmam mümkün degil dogal olarak. KaldI ki kopmak isteyen de kim?
Babam çok zor $artlar altInda ya$adI .O zamanlar gelen herkes gibi.
Bir bakkal dükanI vardI.1952 de kurdu bu dükkanI. Eve cok yorgun gelir ve buna ragmen aksatmaksIzIn bir kadeh rakIsInI ölçü ile (bun Ladino dilinde söylüyor Kon MiZURA)içerdi.Bu onun en büyük keyfi idi ve adeta o RAKI ak$am yemeginin bir parçasI idi. Özel bir bardagI vardI gerektigi kadar RakIsInI koyar üzerine ve o SÜTü aksatmadan içerdi.
RS- Ona ASLAN SÜTÜ denir.
GL- Evet demek istedigim o idi ASLAN SÜTÜ.Bu bir kültür meselesidir. Bunu unutmak mümkün degildir.
RS- Peki biraz Politika mahsuru yoksa. KIBRIS dediniz.
israilin KIBRISI bir ülke olarak tanIma olasIlIgI mevcutmudur? Tabiiki KIbrIs Derken KKTC demek istedim.
GL- AnladIm tabii. BakIn israil siyasi olarak Avrupa Birliginin bir üyesi olarak hareket etmek durumundadIr bu konuda.israil dunya devletlerini ve bölgeyi etkileyebilecek ve bu konuda bir liderlik yapabilecek kuvvette bir ülke degildir. KIbrIstaki sorunu çok iyi bilmekte ve yakIndan takip etmekteyiz. UmarIm iki tarafInda anla$arak mü$terek bir çözüme varacaklarI günü memnuniyet ile görürüz.
RS-PekI $u anda Küppur günü öncesindeyiz .Birazdan oruç alacagIz ve hatalarImIzIn gnahlarImIzIn af olunmasI için dua edecegiz.
GL- Gördün mü bende Kippur günü sonrasInda Türkiye ye gidiyorum .Bir anlamda günahlarImdan arInmI$ olarak Türkiye ye gitmi$ olacagIm.
RS- Bir de 40-50 öncesinin YEHDUu ile günümüzün Yehudunu ve o zamanlarIn KIpuru Selihotu ile günümüz modern ve kozmopolit yehudnu kIyaslamanI rica edecegim.
GL- Mesela kIzIm dün ak$am Yeru$alayime gitti. Yeru$alayimdeki degi$ik sinagoglarIndaki havayI görmeye degi$ik SELiHOT ( af dileme gecesi) deneyinleri görmeye gittiler. Biz ise gerçek SELiHOTLARI ya$adIk . Özellikle çocuk olarak ak$am saat 8-9 da yatmak yerine o gecelerde geç saatlere kadar ayakta kalmamIza ve selihotlarI izlememize izin verilmesi en büyük eglencelerdendi.Mesela GABRiEL BEN SiMANTOVun evini unutmak mümkün olabilirdi. Gabriel ben Simantov bizim sinagogun HAZANI idi.(HafIz)O gecelerde her türlü makamlar dini ilahiiler ve sarkIlar hep bi$r agIzdan söylenir ve mü$tereken hazIrlanmI$ özel yemekler sunulurdu. BunlarI ya$amI$ oldugum için çok $anslIyIm.
RS- Desenize ünlü oyun BOSTAN SEFARADIyi adeta Yehudun merkezInde ya$adInIz.
GL- Ku$kusuz benzetmen yerindedir. Daha da ilerisi Yehud da Trük kültürü o denli etkindiki ben Yehudda LADiNO konu$an ASKENAZiLER tanIyorum. (A$kenazi = Avrupa Yahudisi).Bu bölgedeki Türk Yahudi kültürünün ne denli etkin oldugunun bir kanItIdIr.
RS- israilin 7. Cumhurba$kanI Yitshak Navonun eseri olan Bostan Sefaradide de Ladino konu$an bir karakter vardI. YanIlmIyorsam WEINGARTEN idi karakterin adI.
GL- Evet aynen o karakter gibi. Biz bizzat ya$adIk o gerçekleri.
RS- O oyunda ben de rol almI$tIm. Oyunu temel karakteri olan MOŞONun babasI rolunde idim . Bu nedenle oyun gayet iyi hatIrlIyorum. Siz anlattIkça endimioyunu içinde hissediyorum.
GL- Gerçekten mi. Çok güzel ne zaman oynadInIz?
RS- Galiba 12 yIl kadar oldu. Türkiyeliler birligi çerçevesinde MORiT derneginim bir faaliyeti idi. Amator tabii.
Askerlik ve Üniversiteden sonra ne oldu?
GL- Üniversiteden sonra stajyer olarak DI$ i$leri bakanlIgIna katIldIm.
RS- ÇIrak olarak yani?
GL- Evet öylede diyebiliriz. Aradan 1 yIl geçince de Kadrolu olarak i$e alIndIm. Halende aynI i$te DiPLOMAT olarak çalI$Iyorum.
ilginç ve ailemi çok heycanladIran bir hikaye ise 1988de cereyan etti.
1988 de DI$ i$leri BakanlIgI atama komisyonu beni istanbul Genel Konsolosu olarak atamayI uygun gördü. Bu benim içinde annem ve babam için de çok büyük bi$r heyecan demekti. Ancak bu heyecan ve heves maalesef kursagImIzda kaldI. Çünkü Türk yasalarI çerçevesinde Türk vatanda$lIgI olan biri yabancI bir ülkeyi temsilen Türkiye de görev yapamazdI.
Bu sebeple o zamanki bu heyecan yarIm kalmI$tI. Tabii hemen müracaat ile Türk vatanda$lIgIndan feragat ettim . Ama bu arada istanbul Konsoloslugu imkanI heba olmu$tu. ISKAT i$lemi ise neredeyse bir yIl sürmü$tü.
AynI sene babam ve bütün ailem ile dogdugum ülkeye gitmeye karar verdik.
Bu tarifi imkansIz bir nostalji gezisi idi.
Sana mutlaka fotograflarI gostermeliyim. Bekle bir dakika lütfen.
Bak bu bizim Bergama da çektirdigimiz bir resim. Bu benim babam.Orada ne denli mutlu oldugunu tarif etmem mümkün degildir.Bu benIm dogdugum ülkeye 44 yIl sonra geldigimin resmidir.
BabamIn yanIndaki pijamalI adam ise çok ilginç bir karakterdir.
AdamIn adI YAHUDi MUSTAFA.
Bergamada tek bir Yahudi bile kalmI$ degildir.
Babam sokakta bu adama rastlar.
Babam sanki daha dün ayrIlmI$lar gibi: MUSTAFA MERHABA.
Musfata da : HAYIM NE HABER diyerek birbirlerine sarIlIverirler.
Mustafa ise tek kelime hata yapmadan babamla LADiNO konumaya ba$ladI.
Dü$ün bergama da neredeyse 40 yIldIr tek bit Yahudi bile yok ve Mustafa Yahudice konusuyor.
RS- Peki kim bu Mustafa ve nasIl Yahudice Ladino konu$uyor ?
GL- Mustafa Müslüman Türk bi$r bayan ile evli. Hikayesi ise çok ilginç anladIgIm kadarI ile.
RS- Mustafa Yahudimi yoksa?
GL- SanIrIm ALAHAya (Yahudi ŞeriatIna göre) göre Yahudi sayIlIr.
Annesi Yahudi bilindigi kadarI ile . Ama babasI Müslüman .
Yahudi bir anadan dogmu$ oldugu için Yahudi sayIlIr tabii ama önemli olan halen Yahudice konu$uyor olmasI. Adam resmen bir Tarih.
Halen de bütün Bergama kendisini YAHUDi MUSTAFA diye tanIr.
RS- BU resmi kullanabilirmiyim?
GL- Tabii memnuniyet ile . iade ederseniz memnun olurum.
GL- Bu arada bu seyahatimizde evimizi aradIk ama artIk o ev yoktu . Yerinde yeni bir bina mevcuttu.
Eski Bergama sinagogunun yerinde ise maalesef içinde hayvanlarIn bulundugu bir mekan vardI.
RS- NasIl yanI bir AHIR?
GL-Evet maalesef. Ama bu çok dogal. 40 yIldIr Bergamada Yahudi yoktu.
Ancak aradan bir kaç yIl geçtikten sonra ikinci seyahatimde Bergamadaki sinagogun temizlenmi$ ve kIsmen restore edildigini görmek beni gerçekten memnun etmi$ti. Anla$Ilan o ki Bergama belediyesi yonetimine tarihi eserleri korumanIn ve Turist getirebileceginin bilincinde olan birileri geçmi$ti.
Hatta EnerjI bakanlIgInda SayIn Fuad Ben Eliezerin yardImcIsI olarak Türkiye ye gittigimde Yahudi Cemaati Ba$kanI Silvyo Ovadya bana TÜRKiYE SiNAGOGLARI isimli bir kitap hediye etmi$ti o kitapta bu sinagogta yer alIyordu.
RS- Evet bayan MILI MITRANI ve ERSIN ALOKun kItabIdIr.
GL- Evet oyle bir isimdi sanIrIm . Güzel bir çalI$maydI.
Bildigim kadarI ile Yahudi dünyasInda özellikle restorasyon konusunda bir takIm yardIm fonlarI mevcuttur ve bu fonlara müracaat ile sinagog ve mezarlIklarIn yenilenmesi mümkündür. Görev yaptIgIm yerlerdenbiri de Karaip adalarInI kapsamaktaydI.Burada harap halde bir sefarad sinagogu vardI ve böyle bir fondan alInan para ile sinagog bir pIrlanta haline dönü$türüldü ve halen oldukça fazla da Turist çekmektedir.
Böylesi mekanlarIn Turist çektigi her ülke ve yerel yönetimlercede bilinmektedir.
RS- Türk Musevi cemaatinin böylesi fonlarI kullanmaktan memnun olacagInI sanIyorum. Restore edilecek çok yer var Türkiyede bu alanda.
GL- BU fonlarIn sanIrIm tamamI AmerikadadIr.AranIrsa bulunur.
RS- Türk Yahudi cemaati dönem dönem neden restore edilecek mekanlarI yenilemez diye suçlanIr. Ama unutulur ki bu cemaat 50 sene önce 120 bin ki$i idi ve $imdilerde sadece bunun 6 da biri kadardir. Yani kurumlarI ya$atabilecek maddi imkanlardan yoksundur.Ama böylesi fonlarIn mevcudiyeti tespit edilirse yerine olur .
KullanIlIrsa daha da iyi olur tabiiki.
GL-HayIr benim dikkati çekmek istedigim bu degildi. Bu tür mekanlarI restore etmek sadece Türk Musevi cemaatinin menfaatleri geregi degildir. Bugün artIk herkes gayet iyi bilmektedir ki tarihi ve dini mekanlarIn restorasyon TURiST davet eden mekanlardIr. Yenilenmesi ve ziyarete açIlmasI her ülke ve yerel yönetim için dogru ve akIlcI bir yatIrImdIr.
RS- Turizm dedinizde : iki ülke arasIndaki Turizm rakkamlarI cok büyük farklIlIlar arz ediyor.Her yIl israilden Türkiyeye yakla$Ik 400 bin Turist giderken bunu %10u kadarI bile Türkiyeden israIle gelmiyor.Türk makamlarI ise bunun en önemli nedeni olarak israilin Türk vatanda$larIna uyguladIgI vize olarak gösterilmektedir.
Son günlerde ise benzer durumun Rusya ile ya$andIgI ve Rus vatanda$larIna uygulanan vizenin kaldIrIlmasI konusunun parlamentoda ve ilgili bakanlIklarda tartI$IldIgI belirtlmektedir. Türkiye ye uygulanan vizeninde kaldIrIlabilecegini görecekmiyiz dersiniz?
GL-iki ülke arasIndaki turist sayIsInda hayatta bir denge olamayacagInI kabul etmeliyiz. Yani israil Türkiye nüfusunun 10da biri kadardIr ve isralden Türkiye ye giden Turist sayIsI 400 bin ise gelen Turist sayIsInIn 4 milyon olmasI gerekir ki bu hic bir zaman olmayacak.
RS- 400 bin gelse ben razIyIm.
GL- Gerek Türkiye ve gerekse bir cok ülke vatanda$Ina vize vermi$sek te sanIrIm sorunlardan biri ve en onemlisi güvenlik nedeni ile sInIr geçi$lerinde dikkat ile ve bazende a$IrI dikkat ile yaptIgImIz kontrollerdir. BunlarIn sIkIcI oldugunu biliyor ve maalesef bu konuda gerekli bakanlIk be kurumlara da DIs i$leri BakanlIgI olarak müracaatlarImIz olmu$tur. Ancak Güvenlik sorunlarI daima agIr basmaktave bu soruna pek kalIcI bir çözüm bulunamamaktadIr.
Güvenlik dI$Indaki ikinci bir sorun ise kaçak i$çiler sorunudur ki vize gerekliliginin bir nedenide budur.
RS- Peki iki ülke arasIndaki DI$ Ticaret Hacminin büygmesi olasImIdIr? Bu anda 2.1 mIlyar dolar olarak görünmekte ve bunu 5 milyar dolara çIkmasI hedefleri ifade edilmektedir. Gerek geötigimiz aylarda israili ziyaret etmi$ olan Türk Sanayii BakanI SayIn Tüzmen gerekse SayIn Olmert daha Sanayii BakanI iken bu hedefi ifade ettiler.
GL-Herkes biliyor ki biz kesin bir liberal ekonomiden yanayIz.Ve bunu desteklemekteyiz. Kimin satacak malI varsa digerine teklif ederek satI$I gerçekletirebilecegi bir ortam mevcuttur. 2005 yIlI hacmi 2.1milyar dolar iken 2006 hedefi 2.5 milyar dolar olarak tesgit edildi ve sanIrIm gerçekle$ti.Bu bir sende %15 kadar bir artI$ demektir ki umut vericidir.. iki ülke arasInda DI$ Ticaret Hacminin artIrIlmasI yönünde kesin bir anlayI$ vardIr.
Dediginiz gibi geçenlerde israili ziyaret etmi$ olan Türk Sanayii BakanI SayIn Tüzmen de aynI görü$te hatta bunun daha da hIzlandIrIlmasInIn mümkün oldugunu savunmaktadIr. israilde bu konuda kendisi ile hemfikirdir.
UnutulmamalIdIr ki bu rakkamlarda askeri harcamalar mevcut degildir.
RS- Geçtigimiz hafta askeri ve güvenlik konularInda üretim yapan bir $irketi ziyaret ettigimde neredeyse 6 yIldIr Türkyeden israile verilmi$ askeri sipari$ler oladIgI ifade edildi. Bu dogru mu?
GL-Yok canIm o kadar da degil . Öncelikle devam eden mevcut projeler vardIr.
RS- Eskiden alInmI$ sipari$ler oldugunu biliyorum. Ben yeni projeler var mI diye soruyorum?
GL-Oncelikle devam etmekte olan projeler var. Yeni projeler de mevcut .YanI hali hazIrda imzalanmamI$ta olsa calIsma safhasInda olan yeni projeler mevcut. Bu konuda her $ey bitmi$ degildir.Her halde önümüzdeki altI ay içinde bu konularda da bir geli$me bekleyebiliriz.
Türkiye Genel Kurmay Ba$kanI SayIn BüyükanItIn önümüzdeki ay sonu israili ziyareti sözkonusudur. Askeri konularda iki ülke arasInda olumlu geli$meler olacagIndan ku$kum yoktur.
RS- Türkiye ile çalI$Irken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu vardIr Türkiye büyük bir ülkedir ve vatanda$larIna i$ yaratmak zorundadIr.BU nedenle hazIrlanacak projelerde üretimin MADE iN TURKEY olmasIna özen gösterilecegini hesaba katmanIz gerekir.
GL- Kesinlikle dogru bir noktaya parmak bastInIz ve bu talep ile bir çok askeri projede kar$Ila$IldIgInI biliyorum. Ve bir çok projede Türk i$ gücü ile teknolojisine de yer verildigini biliyoruz.
RS- SayIn Buyükelçi size Türkiyedeki bu önemli görevinizde ba$arIlar temenni ederken bu görevinizin aslInda her iki ülkenin insanI oldugumuz pay$la$tIgImIz ortak kültüre yararlI olmanIzI dilerim.
GL- Gecen hafta Türkiyenin israil Büyükelçisi SayIn NamIk Tan bir veda yemegi verdi ve bana her ne kadar isral Elçisi olarak Türkiyeye gidiyorsamda ikinci vatanIma gittigimi hatIrlattI.
Bende kalkarak ve her ne kadar düzeltmeyi sevmezsemde sizi düzeltmek zorundayIm dedim. Türkiye benim ikinci degil birinci vatanImdIr dedim.Ben Türkiyede dogdum.
Bu tarihsel ve kronolojik bir gerçektir. Bunu degi$tiremeyiz.
KaldI ki hissi olarak ta bu ülkeye bir çok baglIlIklarImIz vardIr. Bir tarihçi olarak diyebilirim ki iki toplum arasInda çok büyük bir sempati ve dostluk bagI vardIr.
Her kes biliyor ki Türkiye Yahudilerin ne denli rahat ya$adIgI bilinmektedir.Bu nedenle de diger Yahudi topluluklarInIn kIskançlIklarIna bile maruz kalmI$IzdIr.
RS- Peki ne yapacaksInIz Türkiyede ?
GL- Öncelikle mevcutu korumaya çalI$acagIm. Ondan sonrada imkan varsa ili$kileri geli$tirmek için çana sarfedecegim.
Bu arada hatIrlatmak gerekir ki Türkiye de Yeni bir Hükümet var.
Her ne kadar eski- yeni bir hükümet isede buun tanImak gerekir. BU arada bizde de yeni b$r Cumhurba$kanI var ve geçen hafta kendisini ziyaret ettim. Tgrkiyeye bu denli yakIn oldugunu ve iki ülke arasInda yapIlabileceklerin kend$ vizyonunda ne denli geni$ oldugunu anlamaktan çok mutlu oldum. Bir aydan daha az bir zamanda SayIn PERESi Türkiyede görürsek $a$IrmayIn.
RS- Cok güzel . SanIrIm iki ülke arasIndaki menfaatleri sizden daha iyi kollayabilecek birini seçemezlerdi. Size ba$arIlar temenni ederim.
GL- NasIl dikkat etmem halen Türkiyede ikamet eden ya$ayan kuzenlerim akarabalarIm var. Hem istanbulda hem izmIrde.
Bu arada Türkiyedeki Yahudi cemaat$ine de hayIrlI bir sene temenni eder kendilerine SHANA TOVA VE GMAR HATiMA TOVA derim.
RS- Te$ekkürler.
#############################
From: sadunkoprulu@kerkuk.net [mailto:sadunkoprulu@kerkuk.net]
MiLLi MÜCADELE YOLUNDA
TÜRK KADINLARIMIZ, KIZLARIMIZ
YAZAN: SADUN KÖPRÜLÜ
Irak Türkleri tüm dünya Türkleri gibi, yüce tarihlerine, kültür, edebiyat, milli ana topraklarIna kanlarIyla, canlarIyla baglI olarak, hiçbir zaman haklarIndan vazgeçmediler, Irak’In kurulu$undan önceleri, bu ana topraklarInda, yerlerinde ya$ayan Irak Türkleri, hiçbir emperyalist güçlere, topraklarInI, bölgelerini satmadIlar, kanlarInI, canlarInI $ehit vererek, bu güzelim vatanIn önde gelen sahipleri oldular, altI devletleri bu topraklarda kurdular, Irak Türkleri büyük Millet olarak, Irak’In kuzeyinde, güneyinde, orta, batI, dogu kesiminde, hep Türkler ya$adI ve ya$amaktadIrlar. Bu ya$amalarI ugrunda, Erkegi olsun, kIzI, kadInI ya$lIsI, genci olsun bu topraklar ugrunda ,kanlarInI döktüler, canlarInI verdiler Kerkük için, tüm Irak Türkleri, Türkiye, dünya Türkleri için, idam oldular, hapishaneye atIldIlar, kendilerin yaktIlar, milli Türkçülük doygu mücadelelerinden hiçbir zaman taviz vermediler. Bu kutsal Türk topraklarI için, kendilerini adak verenler, milli mücadele ugrunda canlarInI adayanlar arasInda, kanlarInI verenler arasInda Türkçülük Kerkük,Türkmeneli davasInI savunanlar arasInda, baba yigit, kahraman agabeylerimizin, gençlerimizin yanInda mücadeleci kadInlarImIzIn büyük katkIsI, destegi bulunmaktadIr. ve davasIna sahip çIkanlarImIz yanInda. kadInlarImIz eskiden oldugu gibi, bugünde milli mücadelelerini kanlarIyla sürdürmektedirler.
Irak Türk kadIn, kIzlarImIz milli Türkçülük mücadelesin yolunda, kendisini uzun yIllardan adayarak, kan karde$i ile, milli davasInI savunmaya hapishanelere atIlarak, Türk Milleti ugrunda, $ehitlik yüksekligine büyük rütbeye varmI$tIr. Irak Türk kadIn, kIzlarI her bir alanda, çalI$arak atalarIndan, büyüklerinden milli davasInI dün, bugün tüm rejimlere diktatörlere kar$I, benligini, belli ederek, bu ugurda $ehit dü$en kIz, kadInlarImIz, erlerimiz, gençlerimiz, agabeylerimiz gibi, bu davayI ba$ararak, yollarIna kanlarInI vere, vere milli haklarInI bugün demokrasi denilen, $ehit olarak, bu milli kurulu$larImIz onlarIn yollarInda aydIn, parlak bir I$Ik olarak, Türkçülük yollarImIz aydInlatacaktIr.
Irak Türklerinin anneleri, bacIlarI her türlü i$kence, acIyI tattIlar hasret, çileyi yüreklerine sIkarak, erlerini $ehit vererek, korkuya aldIrI$ vermeden, dayanIp durdular bu milli dava ugrunda, baba, yigit yavrularI topraga $ehit veren, annelerimiz gözya$Iyla Türk yavrusunu, kara topraga ugurlayarak, gögün yedi kadInda isimlerini terennüm etmeye ba$ladI. ve Türk tarihi sizleri yazmaya ba$ladI. Türk kadInlarImIz, kIzlarImIz erkekler için, muzaffer ordumuz için, tarih boyunca, sIrtlarInda top mermiler ta$Iyarak, silaha sarIldIlar, bu vatanI kurtardIlar, ellerinde bayragInI tutarak, bu topragIn bekçisi olmu$lardIr.
KadInlarImIz büyük acIlarI ya$ayarak, insanlIk dI$I, her türlü i$kenceye, uzakla$maya göce kar$I durarak, yIkIlmadIlar, yenilmediler, usanmadIlar mücadeleyi sürdürdüler. Bizim annelerimiz korku, ölüme aldIrmadan, Saddam rejimi i$kenceli hapishanelerine Türkçülük milli mücadele ugrunda, direnerek yavrusun, karde$ini, babasInI, e$ini $ehit verdiler, gelinlerimizi beyaz giyimleri ile kur$un yarasIyla kana boyattIlar, Türkmen kadInlarImIz 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamInda karde$ini, e$ini, $ehit vererek, milli yurt topragInI, bayragInI canInI, kanInI adayarak korudu, kadInlarImIz 28 Mart 1991 Altunköprü, Tuzhurmatu, tazehurmatu, 2004- 2005- 2006- 2007 yIllarInda Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu, Yengice, Amirli, Dakuk, Karatepe $ehitlerinin analarI karde$leri, kIzlarI,çocuklarI $ehit edilerek, bu dava onlarIn kanlarIyla, mücadelesini yürütmektedir.
Irak Ba$Ina 85 yIllardan önceleri hangi diktatörler bu vatanI yönetirken, hep Irak Türklerinin dilini, tarihini,, nüfusunu, kimligini unutturmaya, yok etmeye çalI$tIlar, kendi topraklarIna asimilasyon politikasInI uyguladIlar, bu milli mücadele yanInda erkeklerle birlikte, Irak Türk kadInlarImIz büyük katkIsI görünmektedir.
kadInlarImIz tarih boyunca, Türkçülük kimligini savunarak, bu milli mücadele davamIz yolunda, karde$leri gibi, canlarInI, kanlarInI tarih boyunca çekinmeden koydular.
Saddam döneminde çok kIzlarImIz, kadInlarImIz idam olarak, hapishaneye atIlarak, uzakla$tIrIlarak, Kerkük, Türklük için yaktIrIlarak, kur$una dizildiler, bugünde ayni durum Saddam dü$tükten sonra, Amerika ve Talabani, Barzani, öteki emperyalist güçlere baglI gruplar yapmaktadIrlar. Telafer, Tuzhurmatu Kerkük ve birçok köy, ilçelerimizde acI olaylar patlamalar, bombalar sonucu, çocuklarImIz, ya$lIlarImIz, kIz, kadInlarImIz $ehit olmaktadIr, buda Irak Türklerini kendi yerlerinden, topraklarIndan uzakla$tIrmak için, her türlü baskIlar, i$kenceler, kaçIrma, öldürme olaylarI çogalmaktadIr.
Irak Türklerini kahraman, yigit, atIlgan korku, ölüme kar$I, milletini topragInI satmayarak, bIrakIp gedmeyerek, kadInlarImIz , kIzlarImIz bu milli mücadeleyi ba$ardIlar ve ba$armaktadIrlar.
i$te Irak Türklerinin simgesi sayIlan Zehra Bekta$ Tisinli, Baas rejimi diktatör Saddama kar$I, Kerkük Türk $ehrini bIrakmalarInI istediler, her türlü kendisine ve ailesine i$kence uyguladIlar, direndiler mücadele ettiler, ama bir türlü Kerkük’ü bIrakmadIlar. bununla yetmeyen kIyIcI rejim, zorla uzakla$tIrma kararInI uygulayarak, bu mücadeleci aileyi Kerkük’ten, Irak’In kuzeyine göndermek isteyerek, Türk kIzI Zehra ölümü, $ehitligi aklIna alarak, gözüne koyarak mücadelesini sürdürerek , direnerek, en son $irin canInI, temiz kanInI Kerkük, Türkçülük için verdi, kanInI döktü ama Kerkük’ü bIrakmadI. bu kutsal Türkçülük kokan Kerkük’e kendisini adayarak. yandIrdI, yaktI ilkesinden dönmeden. bir simge I$Ik olarak, bugün öteki $ehitlerimiz gibi, milli mücadele yollarImIz aydInlatmaktadIr.
Zehra Tisinli Saddam Irak Emniyetler güçleri önünde, 16- Ekim 1995 tarihinde Baas rejiminin uzakla$tIrma kararInI protesto ederek, ve Kerkük’ün bir Türk $ehri oldugunu ilk genç ya$larInda Kerkük için, Türklük için Zehra gaz bidonunu üzerine döktükten sonra, kibrit yandIrarak, kendini yakarak, baba gür,gür gibi yanarak, Irak Türklerinin yüzünü akla$tIrarak, Irak Türklerinin sonsuza tek bir me$alesi olarak, Kerkük üstüne yanacaktIr, yollarImIzI haklarImIzI almaya kadar, kanImIzIn son damlasIna kadar, bu milli mücadele yolumuz Zehra gibi, çok kIzlarImIz, kadInlarImIz aydInlatmaya ön sIrada beklemektedirler.
Irak Türklerinin kadInlarI, kIzlarI 14 Kerkük Temmuz katliamInda karde$leri, babalarI, e$leri yanInda, Kürt komünistlere kar$I direnerek, her türlü silah yardImI, desteginde bulundular, dökmü$ oldugumuz kutsal $ehitlerimizin kanInI yerde bIrakmadan, mücadele ederek aldIlar tüfek, mermi ta$arak karde$lerine yetirdiler,
14 Temmuz katliamInda yüzlerce Irak Türkleri cellatçasIna sürüklenerek, asIlarak, etleri kesilerek, $ehit oldular bir aileden üç, dört karde$, babada bulunmaktaydI. Muhtar Fuat ailesinden Cihat Fuat Muhtar, Nihat Fuat Muhtar, Emel Fuat Muhtar. Şehit Emel Muhtar 12 ya$Inda karde$lerinin ruhu üstüne kendisini atarak, onlarI öldürmeyin, beni öldürür demesiyle, Türk kIzI Emel MuhtarI iki karde$i ile parçalayarak, sürükleyerek sonradan kur$una dizdiler .
Bu katliam Mulla Mustafa Barzani pe$mergeleri, Celal Talabani, Komünistler tarafIndan ba$lattIlar 14 Temmuz Kerkük katliamInda kahraman, Mücadeleci milliyetçi FazIl Antika $ehitlerimizin haklarInI alarak annesi silah ta$Iyan oglu ile birlikte, mücadele ederek, $ehit dü$mü$tür, yanInda Irak Türk $ehitleri Feride Hüseyin, Hayriye, Vezire, Pakize, gibi kahraman kadInlarImIz üzerlerine dü$en milli Türkçülük görevlerini ba$ararak, her alanda ön sIrada, karde$leri yanInda ölümden, $ehitlikten milli duygularIndan hiçbir zaman olmadIlar. Irak Türk kadInlarI, kIzlarI milli hak olan Türkçülük kutsal davalarI için, canlarInI, kanlarInI karde$leri gibi seve, seve topraklarI, yerleri, Kerkük ve tüm Türk bölgeleri için vererek, kur$unlara dizilerek, kendini yakarak, evi ba$Ina yIkIlarak, i$kenceler, diktatör rejim tarafInda idam olarak $ehit olmu$lardIr.
Cellat Saddam rejimi tarafIndan, $ehit olan kadInlarImIz, kIzlarImIz
1- Aynur Hamit Mustafa Tuzlu 1978 dogumlu ögrenci 20 Mart 1991 tarihinde Saddam güçleri tarafIndan kur$una dizilerek, $ehit olmu$tur, mücadeleci çalI$kan milletini seven bir ögrenci karde$imiz, hayatInI yurdu, milleti için adayarak, hiçbir zaman milli görevinden ayrIlmadI.
2- Suriye Muhammet Tuzlu 1962 Türk Tuzhurmatu ilçesinde anneden olmu$tur, ev hanImI olarak 1991 yIlInda Saddam rejiminin Tuzhurmatu ilçesine atmI$ oldugu roket sonucu $ehit olmu$tur.
3- Sekine Kamber ÇayIrlI 1948 tarihinde Türk Tuzhurmatu ilçesinde dogmu$, ev hanImI, Saddam güçlerinin 20 Mart 1991 tarihinde karde$i Kemal Kamber ÇayIrlI ile birlikte roket sonucu $ehit edilmi$tir.
3- BelkIs Hamit Abdullah Tuzlu, Türk Tuzhurmatu ilçesinde 1966 tarihinde dogmu$tur, ev hanImI, Saddam rejiminin Tuzhurmatu ilçesine füze vurdugu saldIrIda 1991 yIlInda $ehit edilmi$tir.
4-Zeynep Tisinli 1942 tarihinde Türk $ehri Kerkük Tisin mahallesinde, Saddam rejimi tarafInda kur$una dizilerek, 1991 yIlInda $ehit edilmi$tir.
5- Şehit Halil Talefer’linin e$i 1963 Telafer Türk ilçesinde dogmu$tur, 1986 yIlInda kocasI Hali Telaferli ile birlikte, karnInda olan dogmadIgI çocuk bebegi ile, birlikte her türlü i$kenceyle Abu garip ceza evinde asIlarak $ehit olmu$tur.
6- Zeynep Hasan Asgar, Türk Musul Telafer ilçesinde 1975 dogumlu, ev hanImI Saddam rejimi tarafIndan 1990 tarihinde karde$i Hüseyin Hasan ile birlikte, asIlarak idam olmu$tur.
7- Semihe Hasan Ahmet, 1972 Telafer ilçesinde dogmu$tur, ögrenci 13 Eylül 1991 tarihinde Saddam rejimi tarafIndan, Abu Garip ceza evinde idam edilmi$tir.
8- Elmas KasIm Mustafa, 1968 Telafer ilçesinde dogmu$tur, evli altI çocuk annesi 7 AralIk 1990 tarihinde Saddam rejimi tarafIndan idam edilmi$tir.
9-Sacide Hi$am Tevfik 1975 dogumlu ögrenci 1991 Altunköprü katliamInda $ehit edilmi$tir.
10- Şükriye Semin Hasan, 1944 dogumlu Saddam rejimi tarafIndan 28 Mart 1991 tarihinde ayaklanmada $ehit edilmi$tir.
11-Bedriye Halit, 1936 dogumlu ev hanImI, Saddam rejimi tarafIndan kur$una dizilerek 1991 yIlInda $ehit edilmi$tir.
12- Leyle ikram Cemil Erbilli, ev hanImI, 1992 yIlInda Kürtler tarafIndan arkadan vurularak Erbil Türk $ehrinde iki kIzIyla birlikte $ehit edilmi$tir.
13-Soner Esat Erbilli, ögrenci 1992 tarihinde arkadan vurularak, annesi ile kIz karde$i ile birlikte. $ehit edilmi$tir.
14- Gülenden Esat Erbilli. Kürtler tarafIndan annesi, kIz karde$i ile birlikte, kur$unla vurularak, $ehit edilmi$tir.
15- Büyük mücadeleci, sabIrlI, Irak Türk kadInI 1974 tarihinde, idam edilen Cebbar ku$unçu, kahraman e$i Katibe hanIm, oglu Hüseyin Cebbar, 10 yIl hapishaneye atIlmasIyla, 1991 yIlInda, diktatör Saddam rejimine kar$I, ayaklanmasIyla, ayman Cebbar, ve Ay$an Cebbar, iki kIzI birden tutuklanarak, i$kence altInda $ehit olurlar, bu insanlIk dI$I i$kence, bu yigit aileni yok ederek, tüm dünya insan haklarI, BM örgütü, Saddam celladIna sesiz kalarak, Allah cezasInI 9 Nisan 2003 vererek, Katibe hanIm, e$i Cebbar, oglu Hüseyin ve kIzlarI Ayman, Ay$an’In 1997 yüreginin yangInIyla, acI, çileye dayanmayarak, $ehitler kervanIna katIlmI$tIr.
15- Ömer TarzI Ba$InIn ailesi 28 Mart 1991 Altunköprü yolundan, Türkiye’ye barInmak isteyen, 18 ki$iden birle$en, Ömer Terzi Ba$InIn ailesi, SaddamIn buyrugu üzerine, iki arabaya yerle$en 18 ki$iyi, SaddamIn muhafIz güçleri, tüm aileyi bir arabaya toplayarak, ya$lIsInI, gencini, kadInInI kIzInI, çocugunu, arabayI ate$e vererek, patlatarak, suçsuz yere bu büyük aileyi yok etmi$tir. bu haberi duyan Ömer TarzI Ba$I bu çile, acIya dayanmayarak, Türkiye’ye ula$tIktan sonra, sim siyah saçlarI beyaza dönerek, büyük kriz geçirmi$tir. Rahmetli Ba$bug bu acI duruma dayanmayarak, Ömer TarzI Ba$InI önemli hastanelerde yatIrarak, ingiltere’ye göndermi$tir. ailesin e$ini 8 çocugunu $ehit veren Ömer TarzI Ba$I milli mücadele, Türkçülük davasInI sürdürerek, okuyarak Türkiye’de doktor olmu$tur, yakIndan tanIdIgIm ili$kim oldugu insan yardIm sever bir ki$i olarak bu acI durumu konu$tukça dayanmayarak aglamaktadIr, Irak Türklerine kar$I, büyük, kin, nefret, dü$manlIk besleyen Saddam diktatörü, birçok aileyi acImadan katliamlarla bitirmeye, yok etmeyle 35 yIl asimile politikasInI Türklere uygulamaktadIr.
Saddam döneminde, tutuklanan kahraman, mücadeleci, yigit kIzlarImIz, kadInlarImIz.
1-Şeker ŞakIr Köprülü, 1928 Altunköprü dogumlu 1967 yIlInda, dönemin ba$bakanI Süleyman Demirel’in, Kerkük ziyaretinden sonra, bu milli, mücadelelik hikayesi ba$lar mutlulugundan dolayI Süleyman Demirel’e kar$I, 2 ya$Inda çocugunu adak vermesiyle, ba$lar, Süleyman Demirel’e sanki Kerkük ve Irak Türklerini kurtarIcI diye, gören Şeker hanIm oglunu kurban kesmek istedi, ama bir türlü Süleyman Demirel bIrakmadI. bu olay yIllar sonra, ortaya çIktI 1979 yIlInda, oglu Sadun Köprülü, ve Ümit Köprülü tutuklandIktan sonra, eski hesap Diktatörün üvey karde$i, Berzan El Tikriti tarafIndan soru$turmaya alIndI. önce idam, sonra hayat boyu hüküm olan Türkçülük, Türkiye Cumhuriyetinden 17 yIl hapis yatan Sadun Köprülü, ve karde$i Ümit Köprü altI yIl hüküm olarak, ABU GARiP siyasi hapishanesinde, SaddamIn karde$i Berzan El Tikriti onlara kar$I, oglunuz vatan haini onun görü$mesine gedmeyin, ve Türkiye için çalI$maktadIr .Şeker hanIm benim ogullarIm hain degil, sizler hain, Türkler bizim milletimiz, kan karde$imizdir diyerek, oglunu, Türkiye’yi savunarak, 75 ya$Inda Şeker Köprülü kadInI, alIp her türlü i$kence, tokat vurarak, dövdüler ve her iki kolunu, hapishanenin demir kapIsIna sIkI$tIrdIlar, ve kIrdIlar, öte yandan ba$Ina almI$ agIr darbeler sonucu, kulaklarInda duyurusunu kaybetmekle, mücadelesini sürdürerek tüm engel baskIya, vurmaya regman, oglunu 17 sene hapishanede ziyaret etmi$tir.
2- Güler ŞakIr Köprülü 1925 dogumlu, karde$i Şeker Köprülü gibi, kIz karde$in oglu Sadun Köprülünü ziyaret ederek, Türkçe yasak olan, Türk milliyetçilik, TurancIlIk, Türklük ile ilgili, kitaplarI karde$i ile birlikte, tencere altInda yufka ekmek, me$hur Kerkük dolmasI altInda saklayarak, hapishaneye ölümü göze alarak, korku bilmeden ula$tIrmaktaydI.
3-ölmeyen $ehit Rü$tü Muhtar oglunun, atIlgan yigit kIz karde$i, Sacide Re$at Muhtar, karde$i $ehit Rü$tü tutuklandIktan sonra, milli dava ile ilgili, tutuklanarak her türlü i$kenceye kar$I, konu$madan bir süre sonra serbest bIrakIlmI$tIr.
3- Nizal FazIl, ögrenci her türlü i$kenceye regman, Türkçülük, Türk kültür merkezinde okudugundan dolayI, tutuklanarak, bir süre sonra serbest olmu$tur.
4- Dr- Semra Kerküklü Saddam rejimine kar$I, Kerkük’ün Korya semtinde, kendisi ile, birlikte, karde$leri, çocuk ya$larIndan, milli mücadeleye katkIda bulunarak, Kerkük’te Türk Kültür Merkezinde Türkçe egitim görerek, Baas partisi tarafIndan tutuklanmI$tIr.
5- Aytan Kucak 16 Ocak 1980 tarihinde Irak Türk liderleri, Albay Abdullah Abdurrahman, Dr- Necdet Kucak, Dr- RIza Demirci- ve AdIl Şerif ile idam olarak, $ehidimiz Necdet KucagIn e$i, Aytan Kucak yIllardan oldugu gibi, Irak Türklerinin mücadelesini, kutsal bir milli görev olarak, e$inin yolunda Türkçülük davasInI sürdürmektedir.
6-Meysune Mustafa, pilot $ehit karde$i AydIn Mustafa milli mücadele davasInI sürdürerek kendisi ve ailesi Saddam döneminde, her türlü baskI, i$kencelere maruz kalarak, bugünde bu milli davayI Irak Türklerinin kurulu$larInda çalI$arak yürütmektedir.
7- Naziha NamIk Kerküklü, orta Musalla okulunda, gizli milli davasInI kIz karde$leriyle birlikte, çalI$arak, vermi$ oldugumuz Türkçe Bülten, kitap, dergileri dagItarak,kIzlarImIza milli politika, Türkçülük a$kIyla bilgi vererek, bu yüzden iki sene okuldan uzak durdurulmu$tur.
8- kaleli Sabriye Kerküklü, 197 2 yIlInda, yayInlamI$ oldugu mücadeleci agabeyimiz Dr Nefi Demircinin Kerkük Bülteni ile ilgili yargIlan karde$i, Hadi Berber ve yedi arkada$Iyla birlikte, Sabriye bu milli yolu seçerek, 1991 yIlInda Irak’In kuzeyinde, Türkmen Mili partisine katIldIktan sonra, milli mücadelesini Erbil Türk $ehrinde, karde$inin yanInda olarak, çalI$arak ön sIralarda görevde bulunmu$tur.
9- Lütfiya Türmali, Irak’In kuzeyinde, ilk kadIn olarak, kurulan Irak Türklerinin milli mücadelesine katIlarak, çocuklarI ile birlikte, bu Türkçülük davasIna sarIlarak, kadInlarI, kIzlarI birlik, beraberlik içinde çalI$maya ba$latarak, büyük emegi geçmi$tir.
10-Taife Kasapoglu, Türk Erbil $ehrinde, milli mücadele yolunda, kadIn, kIzlarImIzla birlikte, Türkmen Kültür Merkezini kurarak, yayInlanan çok sayIda Türkçe kitap, Dergi , gazetelerde, büyük katkIsI olarak, tüm baskIlara regman, bugün Erbil’de bu milli davasIna, tüm varlIgIyla sahip çIkmaktadIr.
11-Saddam rejimi dü$tükten sonra, Irak Türkleri milli davalarIna sarIlarak, kIzIyla, kadInI ölüme, $ehit olmaya, kendisini mücadeleye atarak, haklarInI almaya kadInlarImIz, kIzlarImIz karde$leri ile, sokaklara, caddelere dökülerek, Amerika,tanklarIna, Kürt pe$mergelerin kIyIcI kur$unlarIna kar$I, duran iki karde$ ikbal, Seyhan NamIk Bagban, milli mücadelelerini bir daha emperyalist, onlarIn u$aklarIna göstermi$lerdir.
Saddam rejimi 9 Nisan dü$tükten sonra, bu milli Türkçülük mücadelemiz, demokratsIya, milli haklarImIza kavu$mak için, Irak’In her bir yerinde, topraklarInda ba$latarak, Partilerimiz, Irak Türkmen Cephesi kollarI, Örgüt, Te$kilat, Derneklerimiz açIlarak, her kes kadInI, kIzI, erkegi, ya$lIsI , çocugu, bu davaya sarIlarak, görevini yerine getirerek, milli mücadele yollarIna katIlmI$lardIr. ve çok ilgi özverilik göstermi$lerdir.
12-Telafer Türk $ehrinde, Amerika, Kürt pe$mergelerin katliam, baskIlarIna regman, susuz olan Amerika ordusuna elinde bardak ile, su vererek, ekmek vererek Türkmen kadInInI ne kadar insanlIk dü$ünen, kendisin öldüren dü$mana bile acIyarak kanlar, patlamalar, bombalar içinde, onurunu, töresini Türkçülügünü insancasIna dünyaya yardIm ederek yansItmaktadIr.
KadInlarImIz, kIzlarImIz Saddam dü$tükten sonra, Kerkük $ehrine dönerek, orada çalI$arak, yorularak mücadelelerini ba$armaktadIrlar bunlardan.
1-Jale Neftçi, Kerkük il Meclisinde, milli davasIna kendisini adayarak, mücadelesini Saddam döneminden sonra, milli haklarImIzI elde etmeye, yorularak çalI$maktadIr.
2-Türken Kasap, $ehit AydIn Mustafa’nIn e$i olarak, Kerkük il Meclisinde Irak Türklerinin, milli haklarInI savunarak, mücadele etmektedir.
3- Kadriye Ziya, uzun yIllardan çalI$arak, Türkmen köylerinde kadInlarI, kIzlarI yetirmede, ve Irak Türklerinin KadIn birligi ba$kanI olarak, çalI$ma önemli faaliyetlerde bulunmaktadIr.
4- Mehtap Enver Neftçi, hapishanede $ehit olan, Türkçü Enver Mahmut Neftçinin kIzI, Saddam dü$tükten sonra, milli mücadelesini sürdürmek üzere, Arkada$larI ile Kerkük’e giderek, milli mücadeleye katIlmI$tIr.
5- Aygül Uguz, uzun tarihten, istanbul Türkiye’de, milli Türkmen davasI yolunda, önde çalI$arak, arkada$larI ile kIzlarImIzI bir araya toplamaya çalI$maktaydI. ve Saddam döneminden sonra, Kerkük’e giderek, arkada$larI ile, mücadelemizin ön sIrasInda toplanmI$lardIr.
6- Gül$en Ali Şekerci, uzun yIlla Türkmen davasInda çalI$arak, isveç’te dernek kurarak davasInI tanItmaya çalI$maktadIr.
AyrIca milli mücadele yolunda önde gelen karde$lerimizden, Altunköprü, Telafer, Kifri, Tuzhurmatu ve bir çok yigit kIzlarImIz, atIlgan kadInlarImIzdan, bu milli, mücadele yolunda, kadIn kollarInda, ögrenci te$kilatlarInda, önemli katkIlarda bulunmaktadIrlar. bunlardan Abasiya Tuzlu, Laika, Firdos, Gül$en Köprülü ve ba$kalarI ayrIca bu çalI$malarda sayIsIz yazar kIz, kadIn $airlerimiz resimlerimiz bulunmaktadIrlar Şiileri ile kalemkarI ile, milli dava yolumuzu aydInlatmaktadIrlar. bunlardan Nesrin Erbil , Emel Kifirli, Şakibe VandavI, Gülser Kerküklü, Kadriye Ziya, Münevver Molla Hasan, Sekine KazancI kIzI-, Pakize Süleyman, Remziye Meyyas, Ayhan Re$it Orankay, Suphi’ye Halil Zeki,, Yüksel Kerküklü, Melahet Kasap, Ses sanatkarImIzdan Selime Kerkük KIzI, Zeynep Demircini unutmayalIm .
Irak Türklerinin Milli Mücadelesi, Türkçülük davasI $uuru. ilkesiyle ile, Irak’In ba$Ina gelen yönetimlerin katliamlarIna, SoykIrImlarIna, asimile politikalarIna kar$I, bu dava ölümlere, hapishanelere, idamlara, göç etme, kaçIrma, uzakla$tIrIlmaya, yakma, yandIrma, bomba, patlama olaylarIna ve Arapla$tIrma, Kürtle$tirme politiksine regman, 85 yIldan bu yana, kanlar, canlar, $ehitler vererek, sürmektedir. artIk Türk kadInIyla, kIzIyla, erleri, gençleri, ya$lIlarI ile, ölene tek, mezara kadar bu milli dava Türkçülük, Milliyetçilik prensibi sürecektir. birbirimize sarIlalIm, beraber olalIm, birlikte yorulalIm, birlikte çalI$alIm, mutlu, güzel günleri, büyük Türk milletimiz, her an beklemektedir...
ETH ZurichCSS
CSS Analyses in Security Policy
Vol. 2 • No. 21 • October 2007
Is Turkey Heading For Strategic Reorientation?
http://www.isn.ethz.ch/pubs/ph/details.cfm?lng=en&id=39970
The consolidation of power achieved by the religious-conservative akP party, the tensions in relations with the uS, and the difficult negotiations with the eu raise questions about the future strategic orientation of Turkey. a fundamental reconsideration of the country’s Western alignment is unlikely. It is quite possible that a larger role for ankara in the regional politics of the Near and Middle east could be in line with the interests of the West. One precondition, however, would be for europe and the uS to offer Turkey the prospect of comprehensive foreign and security policy cooperation.
Turkey is an important security policy partner for the eu and the uS. geopolitically, the country constitutes a bridge between the West and the Near east, the caucasus, and central asia. In the context of energy policy, it is an important transit country for oil and gas. Its armed forces are the largest in NaTO after those of the uS. finally, Turkey also represents a successful model for the combination of Islam and democracy, as european and uS observers frequently point out in their demands for political reforms in other Muslim countries.
during the cold War, Turkey generally acted as a reliable partner of the West after its NaTO accession in 1952. However, three developments in recent years have raised questions about the country’s future strategic orientation. first of all, there have been fundamental shifts of power in Turkish domestic politics. Whereas the state had traditionally been ruled by the secular elites sworn to defend the Kemalist ideology of the state’s founder ataturk, the religious-conservative akP (Justice and Development) party has been in government since 2002. Secondly, Turkey’s relations with the uS have markedly deteriorated since the invasion in Iraq.
Third, there is increasing skepticism both among the Turkish population and in Europe towards the notion of Turkey joining the eu. according to an annual survey conducted by the german Marshall fund, support for eu accession in Turkey dropped from 73 per cent in 2004 to 40 per cent in 2007. during the same period, the corresponding average rate in 11 european countries fell from 36 per cent to 22 per cent. Today, only 26 per cent of Turkish citizens believe that a successful conclusion of accession negotiations with the eu is likely. How significant is the current transformation of Turkey’s domestic and foreign policy? What effects can be expected for Ankara’s future regional and strategic course?
From Kemalism to political Islam?
Within Turkey, tensions have been increasing as the akP has been able to consolidate its power base in recent months, despite – or possibly because of – the threats uttered by the military, which regards itself as the guardian of ataturk’s heritage. The party of Prime Minister recep Tayyip Erdogan won the parliamentary elections in July 2007 by a broad margin. accordingly, akP candidate and former foreign minister Abdullah Gul managed to win the election for the state presidency in August 2007. This means that the today controls all of the central state institutions, with the exception of the armed forces.
While the akP has won an initial victory in the power struggle with the kemalists, the underlying confrontation between the traditional and the new, religious elites in Turkey is still far from being decided. The military has already carried out several coups in the past in support of preserving Kemalist principles such as the separation of religion and politics or the country’s pro-Western orientation. In april 2007, the general staff published a memorandum warning against a de-secularization of Turkey. Subsequently, kemalist opponents of the akP, including the pro-army cHP
© 2007 center for Security Studies (cSS), eTH Zurich
(Republican People’s Party), organized mass demonstrations. In view of the current popularity of the akP, a military putsch is not a viable option for the generals at this point. However, networks consisting of the security apparatus and the traditional elites will try to limit the influence of the new religious elites by all means.
It is important to note, however, that the akP’s current political agenda is far less committed to political Islam than the kemalists suggest. for example, the party is not so much opposed to secularism per se, but rejects the kemalist version of the secular state. It has also pursued a liberal economic policy in recent years and implemented a series of political reforms that are aimed at preparing Turkey for eu accession. Paradoxically, the akP today regards the country’s alignment towards the and NaTO as less of a problem than do some of the traditional elites, whose nationalist and anti-Western sentiments have been increasing in recent years.
The rise of the akP can be attributed primarily to the party’s economic success. It does not imply either an Islamization of the Turkish state or a shift away from Turkey’s pro-West alignment. The broadening of Turkey’s strategic scope beyond the one-dimensional fixation on close security ties with the uS, as well as its growing assertion of a regional leadership role, can only partially be attributed to the akP, as the roots of these developments are to be found in the 1990s.
Tense relations with the US
The end of the cold War and the dissolution of the Soviet union considerably broadened Turkey’s strategic options. Nevertheless, the country initially continued to prioritize close relations with the uS. concurrently, however, it developed a strategic partnership with Israel, with the power triangle between ankara, Tel aviv, and Washington manifesting the increasing ambitions of Turkey as a regional power. In recent years, though, the relations with both partners have deteriorated. The increasing distance from Israel is directly attributable to the akP, which is more critical than the kemalist predecessor governments of Israel’s policies towards the Palestinians, and which also maintains relations with Hamas. The redefinition of the relationship between Turkey and the US, on the other hand, was not brought about by the akP alone, but is due to a widespread rejection of the Bush admi-nistration’s Iraq policies that has broad support within the Turkish population.
Turkey was opposed to the intervention in Iraq and turned down the military’s request to use Turkish territory as a staging ground for the invasion of the neighboring country. The uS air force is still forbidden from using its military base at Incirlik in southern Turkey for air strikes against targets in Iraq. This refusal by Turkey is mainly linked to the question. While relations between Turkey and Saddam Hussein’s Iraq had been tense, the regime in Baghdad constituted a centralized state that prevented a bid for autonomy. Ankara’s fears that a reorganization of Iraq would strengthen and mobilize the kurds in northern Iraq and the neighboring states have come true.
attacks by kurdish rebels against Turkish security forces and civilians have increased again since the intervention in Iraq. In particular, Peshmerga guerillas operating from the kandil mountain range have been carrying out attacks that have claimed the lives of several hundred Turkish soldiers and police officers. The Turkish military has stationed troops along the border with northern Iraq and has repeatedly crossed over to its neighbor’s territory in clashes with the kurdistan Workers Party (Pkk). according to the military, the Pkk, which has several thousand fighters in northern Iraq, is supported by the two main kurdish groups in Iraq.
The US has remained fairly complacent towards the Pkk, although its lists the group as a terrorist organization. The kurds in northern Iraq are an important ally for Washington, while ankara considers them a source of regional destabilization. Turkish-uS tensions over policy in Iraq will continue to increase if the kurds should, in the course of Iraq’s decentralization, gain a de-facto independent state, possibly including the region surrounding the city of Kirkuk with its enormous oil resources. Ankara would consider such a kurdish entity as a threat to the ethnic Turkish population in northern Iraq and as a catalyst for separatist tendencies among the kurds of southeastern Turkey.
The Kurdish issue in Iraq has brought Turkey closer to Syria and Iran, where minorities are also present. generally speaking, the crisis of the uS as the dominant power in the Middle east coincides with more active Turkish policies in the region. Thus, Turkey today is pursuing an independent policy vis-à-vis Iran, which is putting an additional strain on the Turkish-uS relationship. for example, ankara and Tehran are cooperating in the area of energy supplies. Washington is opposed to the integration of Iran in the context of energy policy. Iran’s nuclear program might put a quick end to the thaw in Turkish-Iranian relations, however. If Tehran were to build nuclear weapons, Turkey could be expected to realign itself more closely with the US and Israel, and to reinforce its own conventional capacities. In such a case, Ankara would also strive for nuclear arms of its own; however, that currently seems to be an unlikely prospect.
Overall, there are many indications that the tense relationship between Turkey and the US, as well as the widespread critical stance towards the among the Turkish population, are to be attributed to the Bush administration’s policies more than to structural factors. The future course of bilateral relations is therefore dependent
CSS Analyses in Security Policy
to a considerable extent on the outcome of the uS presidential elections in 2008. There is a far-reaching convergence of strategic interests between the two parties beyond the kurdish issue, which is why a rapprochement certainly seems feasible in the medium term.
EU accession – The key issue
The factor that may have a greater impact on Ankara’s future strategic orientation than the domestic change within Turkey and the possibly temporary cooling of Turkish-uS relations is the question of eu membership. Turkey has been aiming for convergence with the european integration process since the 1960s. The start of accession negotiations in 2005 has added urgency to the question of whether the future of the country can and should lie with the EU.
At the technical level of dossier negotiations, both progress and notable setbacks have been witnessed. In december 2006, the imposed a freeze on eight of the 35 negotiation chapters. The question of Cyprus was, and remains, the main bone of contention. Turkey does not want to open its ports for goods from the greek part of cyprus, since the has imposed a boycott of the Turkish northern part of the island due to a veto by the Cypriots in the eu council. stresses that in a referendum of 2005, the Turkish agreed to the annan plan, not least due to the recommendation issued by Turkey to accept it, but that it was rejected by the Greek Cypriots.
Despite such problems, it is certainly conceivable that Turkey will implement a continuous modernization course to meet the eu’s political and economic accession criteria and that the technical level of negotiations could be concluded in the next decade. However, in some countries, skepticism towards Turkey’s accession has increased in recent years. The opponents of Turkish membership cite a wide range of arguments. With a population of more than 70 million, Turkey would have great influence in the eu institutions. At the same time, the country is so poor and its economy so strongly geared towards agriculture that it would absorb huge amounts of financial eu resources. As to the strategic argument that the would be better positioned to pursue its interests in the Near east with borders adjoining Iran, Iraq, and Syria, critics respond that the eu common foreign and Security Policy is not yet capable of dealing with the complex problems of this region. The most frequent argument against accession, however, is that of cultural differences. although the final scope and identity of the eu remain controversial, many europeans are determined not to admit Turkey, a Muslim nation, to the club.
Such arguments advanced in the domestic debate have not failed to have an impact on Turkey and have contributed considerably to the dramatic decrease of support for eu accession among the Turkish public. The looming possibility that Turkey’s membership might be rejected by the veto of individual states, even in the case that the country’s suitability for accession should be officially certified, undermines the negotiation process and weakens the eu’s credibility in Turkey. This, in turn, threatens to slow down the akP’s reform process and to strengthen nationalists in Turkey. The lack of a clear prospect of eu accession has already contributed to a situation where Turkey is increasingly pursuing an independent and assertive role as a regional power.
Independent regional power with pro-Western orientation
unlike the crisis in Turkish-relations, the difficulties in Turkey’s convergence with the eu are primarily of a structural nature. Since hopes for a reliable commitment of all states to a Turkish accession seems unrealistic at this point, the country can be expected to look increasingly towards the east and south in the longer term. Such a move should not, however, be interpreted as a fundamental turn away from the West, but as an attempt to diversify Turkey’s foreign and security policy options. Today, Turkey’s attention is shifting again towards a region with which the Ottoman empire maintained close ties. The cold War, as well as kemalism with its turn away from the Near east, had only temporarily disrupted these relations.
Agrowing role of Turkey as a regional power could well be in the interest of the West – as long as Turkey remains solidly anchored within the transatlantic and european framework. The uS should therefore resume its efforts to integrate the Turkish government more closely into its Near and Middle eastern policies and to involve it in the efforts to resolve the kurdish question, which remains a central issue for Ankara. The europeans, for their part, should already today develop alternatives to full-fledged Turkish membership that could offer ankara attractive options even in the case that negotiations fail. even if Turkey currently rejects concepts such as “privileged partnership”, both and Brussels should be interested in systematically involving the country into the european Security and defense Policy, for example.
Turkey is today a reliable partner for the West. It participates, for example, in peacekeeping missions in afghanistan, Lebanon, and Kosovo. In combating organized crime, Ankara also cooperates closely with Western countries. The greatest future challenge to the policies of the eu and the uS towards Turkey will be to consolidate this state of affairs even if the accession option should lose its attraction.
CSS Analyses in Security Policy
Vol. 2 • No. 21 • October 2007
Turkey’s Military: Facts & Figures
Turkey spent 3.2 percent of its GDP on defense in 2005, or around 11.7 billion US-Dollars.
Military manpower in 2007: 515,000 troops, 379,000 reservists and 102,000 paramilitary troops.
Contribution to UN peace support operations, 2006-2007
Sudan (UNMIS): 4 troops Georgia (UNOMIG): 5 military observers South Lebanon (UNIFIL II): 983 troops
Contribution to non-UN peace support operations, 2006-2007
Afghanistan (NATO-ISAF): 650 troops Bosnia-Herzegovina: (EU-EUFOR): 368 troops Democratic Republic of the Congo (EU-EUFOR-RD Congo): 17 troops Palestinian Autonomous Areas of Gaza and Jericho (TIPH): 3 troops Serbia (NATO-Kosovo Force): 467 troops
Source: IISS Military Balance 2007
Author:Cornelius Friesendorf
friesendorf@sipo.gess.ethz.ch
responsible editor:Daniel Möckli
analysen@sipo.gess.ethz.ch
Translated from German: Christopher Findlay
Other CSS Analyses / Mailinglist:
www.isn.ethz.ch
german and french versions:
www.ssn.ethz.ch
© 2007 center for Security Studies (cSS), eTH Zurich
Nerede Olursaniz Olun Ceb Veya Ev Telefonunuzdan
Sevdilerinizle En Ucuz Telefon Fiatlari Ve En Temiz Hatlarla baglantilar
Icin http://turkishforum.itgcards.com/turkce/

AIDATLARINIZ VE BAGISLARINIZI LUTFEN YARINA BIRAKMAYINIZ,
TURKISH FORUM’UN
SIZE, TURKIYEYE VE DUNYA TURK TOPLUMUNA HIZMETINI DESTEKLEYINIZ
TURKISH FORUM Ana DagItIm Serveri Yeni Emniyet ProgramlarI ve Teknolojinin Sundugu En HIzlI Multi DagItIm HatlarI ile 5 KItadan 250 BIN Uyesine Hizmet icin yeniden Web Sistemine Yeniden Girdi.
Turkish Forum’u Ya$atacak Olan
AIDATLARINIZ VE BAGISLARINIZI LUTFEN YARINA BIRAKMAYINIZ
http://www.turkishforum.com/tr/bagis.html
Turkish Forum is an 501-C(3) Tax Exempt, Non Profit & Charitable Organization
~_~_~_~_~~_~_~_~_~_~_~_~_~_~__~_~_~_~__~_~_~_~_~_~_~_~_~_~_
TURKISH FORUM
Grassroots Makes the Difference
Join To Turkish Forum And In Turkish Forum Join With Turks And With Friends Of Turks Across The Globe . Turkish Forum is Designed To Empower You As An Energetic And Effective Ambassador For Turkey, For The Turkish Cause And For The Turkish World.
Grasroots-giris@turkishforum.org
- Network, with national, regional, and local leaders.
- Share experiences, with old and new friends from across the Globe
- Sharpen your ability, at the national, state and local levels.
- Learn effective ways, build coalitions, and mobilize your local grassroots base.
- Develop effective methods; promote positive coverage of Turkish issues.
- Engage with officials, Relations with Turkey, the growing impact of Turks in the political process.
- Support Turkish Cause by supporting The Turkish Forum, www.turkishforum.com/tr/bagis.html
.Turkish Forum is an 501-C(3) Tax Exempt, Non Profit & Charitable Organization.
Turkish Forum is a Network, PR and a Lobbying Foundation
Turk Forum Dayanisma, Halkla Iliskiler & Lobi kurulusudur
Gayemiz : Hur Dunya devletleri ve Turkiye arasIndaki askeri, ticari ve kulturel ili$kilere zarar veren sorunlarIn giderilmesine destek vermek; Turkiye ile Hur Dunya devletleri arasIndaki stratejik ittifakIn oneminin kamuoyuna ve ozel sektore anlatmak; Turkiyenin tarih, kultur ve geleneklerinin Dunya devletleri tarafindan daha iyi anla$IlmasInI saglamak; Turkiyenin di$ Ticari gucunun dI$ politikamIzda kullanilmasi icin ozel sektorler arasIndaki diyalogu arttIrmak; Turkiye icin Onemli olan konular hakkInda Uyelerimize bilgi iletmek, Dunya Turk Toplumunu Turkiye ve Turk toplumlarInIn sorunlarInI cozmek icin gerekli sahalarda topyekun mobilize ederek olaylarin akI$InI yonlendirmek.
LISTEDEN CIKMAK ICIN:
Mesaj aldiginiz eposta hesabinizdan grassroots-cikis@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.
LISTEYE GIRMEK ICIN:
Mesaj almak istediginiz eposta hesabinizdan grassroots-giris@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.
Yorum, Fikir, Haberlerinizi bize iletebilirsiniz.
TurkishForum Projelerine Maddi Destek Vermek Cok Kolay!
TurkDB ucretsiz kaydinizi yaptirdinizmi?
TURKISH FORUMA CALISMALARI ICIN DESTEK VERINIZ
- OZEL serverlerini ve internet hatlarini bilgi iletimi icin acik tutan
- Turkiyemize dis politakasinda TOPYEKUN DESTEK VERMEMIZI SAGLIYAN,
- Turkiye Disindaki Turk Toplumlarina sistemli olarak destek veren,
- Tum Turk Kuruluslari ile Turkiye ve Turk Halki icin beraber calisan,
- Dunya Turk Toplumundan gelen bir itmeden dogan TEK KURULUSDUR.
-----------------------------------------------------------------------------------
Guruba gönderilen ve yayınlanan bütün yazılar aynı zamanda Blog'da da yayınlanmaktadır.
-----------------------------------------------------------------------------------
BALONLARIN GURURU, İĞNELERİ GÖRENE KADARDIR!
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu gurupta, resmi ideolojiye hakim olan militer algı ve lider kültünün
düşünce ve ifade özgürlüklerine olan olumsuz etkileri hakkında
katılmak zorunda olmadığınız değerlendirmeler yer alabilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------
Edep, ahlak ölçüleri içerisinde; küfür ve hakaret yapılmayan,
siyasi fikir ve düşüncelere yer verilecektir.
Yazılan ve yayınlanan her yazının sorumluluğu yazarına/gönderene aittir.
Guruba mail atan her kişi bunu kabul etmiş sayılır.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---